Her yıl 4 Ekim'de kutlanan Dünya Hayvanları Koruma Günü, hayvanların yaşam hakkına dikkat çekmek ve onlara yönelik şiddeti gündeme taşımak amacıyla düzenleniyor. Ancak bu yıl da kutlamalar, artan hayvan hakları ihlalleri ve sokak hayvanlarına yönelik tartışmalı politikaların gölgesinde gerçekleşiyor. Dünya genelinde milyonlarca hayvan kötü muamele, ihmal ve yasadışı avlanma ile karşı karşıya. Türkiye'de ise son dönemde sokak hayvanlarına yönelik düzenlemeler, hayvanseverler ile karar alıcılar arasında gerilimi artırmış durumda.
Hayvan Hakları İhlalleri Artıyor
Dünya Hayvanları Koruma Günü, ilk olarak 1931 yılında Floransa'da düzenlenen Uluslararası Hayvan Koruma Kongresi'nde kabul edildi. O günden bu yana her 4 Ekim'de çeşitli etkinliklerle hayvanların korunması gerektiği vurgulanıyor. Ne yazık ki aradan geçen 90 yılı aşkın sürede hayvanlara yönelik tehditler azalmadı; aksine iklim krizi, habitat kaybı, endüstriyel tarım ve hayvan deneyleri gibi konularla daha da karmaşık hale geldi.
Türkiye'de hayvan hakları savunucuları, özellikle 2024 yılında kabul edilen ve sokak hayvanlarını sokaklardan toplamayı öngören yasa sonrası endişeli. Yasa, saldırgan veya tehlikeli olduğu iddia edilen köpeklerin toplatılmasını ve barınaklarda tutulmasını içeriyor. Hayvanseverler, bu düzenlemenin uygulamada hayvanların öldürülmesine veya kötü koşullarda yaşamaya mahkum edilmesine yol açacağını belirtiyor. Barınaklardaki kapasite yetersizliği ve denetim eksikliği, endişeleri artırıyor.
Sokak Hayvanları Yasası Tartışmaları
Hayvan hakları dernekleri, 4 Ekim vesilesiyle bir kez daha yetkililere çağrıda bulundu. Türkiye'de faaliyet gösteren çeşitli sivil toplum kuruluşları, sokak hayvanlarının kısırlaştırılması, aşılanması ve sahiplendirilmesi yoluyla sorunun çözülmesi gerektiğini savunuyor. Ancak mevcut yasa, toplama ve barınaklara yerleştirme esasına dayanıyor. Hayvanseverlere göre bu politika, hayvanları korumak yerine onları görünmez kılıyor ve acılarını artırıyor.
Öte yandan, bazı yerel yönetimler hayvan dostu uygulamalara imza atıyor. Örneğin, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerde sokak hayvanları için besleme noktaları ve mobil klinikler oluşturuluyor. Ancak bu çabalar, ülke genelinde tutarlı bir politikanın yokluğunda yeterli olmuyor. Uzmanlar, hayvan haklarının anayasal güvence altına alınması ve hayvan polisliği gibi uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini vurguluyor.
Dünyada Durum: Kimi Koruyor, Kimi Yok Ediyor?
Dünya Hayvanları Koruma Günü, sadece sokak hayvanlarını değil, tüm hayvan türlerini kapsıyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) verilerine göre, son 50 yılda omurgalı hayvan popülasyonlarında %68'lik bir azalma yaşandı. Nesli tükenme tehlikesi altındaki türlerin sayısı 40 bini aşmış durumda. Yasadışı avcılık, ormansızlaşma ve kirlilik, bu yok oluşun başlıca nedenleri arasında.
Bazı ülkeler hayvan hakları konusunda önemli adımlar atıyor. Örneğin, Hollanda ve Almanya'da hayvan hakları anayasal düzeyde korunuyor. Yeni Zelanda, 2015 yılında hayvanlara karşı duyarlılığı tanıyan yasalar çıkardı. Buna karşın, bazı Asya ve Afrika ülkelerinde hayvanlar hâlâ eğlence, gıda ve tıbbi deney amaçlı sömürülüyor. Küresel ölçekte hayvan refahı standartları arasındaki uçurum, "kimi koruyor, kimi yok ediyoruz?" sorusunu haklı çıkarıyor.
Ne Yapılmalı?
Hayvan hakları savunucuları, 4 Ekim'in sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir eylem çağrısı olduğunu belirtiyor. Öneriler arasında şunlar yer alıyor:
- Kısırlaştırma ve aşılama kampanyalarının yaygınlaştırılması,
- Barınak koşullarının iyileştirilmesi ve denetimlerin artırılması,
- Hayvanlara yönelik şiddetin caydırıcı cezalarla önlenmesi,
- Hayvan haklarının anayasal güvence altına alınması,
- Eğitim müfredatına hayvan sevgisi ve hakları derslerinin eklenmesi.
Ayrıca, bireysel sorumluluk da büyük önem taşıyor. Evcil hayvan sahiplenirken geri dönüşü olmayan bir taahhütte bulunulduğu unutulmamalı; hayvanlar oyuncak değil, canlı varlıklardır. Sokakta yaşayan hayvanlar için kapınızın önüne bir kap su ve mama koymak dahi fark yaratabilir.
Sonuç: Birlikte Yaşam Mümkün
Dünya Hayvanları Koruma Günü, insanın doğayla ve diğer canlılarla olan ilişkisini sorgulamak için bir fırsat. Kimi ülkeler hayvanları korumak için yasalar çıkarırken, kimi ülkelerde hâlâ hayvanlar metalaştırılıyor. Türkiye özelinde ise sokak hayvanlarına yönelik politikaların insani ve etik bir çerçevede yeniden ele alınması gerekiyor. Unutmayalım ki bir toplumun medeniyet seviyesi, hayvanlara gösterdiği merhametle ölçülür. 4 Ekim, sadece bugün değil, her gün hatırlanması gereken bir sorumluluğun simgesi.