Ege Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun, yerleşke içinde yapılacak tüm gösteri, yürüyüş ve basın açıklamalarını rektörlük iznine bağlayan kararı, sendikaların tepkisini çekti. Eğitim Sen İzmir 3 No'lu Üniversiteler Şubesi ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubesi, söz konusu kararın Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek yargıya başvurdu. Sendikalar, üniversitede ifade özgürlüğünün kısıtlanmaya çalışıldığını savunuyor.
Kararın İçeriği ve Gerekçesi
Ege Üniversitesi Yönetim Kurulu, merkez yerleşke ve ilçelerdeki tüm birimlerde yapılacak gösteri, yürüyüş ve basın açıklaması gibi etkinliklerin rektörlük iznine tabi olduğuna dair bir karar aldı. Karar, üniversite içindeki tüm sendikal faaliyetleri ve toplumsal eylemleri kapsıyor. Üniversite yönetimi, bu kararın 'güvenlik ve düzenin sağlanması' amacı taşıdığını öne sürerken, sendikalar bu gerekçeyi 'keyfi' ve 'hukuka aykırı' olarak nitelendiriyor.
Eğitim Sen İzmir 3 No'lu Üniversiteler Şubesi Yürütme Kurulu, yaptığı açıklamada, Anayasa'nın 28. maddesi ve 34. maddesi başta olmak üzere dernek kurma ve toplantı hakkı güvence altına alındığını hatırlattı. Açıklamada, 'Üniversiteler bilimsel özerkliğe sahiptir ve düşünceyi açıklama özgürlüğü anayasal güvence altındadır. Bu karar, akademik ortamı baskı altına almakta ve demokratik katılımı engellemektedir.' ifadelerine yer verildi.
Sendikaların Tepkisi ve Hukuki Süreç
SES İzmir Şubesi de karara sert tepki gösterdi. Şube yöneticileri, kararın iptali için İzmir İdare Mahkemesi'nde dava açılacağını duyurdu. SES İzmir Şube Başkanı, konuyla ilgili yaptığı basın açıklamasında, 'Üniversitede çalışan sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin örgütlenme hakları kısıtlanamaz. Bu karar, emek mücadelesini susturma girişimidir. Hukuk önünde bu kararın iptali için gereken her adımı atacağız.' dedi.
Eğitim Sen İzmir 3 No'lu Şubesi de benzer bir açıklama yaparak, dava sürecinin başlatıldığını bildirdi. Sendika avukatları, kararın Anayasa Mahkemesi'ne taşınabileceğini de belirtiyor. Hukuki sürecin sonucu, üniversitelerde ifade özgürlüğü açısından önemli bir emsal oluşturabilir.
Akademisyenlerden ve Öğrencilerden Destek
Karar, yalnızca sendikaları değil, aynı zamanda akademisyenleri ve öğrencileri de harekete geçirdi. Çok sayıda akademisyen, sosyal medya üzerinden karara tepki göstererek 'Üniversitede baskıya yer yok' mesajları paylaştı. Öğrenci konseyleri de demokratik hakları savunmak için ortak bir bildiri yayımlayarak, kararın geri çekilmesini talep etti.
Ege Üniversitesi öğrenci toplulukları, çeşitli etkinliklerin zaten rektörlük onayıyla yapıldığını, bu kararın gereksiz olduğunu ve öğrenci faaliyetlerini bürokrasiye boğacağını ifade etti. Ayrıca, kararın uluslararası öğrencileri de etkileyeceği, kampüs içindeki toplumsal diyaloğu zayıflatacağı yorumları yapıldı.
Üniversite Yönetiminden Açıklama
Ege Üniversitesi Rektörlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada ise, alınan kararın 'kanunların verdiği yetki çerçevesinde' ve 'kamu düzenini korumak amacıyla' alındığı vurgulandı. Açıklamada, 'Üniversitemizin huzurlu bir ortamda eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli önlemler alınmaktadır. Bu karar, hiçbir şekilde özgürlükleri kısıtlama amacı taşımamaktadır.' denildi.
Ancak sendikalar, Rektörlüğün bu açıklamasını 'yetersiz' bulduğunu belirterek, kararın geri çekilmemesi halinde farklı eylem planları olduğunu duyurdu. Sendikalar, önümüzdeki hafta üniversite önünde basın açıklaması yapma kararı aldı.
Anayasa ve Yargı Kararları Işığında Değerlendirme
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 34. maddesi, herkesin önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olduğunu güvence altına alır. Ancak bu hak, kamu düzeni ve millî güvenlik gerekçesiyle sınırlandırılabilir. Yargı kararları, bu sınırlamanın ancak kanunla ve ölçülülük ilkesine uygun olarak yapılması gerektiğini hatırlatmaktadır.
Ege Üniversitesi'nin aldığı bu karar, özel bir önlem olarak görülebilir, ancak temel hak ve özgürlükleri sınırlama potansiyeli taşıdığı için hukuki denetime açıktır. İdare Mahkemesi'nin vereceği karar, sadece Ege Üniversitesi için değil, Türkiye'deki tüm üniversiteler için bağlayıcı bir emsal oluşturabilir. Bu nedenle hukuki sürecin sonucu, akademik özgürlük ve ifade özgürlüğü açısından kritik bir önem taşımaktadır.
Sendikaların bu kararı yargıya taşıması, demokratik hukuk devleti ilkesinin gereği olarak memnuniyetle karşılanmaktadır. Üniversitelerin bilimsel özerkliği ve akademik özgürlükleri korumak adına, bu tür keyfi uygulamaların yargı denetimine açılması, toplumsal barışın ve demokrasinin güçlenmesi açısından önemlidir.