TercihHaber
Telegram
SON DAKİKA
Siyaset

Dışlayıcı Mimarlık: Kamusal Alanı Şekillendiren Görünmez Engeller

✍️ TercihHaber 📖 2 dk okuma
Dışlayıcı Mimarlık: Kamusal Alanı Şekillendiren Görünmez Engeller

Bir park bankına eklenen kolçak, sadece yaslanmayı zorlaştırmakla kalmaz; evsizlerin uyumasını, yaşlıların rahat oturmasını, çocukların oyun oynamasını da engeller. Kaldırımlardaki ani eğimler, tekerlekli sandalye kullanıcıları için aşılmaz duvarlar örer. Meydanların boş, süssüz beton yüzeyleri ise toplanmayı, oturmayı, kalabalık etkinlikleri caydırır. Tüm bunlar, tasarımın estetik ve güvenlik kılıfı altında uyguladığı görünmez ama etkili bir dışlama mekanizmasını oluşturur. Dışlayıcı mimarlık (hostile architecture), kamusal alanın aslında herkese ait olmadığını, kimlerin kullanabileceğinin tasarım yoluyla belirlendiğini gözler önüne seriyor.

Kentsel Tasarımda Gizli Ayrımcılık

Dışlayıcı mimarlık, genellikle belirli davranışları caydırmak için fiziksel öğeler kullanır. Örneğin, İstanbul'daki birçok metro durağında bulunan kamçılı koltuklar, üzerinde uzanmayı imkânsız kılar. Aynı şekilde, oturma alanlarına yerleştirilen kolçaklar, bir kişinin yatmasını engellerken, birden fazla kişinin aralıklı olarak oturmasını zorunlu kılar. Belediye yetkilileri bu tür tasarımları güvenlik ve hijyen gerekçeleriyle savunsa da, eleştirmenler bunların evsizleri, gençleri ve dezavantajlı grupları hedef aldığını belirtiyor. Kaldırımlardaki eğimler ise sadece su tahliyesi için değil, kaykaycıları, bisikletlileri ve bebek arabalı ebeveynleri engellemek için de kullanılabiliyor. Bu uygulamalar, kamusal alanı yalnızca belirli bir kesim -genellikle tüketici, çalışan, genç ve sağlıklı bireyler- için tasarlanmış hale getiriyor.

Tarihsel Arka Plan ve Küresel Örnekler

Dışlayıcı mimarlık yeni bir olgu değil. 1980'lerde Birleşik Krallık'ta yaygınlaşan 'kentsel savunma' anlayışı, suçu azaltma adına kamusal alanları sert, oturulamaz ve kullanılamaz hale getirdi. Günümüzde Londra'daki bazı bankların ortasına demir çubuklar eklenmesi, New York'taki otobüs duraklarının eğimli oturakları ve Tokyo'daki parklarda gece ışıklarının aniden kısılması, aynı zihniyetin ürünü. Türkiye'de de özellikle büyükşehirlerde benzer örneklere rastlanıyor. Ankara'da bir zamanlar meydanlara yerleştirilen sivri taşlar, kaykaycıları engellemek için kullanılırken, İzmir'deki sahil bandındaki yüksek basamaklar tekerlekli sandalye erişimini kısıtlıyor. Bu tasarımların ortak noktası, sorunu çözmek yerine sadece semptomları bastırması; evsizlik, güvenlik veya temizlik gibi toplumsal meseleleri, mimarlık yoluyla görünmez kılması.

Eleştirmenler, dışlayıcı mimarlığın aslında kentsel eşitsizliği derinleştirdiğini savunuyor. Kamusal alan, herkesin eşit erişim hakkına sahip olduğu bir yer olmaktan çıkıp, yalnızca 'istenen' kullanıcılar için işlevsel hale geliyor. Oysa kentsel tasarım, tüm bireylerin ihtiyaçlarını gözeten kapsayıcı bir yaklaşımla yeniden ele alınabilir. Örneğin, oturma alanları farklı pozisyonlarda oturmaya izin verecek şekilde tasarlanabilir; eğimler rampalarla dengelenebilir; meydanlar ise geçici etkinliklerle canlandırılabilir. Sonuçta, dışlayıcı mimarlık sadece bir tasarım tercihi değil, aynı zamanda toplumsal ve politik bir sınır çizme eylemidir. Kamusal alanın gerçek anlamda herkese ait olması için, bu sınırların sorgulanması ve aşılması gerekiyor.

Etiketler:
dislayici-mimarlikkamusal-alankentsel-tasarimayrimcilikevsizler

İlgili Haberler

Trump'ın 'Canavar'ı Ankara'da: Konvoy Araçları Türkiye'ye Ulaştı
Siyaset

Trump'ın 'Canavar'ı Ankara'da: Konvoy Araçları Türkiye'ye Ulaştı

2 dk önce

Trump'ın konvoy araçları Ankara'ya getirildi
Siyaset

Trump'ın konvoy araçları Ankara'ya getirildi

4 dk önce

CHP Avcılar gençliğinden Gürsel Tekin'e protesto
Siyaset

CHP Avcılar gençliğinden Gürsel Tekin'e protesto

6 dk önce

Traktör şarampole devrildi: Mehmet Eşmeli hayatını kaybetti
Siyaset

Traktör şarampole devrildi: Mehmet Eşmeli hayatını kaybetti

6 dk önce