Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan'ın Batı Trakya Türk Azınlığının itirazlarına rağmen Gümülcine ve İskeçe'ye müftü atamasına tepki gösterdi. Bakanlık açıklamasında, Yunanistan'ın azınlığın seçtiği müftüleri tanımadığı vurgulanarak, yetkililere meşru müftüleri tanıma ve atanmış müftülerin görevlerini sonlandırma çağrısı yapıldı. Bu gelişme, Türkiye ile Yunanistan arasında azınlık hakları konusundaki anlaşmazlıkları yeniden gündeme taşıdı.
Yunanistan'ın müftü ataması ve azınlığın tepkisi
Yunanistan hükümeti, Batı Trakya'daki Türk Azınlığın itirazlarına rağmen Gümülcine ve İskeçe kentlerine yeni müftüler atadı. Edinilen bilgilere göre, atama kararı azınlık temsilcileriyle istişare edilmeden alındı ve bölgede yaşayan Türklerin büyük çoğunluğu tarafından seçilmiş olan mevcut müftülerin görevine son verilmesi öngörülüyor. Azınlık üyeleri, yıllardır kendi dini liderlerini seçme hakkına sahip olduklarını belirterek, Atina'nın bu adımını tanımadıklarını açıklamıştı.
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Yunanistan makamlarını, Azınlığın seçtiği meşru Müftüleri tanımaya ve atanmış müftülerin bir an önce görevlerine son vermeye davet ediyoruz" ifadelerine yer verildi. Bakanlık, bu tür uygulamaların 1923 Lozan Barış Antlaşması'ndan doğan hakları ihlal ettiğini ve iki ülke arasındaki iyi komşuluk ilişkilerine zarar verdiğini kaydetti.
Lozan Antlaşması ve Batı Trakya Türk Azınlığı
Batı Trakya Türk Azınlığı, 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ile azınlık statüsü kazanmış ve dini, eğitim ve kültürel hakları güvence altına alınmıştı. Antlaşmanın 40. maddesi, azınlıkların kendi dini kurumlarını kurma ve yönetme hakkını tanırken, 41. maddesi de dini liderlerin seçim usullerine atıfta bulunuyor. Yunanistan'ın 1990'lı yıllardan bu yana müftüleri merkezi olarak atama uygulaması, azınlığın seçme hakkını fiilen ortadan kaldırıyor. Azınlık, kendi seçtiği müftüleri "meşru" olarak nitelendirirken, Atina yönetimi atanmış müftülerin yasal olduğunu savunuyor. Bu anlaşmazlık, son yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşınmış ve mahkeme, azınlığın seçme hakkının ihlal edildiğine dair kararlar vermişti.
Uluslararası hukuk uzmanları, Yunanistan'ın bu tutumunun Lozan Antlaşması'nın ruhuna aykırı olduğunu belirtiyor. Azınlık temsilcileri ise son atamaların bölgede gerginliği artıracağı uyarısında bulunuyor. Gümülcine ve İskeçe'de yaşayan Türkler, geçmişte olduğu gibi bu atamalara karşı protesto gösterileri düzenlemeye hazırlanıyor.
Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yeni gerilim
Bu gelişme, Türkiye ile Yunanistan arasında son dönemde yaşanan yumuşama sürecine rağmen azınlık hakları konusunda önemli bir anlaşmazlık olarak öne çıkıyor. İki ülke arasında Ege sorunları, kıta sahanlığı ve silahsızlandırılmış adalar gibi konularda diyalog kanalları açık olsa da, Batı Trakya'daki Türk azınlığın hakları sık sık gerginlik nedeni oluyor. Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması, Ankara'nın azınlık hakları konusundaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu.
Yunanistan'ın son yıllarda azınlık okullarını kapatma, dernekleri yasaklama ve müftü atamaları gibi uygulamaları, uluslararası kuruluşların raporlarına da yansımış durumda. Avrupa Konseyi ve AGİT gibi kuruluşlar, Yunanistan'ı azınlık haklarına saygı duymaya çağırmıştı. Ancak Atina yönetimi, bu eleştirileri içişlerine müdahale olarak değerlendiriyor.
Uzmanlar, Türkiye'nin tepkisinin diplomatik kanallardan sürdürüleceğini, ancak konunun uluslararası platformlara taşınabileceğini belirtiyor. Batı Trakya Türk Azınlığı'nın seçilmiş müftüleri etrafında birleşmesi ve Yunanistan'ın adımını geri almaması durumunda, iki ülke arasında yeni bir diplomatik krizin kapıda olduğu ifade ediliyor.
Öte yandan, Yunanistan'ın müftü atamalarına ilişkin yasal düzenlemeleri, ülke içinde de tartışma yaratmış durumda. Bazı hukukçular, atamaların anayasal ve uluslararası yükümlülüklere aykırı olduğunu savunurken, hükümet yetkilileri uygulamanın "kamu düzeni" gerekçesiyle meşru olduğunu öne sürüyor. Ancak azınlık temsilcileri, bu gerekçenin inandırıcı olmadığını ve asıl amacın azınlığın dini özerkliğini zayıflatmak olduğunu dile getiriyor.
Sonuç olarak, Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması, Türkiye'nin Batı Trakya Türk Azınlığı'nın haklarını koruma konusundaki kararlılığını gösterirken, Yunanistan'ın atama kararı iki ülke arasındaki diyalog sürecine zarar verme potansiyeli taşıyor. Uluslararası toplumun bu konudaki tutumu ve azınlığın mücadelesi, önümüzdeki günlerde gelişmeleri belirleyecek.