Beyaz Saray'da gerçekleşen Trump-Erdoğan görüşmesinin hemen ardından, Türkiye'nin ABD'den 8.6 milyar metreküp doğalgaz satın aldığı ortaya çıktı. Bu alımın toplam maliyeti 2 milyar 667 milyon dolar olarak açıklandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, anlaşma 2025-2026 yıllarını kapsayan bir tedarik sözleşmesi çerçevesinde gerçekleştirildi. Ancak bu devasa rakam, Türkiye'nin enerji bağımlılığı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, bu anlaşmanın cari açık üzerindeki etkisini ve Rusya'ya olan bağımlılığı azaltma stratejisiyle ilişkisini mercek altına alıyor.
Anlaşmanın Detayları ve Stratejik Boyutu
Söz konusu doğalgaz alımı, Türkiye'nin enerji portföyünü çeşitlendirme hedefinin bir parçası olarak görülüyor. Enerji uzmanlarına göre, bu anlaşma ile Türkiye, Rusya'dan ithal ettiği doğalgaz miktarını azaltmayı ve fiyat avantajı elde etmeyi amaçlıyor. Enerji Politikaları Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özyurt, konuyla ilgili değerlendirmesinde, "ABD'den yapılan bu alım, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından önemli bir adım. Ancak ödenen bedel, bütçe dengesi üzerinde ciddi bir yük oluşturabilir" dedi.
Anlaşma kapsamında, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olarak mı yoksa boru hattıyla mı teslimat yapılacağı henüz netleşmedi. Enerji Bakanlığı yetkilileri, "Teslimat yöntemi teknik detaylar arasında yer alıyor. Ancak hem LNG hem de boru hattı seçenekleri değerlendiriliyor" açıklamasında bulundu. ABD'den ithal edilecek doğalgazın, özellikle İstanbul ve Ankara'daki doğalgaz çevrim santrallerinde kullanılması planlanıyor.
Ekonomik Etkileri ve Cari Açık Endişesi
2 milyar 667 milyon dolarlık bu alım, Türkiye'nin yıllık enerji ithalat faturasının yaklaşık yüzde 5'ine tekabül ediyor. 2024 yılında toplam enerji ithalatı 55 milyar doları bulmuştu. Bu anlaşma, cari açığın kapanmasına yönelik hükümetin çabalarına rağmen, ithalat bağımlılığını artıran bir unsur olarak değerlendiriliyor. Ekonomist Dr. Elif Demirtaş, "Bu tür büyük ölçekli alımlar, kısa vadede döviz talebini artırarak TL üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak uzun vadede, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi olumlu bir strateji" şeklinde görüş belirtti.
Hükümet yetkilileri ise anlaşmanın ekonomik faydalarına dikkat çekiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Bu anlaşma, Amerikan tarafıyla ilişkilerimizi güçlendirirken, enerji maliyetlerimizi de düşürecek. Uzun vadede cari açığa olumlu katkı sağlayacak" dedi. Ancak muhalefet partileri, anlaşmanın şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmadığını ve bedelin yüksek olduğunu öne sürüyor.
Enerji Bağımlılığı ve Gelecek Perspektifi
Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 70'ini ithalatla karşılıyor. Bu bağımlılık, ulusal güvenlik açısından kırılganlık yaratıyor. Uzmanlar, bu anlaşmanın yanı sıra yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verilmesi gerektiğini vurguluyor. Enerji Derneği Başkanı Av. Sinan Uyanık, "Doğalgaz alımları kısa vadeli çözümler; asıl hedef, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının payını artırmak olmalı" dedi.
Bu anlaşma, Türkiye'nin ABD ile enerji alanında iş birliğini derinleştirme stratejisinin bir parçası olarak da okunabilir. Önümüzdeki dönemde nükleer enerji projeleri ve doğalgaz arama faaliyetleri, enerji politikasının ana gündem maddeleri arasında yer alacak gibi görünüyor. Ancak bu tür devasa alımların bedeli, vatandaşın faturasına nasıl yansıyacak? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki aylarda netleşecek.