İstanbul'un sanat merkezi Arter, 17 Eylül 2023'ten itibaren izleyiciyle buluşan "Sonra yok. Sonrası şimdi." başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Selen Ansen'in üstlendiği sergi, dünyanın sonunu bir kerelik bir kıyamet olarak değil, hâlihazırda yaşanan ve her gün yeniden üretilen bir gerçeklik olarak ele alıyor. Ekolojik yıkım, iklim krizi, savaşlar, göç ve politik belirsizliklerin iç içe geçtiği sergi, izleyiciyi "sonra" fikrinin ötesine, "şimdi"nin sorumluluğuna çağırıyor.
Sonrası yok mu, yoksa sonra mı yok?
Serginin başlığı, sonun bir zaman meselesi olmaktan çok bir mekân ve durum meselesi olduğunu imliyor. "Sonra yok" ifadesi, geleceğin tükendiği bir ufka işaret ederken; "Sonrası şimdi" ise bu tükenişin içinde yaşadığımız anı yeniden düşünmeye davet ediyor. Küratör Selen Ansen, sergi metninde, dünyanın sonunun tek bir olay değil, sömürgecilik, kapitalizm ve insan merkezli düşünce sistemlerinin yol açtığı yavaş bir süreç olduğunu vurguluyor. Bu süreç, gezegenin her köşesinde farklı biçimlerde tezahür ediyor: orman yangınları, sel felaketleri, kuraklık, savaşlar, zorunlu göçler.
Sergi, 20'den fazla sanatçının işlerini bir araya getiriyor. Aralarında Pierre Huyghe, Dora Budor, Jimmie Durham, İnci Eviner, Hito Steyerl gibi isimlerin bulunduğu sergide, video, yerleştirme, heykel, fotoğraf ve ses işleri yer alıyor. Eserler, izleyiciyi pasif bir seyirci olmaktan çıkarıp, içinde bulunduğumuz ekolojik ve politik gerçeklikle yüzleşmeye davet ediyor.
Ekolojik ve politik gerçeklerin kesişimi
"Sonra yok. Sonrası şimdi." sergisi, ekolojik krizin yalnızca doğal bir felaket değil, aynı zamanda politik bir mesele olduğunu ortaya koyuyor. İklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, su kıtlığı gibi sorunlar, kapitalist üretim ilişkileri, sömürgeci miras ve otoriter yönetim pratikleriyle doğrudan bağlantılı. Sergide yer alan işler, bu bağlantıları görünür kılarak, izleyiciyi "masum" bir doğa anlayışının ötesine taşıyor.
Örneğin, Hito Steyerl'in "Hell Yeah We Fuck Die" (2016) adlı video yerleştirmesi, savaş teknolojileri, finans kapitalizmi ve dijital gözetim arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Jimmie Durham'ın heykelleri ise insan-merkezli düşünce sistemlerini ve doğanın metalaştırılmasını eleştiriyor. İnci Eviner'in çizimleri, beden politikaları ile ekolojik yıkım arasındaki bağlantıları araştırıyor.
Sergi, aynı zamanda bir eylem çağrısı niteliğinde. Küratör Ansen, "Sonrası şimdi" diyerek, geleceği kurtarma sorumluluğunun bugüne ait olduğunu hatırlatıyor. Bu sorumluluk, yalnızca bireysel değişimlerle değil, kolektif politik mücadeleyle mümkün. Sergi, izleyiciyi bu mücadelenin bir parçası olmaya davet ediyor.
Arter'de sanat ve siyasetin kesişme noktası
Arter, 2010 yılından bu yana İstanbul'da çağdaş sanatın önemli merkezlerinden biri. 2019'da Dolapdere'deki yeni binasına taşınan kurum, sergiler, performanslar, film gösterimleri ve atölyelerle geniş bir izleyici kitlesine ulaşıyor. "Sonra yok. Sonrası şimdi." sergisi, Arter'in toplumsal meselelere duyarlı programlama çizgisini sürdürüyor.
Sergi, 2024 yılına kadar ziyarete açık kalacak. Küratörlüğünü Selen Ansen'in yaptığı sergi, aynı zamanda bir kitap ve etkinlik programıyla destekleniyor. Paneller, söyleşiler ve atölyelerle izleyici, serginin ortaya attığı soruları daha derinlemesine tartışma imkânı buluyor.
Sonuç: Sanat, politika ve ekoloji üçgeninde bir çağrı
"Sonra yok. Sonrası şimdi." sergisi, sanatın yalnızca estetik bir deneyim değil, aynı zamanda politik bir müdahale olduğunu gösteriyor. İçinde yaşadığımız dünyanın ekolojik ve politik gerçeklerine ayna tutan sergi, izleyiciyi rahatsız ederek düşündürüyor. Dünyanın sonu gelmedi belki ama sonun sürekli yeniden üretildiği bir çağda yaşıyoruz. Arter, bu çağın tanıklığını sanat aracılığıyla kayda geçiriyor. Sergi, 2024 boyunca görülebilir. Sanatseverler ve politik meselelere ilgi duyanlar için kaçırılmayacak bir deneyim.