İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze'ye yönelik saldırıların ardından uluslararası arenada yalnızlaşırken, küresel öfke dalgası her geçen gün büyüyor. ABD eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Yunanistan eski Başbakanı Alexis Çipras gibi batılı siyasi figürlerin de katıldığı eleştiriler, Netanyahu'yu "dünyada istenmeyen adam" konumuna itiyor. Gazze'deki sivil kayıpların artması, İsrail'e yönelik diplomatik baskıları da beraberinde getiriyor.
Batılı Siyasilerden Sert Eleştiriler
ABD eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Netanyahu'nun yeniden seçilmesi durumunda Washington'un çok sert bir tavır alması gerektiğini söyledi. Clinton, "Eğer yeniden seçilirse ABD çok sert tavır almalı" ifadelerini kullanarak, İsrail'in Gazze politikalarını eleştirdi. Bu açıklama, ABD'deki geleneksel İsrail destekçisi kanatta dahi bir kırılma yaşandığının işareti olarak yorumlandı.
Yunanistan eski Başbakanı Alexis Çipras ise Netanyahu'yu "Gazze Kasabı" olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Çipras, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Netanyahu'nun işlediği savaş suçlarına sessiz kalmak, insanlığa ihanettir" dedi.
Küresel Öfke Kervanına Katılanlar Artıyor
Netanyahu'ya yönelik eleştiriler sadece batılı siyasetçilerle sınırlı değil. Dünya genelinde birçok ülkeden lider, sivil toplum kuruluşu ve uluslararası örgüt, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını kınadı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, defalarca ateşkes çağrısı yaparak, Gazze'deki insani durumun "felaket" boyutunda olduğunu vurguladı.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek, Netanyahu hükümetine yönelik yaptırım çağrısında bulundu. Borrell, "Gazze'de yaşananların hesabı sorulmalı" diye konuştu.
Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail'e karşı açtığı soykırım davasına müdahil olan ülkelerin sayısı da her geçen gün artıyor. Türkiye, Mısır, Ürdün gibi ülkelerin yanı sıra birçok Latin Amerika ve Asya ülkesi de davaya destek veriyor.
Netanyahu'nun İç Politikadaki Durumu
Netanyahu, uluslararası alanda yalnızlaşırken İsrail içinde de protestolarla karşı karşıya. Rehinelerin aileleri ve muhalefet partileri, Netanyahu'yu Gazze'deki stratejinin başarısız olması ve rehinelerin kurtarılamaması nedeniyle eleştiriyor. Tel Aviv ve Kudüs'te düzenlenen gösterilerde binlerce kişi erken seçim çağrısı yapıyor.
İsrail ordusunun eski üst düzey yetkilileri de Netanyahu'nun savaş yönetimini sert şekilde eleştiriyor. Eski Mossad yetkilileri, Netanyahu'nun siyasi kariyerini kurtarmak için Gazze'deki çatışmaları sürdürdüğünü iddia ediyor.
Diplomatik İzolasyon ve Gelecek Senaryoları
Netanyahu'nun uluslararası alandaki izolasyonu, İsrail'in bölgesel ilişkilerini de etkiliyor. İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde normalleşme yaşanan bazı Arap ülkeleri, ilişkileri askıya alma sinyali veriyor. Suudi Arabistan'ın da normalleşme sürecini askıya aldığı biliniyor.
Uzmanlar, Netanyahu'nun savaş sonrası siyasi geleceğinin belirsiz olduğunu belirtiyor. İsrail'de yapılan anketler, Netanyahu'nun popülaritesinin son yılların en düşük seviyesinde olduğunu gösteriyor. Eğer seçim yapılırsa, Netanyahu'nun iktidarı kaybetme riski yüksek görünüyor.
Uluslararası Hukuk ve Sorumluluk
Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı, Netanyahu hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Mahkeme, Gazze'de işlenen olası suçlara ilişkin delilleri topluyor. Netanyahu'nun yargılanması durumunda, İsrail'in uluslararası alandaki konumu daha da zorlaşacak.
Birçok hukukçu, Netanyahu'nun "Gazze Kasabı" olarak anılmasının nedeni olarak, sivil altyapının hedef alınması, hastanelerin bombalanması ve insani yardımların engellenmesini gösteriyor. Bu eylemler, Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırılık teşkil ediyor.
Sonuç: İstenmeyen Adam
Netanyahu, bir zamanlar İsrail'in "güvenlik garantisi" olarak sunulurken, bugün dünya kamuoyunda istenmeyen bir figür haline geldi. Batılı siyasilerin dahi eleştiri oklarını yönelttiği Netanyahu, uluslararası alanda giderek yalnızlaşıyor. Gazze'deki insani kriz derinleşirken, Netanyahu'nun siyasi geleceği de tehlikeye giriyor. Küresel öfke kervanına katılanların sayısı her geçen gün artıyor ve Netanyahu'nun bu baskıya ne kadar dayanabileceği belirsizliğini koruyor.