Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi, tarihi Birkleyn Mağaraları'nı etkilemesi beklenen bir maden projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde kritik bir karar verdi. Mahkeme, Diyarbakır Barosu'nun açtığı davada, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen "ÇED gerekli değildir" kararının yürütmesini, itiraz yolu kapalı olmak üzere oybirliğiyle durdurdu. Karar, 8 bin yıllık geçmişe sahip Birkleyn Mağaraları ve çevresindeki ekosistem için önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
Birkleyn Mağaraları neden önemli?
Birkleyn Mağaraları, Diyarbakır'ın Lice ilçesi yakınlarında yer alıyor ve arkeolojik açıdan dünyanın en eski mağaraları arasında sayılıyor. Mağaralarda Neolitik döneme ait izler bulunuyor; ayrıca bölge, "dünyanın başladığı ve bittiği yer" olarak mitolojik anlatılara konu oluyor. Efsaneye göre, buradaki su kaynağı "ölümsüzlük suyu" olarak biliniyor. Mağara, aynı zamanda birçok endemik bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Diyarbakır Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, mağaranın sadece bölgesel değil, küresel ölçekte korunması gereken bir kültürel miras olduğunu vurguladı.
Maden projesi ve ÇED kararı
Bölgede bir şirket tarafından maden işletmesi planlanıyordu. Şirket, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na başvurarak ÇED muafiyeti talep etmişti. Bakanlık, projenin çevreye önemli bir etkisi olmayacağı gerekçesiyle "ÇED gerekli değildir" kararı vermişti. Ancak Diyarbakır Barosu, bu kararın hukuka aykırı olduğunu savunarak dava açtı. Baro, maden faaliyetinin mağaralara, yeraltı sularına ve bölgenin ekolojik dengesine geri dönülemez zararlar vereceğini ileri sürdü. Mahkeme, bilirkişi raporları ve mevzuatı dikkate alarak, projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediğine hükmetti ve yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Yerel halkın ve sivil toplumun tepkisi
Karar, Diyarbakır başta olmak üzere çevre aktivistleri ve yerel halk tarafından memnuniyetle karşılandı. Birkleyn Mağaraları'nın korunması için imza kampanyaları düzenlenmiş, sosyal medyada geniş yankı bulmuştu. Bölge halkı, maden faaliyetlerinin sadece mağaraları değil, aynı zamanda tarım ve hayvancılığı da olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Diyarbakır Barosu, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Doğal ve kültürel mirasımızın korunması için hukuk mücadelemiz sürecek" ifadelerini kullandı.
Bu karar, çevre hukuku açısından da emsal niteliği taşıyor. Türkiye'de benzer projelerde sıkça başvurulan "ÇED gerekli değildir" kararlarının yargı denetimine tabi olduğunu bir kez daha gösterdi. Uzmanlar, bu tür kararların bilimsel verilerle ve şeffaf bir şekilde alınması gerektiğini, aksi halde mahkemelerin müdahil olacağını belirtiyor.
Gelecek adımlar
Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı, maden projesini şimdilik askıya aldı. Ancak süreç henüz bitmiş değil. Şirket, karara itiraz edebilir veya yeni bir ÇED raporu hazırlayarak başvuruda bulunabilir. Diyarbakır Barosu ise mağaraların kalıcı olarak korunması için mağaranın arkeolojik sit alanı ilan edilmesi ve maden ruhsatlarının iptali için hukuki girişimlere devam edeceğini duyurdu. Birkleyn Mağaraları'nın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınması için de çalışmalar sürüyor.
Bölgenin binlerce yıllık tarihi, sadece Diyarbakır'ın değil, insanlığın ortak mirasıdır. Bu mirası korumak, bugünkü nesillerin olduğu kadar gelecek kuşakların da hakkıdır. Mahkeme kararı, bu bilincin hukuki bir zaferi olarak kayıtlara geçti.