Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları ve doğal kaynaklar üzerindeki rekabet, yeni bir cephede kızışıyor. Atina'nın Fransa'nın desteğiyle yeniden canlandırmaya çalıştığı deniz altı kablo projesi, Ankara'nın kıta sahanlığı konusundaki kararlılığı ve Oruç Reis gemisinin sahadaki varlığıyla bir kez daha gerilim hattına dönüştü. Türkiye'nin itirazlarına rağmen ilerletilmek istenen proje, iki ülke arasındaki deniz yetki alanları anlaşmazlığını derinleştiriyor.
Atina'nın Kablo Planı ve Fransa Desteği
Yunanistan, Doğu Akdeniz'de veri iletişimini güçlendirmek ve bölgesel etkisini artırmak amacıyla deniz altı fiber optik kablo ağı kurmayı hedefliyor. Proje, Girit ile Kıbrıs arasında bir bağlantı oluşturmayı ve buradan da Orta Doğu'ya uzanmayı öngörüyor. Atina yönetimi, projeye Fransa'dan teknik ve siyasi destek alarak hayata geçirmeyi planlıyor. Ancak bu güzergah, Türkiye'nin kıta sahanlığı iddia ettiği sularla çakışıyor. Türkiye, uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunduğu bu girişime karşı çıkıyor ve bölgedeki haklarını korumakta kararlı olduğunu vurguluyor.
Yunanistan'ın adımları, 2020 yılında imzalanan ve Türkiye'nin geçersiz saydığı Mısır ile deniz yetki alanı anlaşmasına dayanıyor. Atina, bu anlaşmayı referans alarak kablo projesinin güzergahını belirliyor. Fransa ise hem NATO müttefiki olarak hem de bölgesel çıkarları doğrultusunda Yunanistan'a destek veriyor. Fransız enerji şirketleri ve savunma sanayii, projede yer almak için istekli görünüyor.
Ankara'nın Oruç Reis Hamlesi ve Saha Varlığı
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki haklarını korumak için somut adımlar atmaya devam ediyor. Oruç Reis sismik araştırma gemisi, refakatindeki donanma unsurlarıyla birlikte bölgeye gönderildi. Gemi, Türkiye'nin kıta sahanlığı içinde olduğunu belirttiği alanlarda sismik araştırma yapacak. Bu hamle, Ankara'nın sahadaki varlığını ve kararlılığını gösteriyor. Daha önce de benzer görevler üstlenen Oruç Reis, 2020'de de tartışmaların odağında yer almıştı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan'ın kablo projesine ilişkin yaptığı açıklamada, "Bölgede tek taraflı adımlar atılmasına izin verilmeyeceğini" belirtti. Ankara, diyalog kapısının açık olduğunu ancak haklarından vazgeçmeyeceğini yineliyor. Savunma kaynakları, Oruç Reis'in görev süresinin belirsiz olduğunu ve gelişmelere göre uzatılabileceğini aktarıyor.
Bölgesel ve Uluslararası Dengeler
Doğu Akdeniz'deki gerilim, sadece Türkiye ile Yunanistan arasında değil, aynı zamanda Avrupa Birliği, Fransa, Mısır ve Kıbrıs Rum Yönetimi'ni de ilgilendiriyor. AB, Yunanistan'ın pozisyonuna destek verirken, Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditlerini zaman zaman gündeme getiriyor. Ancak Almanya gibi bazı ülkeler, tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor.
Enerji ve veri güvenliği açısından da kritik olan bu proje, Doğu Akdeniz'deki jeopolitik rekabetin bir yansıması. Deniz altı kabloları, internet trafiğinin büyük bölümünü taşıdığı için stratejik öneme sahip. Yunanistan, bu projeyle hem enerji hem de veri koridorlarında söz sahibi olmayı amaçlıyor. Türkiye ise kendi alternatif güzergahlarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklarını savunuyor.
Son Durum ve Beklentiler
Şu anda Oruç Reis, belirlenen bölgede araştırma çalışmalarına başlamış durumda. Yunanistan, geminin varlığına tepki göstererek Avrupa Birliği'ni acil toplantıya çağırdı. Fransa, bölgeye savaş uçakları ve fırkateyn gönderme sinyali verdi. Türkiye ise geri adım atmayacağını, kıta sahanlığı haklarının uluslararası hukuk çerçevesinde korunacağını açıkladı.
Uzmanlar, taraflar arasında doğrudan bir çatışma riskinin düşük olduğunu ancak gerilimin uzun süre devam edebileceğini öngörüyor. Diplomatik kanalların açık tutulması ve diyalog çağrıları önem taşıyor. Doğu Akdeniz'deki bu satranç oyunu, bölgesel istikrarı ve enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin Oruç Reis hamlesi, sahada güçlü bir mesaj verirken, Atina'nın kablo projesi ise uluslararası destek arayışını sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde tarafların atacağı adımlar, gerilimin seyrini belirleyecek.