Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) Ebola salgını şiddetini artırarak sürüyor. Ülke genelinde son altı ayda virüs nedeniyle 2 bin 61 kişi hayatını kaybetti. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı son verilere göre, salgının başlangıcından bu yana 4 bin 449 doğrulanmış vaka tespit edildi. Salgın, ülkenin beş farklı eyaletinde etkisini göstermeye devam ediyor.
Ebola'nın Yeniden Yükselişi
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, 2018 yılında başlayan ve 2020’de sona eren büyük bir Ebola salgınıyla mücadele etmişti. Ancak yeni dalga, ülkenin kuzeydoğusundaki Kuzey Kivu eyaletinde ekim ayında yeniden başladı. Sağlık yetkilileri, bu kez salgının daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını ve vakaların kırsal bölgelerden kentlere taşındığını belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, bu yılki salgında hastalığın ölüm oranı %45’lerde seyrediyor.
Bölgede süren çatışmalar ve güvenlik sorunları, sağlık ekiplerinin aşı kampanyalarını ve izleme çalışmalarını zorlaştırıyor. Özellikle Beni ve Butembo kentlerinde sağlık merkezlerine erişim kısıtlıyor. Yerel halkın bazı kesimlerinde aşıya karşı güvensizlik de süreci olumsuz etkiliyor. Sağlık Bakanlığı, halkı bilgilendirme kampanyalarını yoğunlaştırdı ancak salgının kontrol altına alınması için uluslararası desteğe ihtiyaç duyuluyor.
Uluslararası Yardım ve Mücadele
Kongo Demokratik Cumhuriyeti hükümeti, Ebola ile mücadele için uluslararası kuruluşlardan acil destek istedi. Dünya Sağlık Örgütü, Afrika Birliği ve Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) bölgeye ekipler gönderdi. Ancak yetersiz finansman ve lojistik sorunlar mücadeleyi zayıflatıyor. Öte yandan komşu ülkeler Uganda, Ruanda ve Güney Sudan’da da alarm durumu ilan edildi. Sınır bölgelerinde aktif tarama ve acil aşılama programları yürütülüyor.
Ebola, 1976 yılında Kongo’da (o zamanki adı Zaire) ilk kez tespit edilen ve hem insanlarda hem de hayvanlarda ciddi kanamalara yol açan bir virüs. Hastalık, vücut sıvılarıyla temas yoluyla bulaşıyor. Korunmada en etkili yöntem, henüz tamamen iyileştirilmemiş olan aşılar ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi. Ancak Afrika’nın bazı bölgelerinde geleneksel cenaze törenleri ve sağlık sisteminin zayıflığı, virüsün yayılmasına zemin hazırlıyor.
Hastalığın 2020’deki büyük salgınında 2.300’den fazla kişi hayatını kaybetmişti. O dönemde aşı çalışmaları hızlandırılmış, ancak virüsün mutasyon geçirmesi nedeniyle tam bir başarı sağlanamamıştı. Uzmanlar, bu yılki salgının öncekilerden daha ölümcül olduğunu ve müdahale edilmezse daha fazla can kaybına neden olabileceğini belirtiyor.
Kongo'nun Sağlık Sisteminde Kırılganlık
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, dünyanın en fakir ülkelerinden biri ve sağlık altyapısı oldukça kırılgan. Ülkede yıllardır süren çatışmalar, sağlık hizmetlerine erişimi engelliyor. Doktor sayısı ve tıbbi malzeme ihtiyacı kritik seviyede. Salgınla mücadelede en büyük sorunlardan biri de beyin göçü: birçok sağlık çalışanı, daha iyi koşullar nedeniyle ülkeyi terk ediyor. Yerel halkın büyük bölümü ise temel temiz suya ve hijyen koşullarına erişemiyor, bu da hastalığın yayılmasında önemli bir etken.
Geçtiğimiz hafta açıklanan verilere göre, salgından en çok etkilenen eyaletler Kuzey Kivu ve Ituri olarak öne çıkıyor. Bu bölgelerde aynı zamanda maymun çiçeği gibi diğer salgın hastalıklar da görülüyor. Sağlık otoriteleri, birden fazla salgınla aynı anda mücadele etmek zorunda kalındığını, bu durumun kaynakları daha da zorladığını ifade ediyor.
Ebola virüsüne karşı geliştirilen Ervebo aşısı, risk altındaki bölgelerde kullanılıyor. Ancak aşılama oranı, salgının hızına yetişemiyor. Özellikle kırsal kesimdeki köylere ulaşmak hem güvenlik hem de altyapı eksikliği nedeniyle güçleşiyor. Aşı karşıtlığı propagandaları da halkın aşıya başvurmasını engelliyor.
Uzmanlar, salgının kontrol altına alınabilmesi için yalnızca tıbbi müdahalenin yeterli olmayacağını, aynı zamanda toplumsal güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor. Sağlık çalışanlarının güvenliği ve bölgedeki sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği bu noktada kritik önem taşıyor.
Batı ve Orta Afrika’da daha önce büyük salgınlara neden olan Ebola, 2014-2016 yılları arasında Batı Afrika’da 11.000’den fazla can almıştı. Bu deneyimler, uluslararası toplumun salgına karşı daha hızlı tepki vermesini sağlasa da, Afrika’da sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi konusunda hâlâ büyük adımlar atılması gerekiyor.
Bu bağlamda, Kongo’daki mevcut salgın, küresel sağlık güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Ülkenin öncelikli olarak aşı tedarikinin artırılması, sağlık çalışanlarına uluslararası destek sağlanması ve bölgedeki çatışmaların sonlandırılması gerekiyor. Salgının seyrine yönelik öngörüler ise henüz iyimser değil; önümüzdeki haftalarda vaka sayılarının artabileceği belirtiliyor.