Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Yunanistan'ın bugün Ege Denizi'ni de kapsayacak şekilde ilan ettiği Turizm Özel Mekansal Çerçevesi hakkında yazılı bir açıklama yaptı. Keçeli, bu girişimin, uluslararası antlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş coğrafi formasyonlar da dahil olmak üzere, iki ülke arasındaki birbiriyle bağlantılı Ege sorunları bağlamında yeni bir tahrik unsuru oluşturduğunu belirtti.
Egemenlik Tartışmaları ve Uluslararası Hukuk
Keçeli, Yunanistan'ın tek taraflı olarak ilan ettiği bu çerçevenin, Ege Denizi'ndeki egemenliği tartışmalı ada, adacık ve kayalıkların statüsünü etkilemeye yönelik olduğunu ifade etti. Türkiye'nin, bu tür tek taraflı adımların uluslararası hukuka ve mevcut anlaşmalara aykırı olduğunu daha önce de vurguladığını hatırlatan Keçeli, “Yunanistan'ın bu girişimi, Ege'de barış ve istikrarı bozucu niteliktedir. Uluslararası antlaşmalarla belirlenmiş statüleri hiçe sayarak, hukuki dayanaktan yoksun şekilde hareket etmek kabul edilemez” dedi.
Dışişleri Sözcüsü, Türkiye'nin Ege Denizi'ndeki hak ve menfaatlerini koruma konusundaki kararlılığını yineleyerek, “Bu çerçevenin hukuki geçerliliği yoktur. Türkiye, kendi kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge haklarını koruyacaktır. Yunanistan'ı uluslararası hukuka saygı göstermeye ve Türkiye ile işbirliği içinde hareket etmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Turizm Planının Kapsamı ve Türkiye'nin Tepkisi
Turizm Özel Mekansal Çerçevesi, Yunanistan'ın turizm yatırımlarını ve altyapı projelerini düzenlemek amacıyla hazırlanan bir plan olarak biliniyor. Ancak planın Ege Denizi'ndeki adaları ve hatta tartışmalı bölgeleri kapsaması, Türkiye tarafından egemenlik ihlali olarak değerlendiriliyor. Keçeli, bu planın, Yunanistan'ın Doğu Ege adalarını silahlandırma politikasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
Ege Denizi'ndeki birçok ada, 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması ile Yunanistan'a bırakılmıştır. Ancak bazı ada, adacık ve kayalıkların egemenliği konusunda taraflar arasında görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Türkiye, özellikle gayri askeri statüdeki Doğu Ege adalarının silahlandırılmasını ve karasuları ihlallerini sürekli gündeme getirmektedir. Yunanistan'ın ise bu adaların egemenliğinin tartışmasız olduğunu savunmaktadır.
Diplomatik Süreç ve Türkiye'nin Beklentileri
Keçeli, Türkiye'nin Ege sorunlarının çözümünde diyalog ve müzakereden yana olduğunu ancak bu tür tek taraflı adımların diyalog ortamına zarar verdiğini kaydetti. “Türkiye, Ege'deki sorunların barışçıl yollarla, uluslararası hukuka uygun şekilde çözülmesini arzulamaktadır. Ancak Yunanistan'ın bu tür provokatif uygulamaları, müzakerelerin önünü tıkamaktadır. Yunanistan'ı sağduyulu davranmaya ve Türkiye ile istişare mekanizmalarını kullanmaya çağırıyoruz” dedi.
Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, konunun ilgili uluslararası platformlarda da gündeme getirileceğini ve Türkiye'nin itirazlarını resmi olarak ileteceğini belirtti. Bu kapsamda, Yunanistan'ın BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) taraf olmadığına da dikkat çeken Keçeli, “Yunanistan, UNCLOS'a taraf olmadığı için Ege'deki deniz yetki alanları konusunda tek taraflı düzenlemeler yapma hakkına sahip değildir. Bu tür girişimlerin hukuki dayanağı yoktur” ifadelerini kullandı.
Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Değerlendirme
Uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre, Yunanistan'ın bu tür planları, Ege'deki gerilimi artırma riski taşıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, Türkiye'nin tepkisinin ölçülü ancak kararlı olduğunu, Ankara'nın uluslararası hukuka atıfta bulunarak haklı olduğu zemini sağlamlaştırdığını belirtiyor. Ayrıca, bu tür tek taraflı adımların, iki ülke arasındaki güven artırıcı önlemler ve istişare süreçlerine zarar verdiği de ifade ediliyor.
Türkiye'nin Ege politikasının temelini, “Ege'nin statüsünün uluslararası antlaşmalarla belirlendiği” ve “tek taraflı eylemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı” anlayışı oluşturuyor. Bu çerçevede, Ankara'nın Yunanistan'ın her türlü tek taraflı girişimine karşı çıkacağı ve diplomatik yollardan itirazını sürdüreceği öngörülüyor.
Sonuç olarak, Dışişleri Bakanlığı'nın bu açıklaması, Türkiye'nin Ege'deki hak ve çıkarlarını koruma konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte, iki ülke arasındaki gerilimin diplomasi ile yönetilmesi ve sorunların çözümüne yönelik yapıcı adımlar atılması bekleniyor.