Dışişleri Bakanlığı, Yemen merkezli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası uygulama tehditlerini şiddetle kınadı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, söz konusu tehditlerin uluslararası hukuka ve bölgesel barışa aykırı olduğu vurgulandı. Husilerin Kızıldeniz'deki kritik su yollarını hedef alan bu açıklamaları, küresel enerji tedarik zincirlerini tehdit ediyor. Türkiye, tarafları sağduyuya davet ederken, gerilimin tırmanması halinde ekonomik sonuçlara dikkat çekti.
Husilerin tehdidi ve bölgesel yansımaları
Husilerin sözcüsü Yahya Saree, 27 Mart 2025'te yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve koalisyon güçlerine ait gemilere Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Aden Körfezi'nde abluka uygulayacaklarını duyurdu. Bu tehdit, Yemen'deki iç savaşın yedinci yılında tansiyonu yeniden yükseltti. Suudi Arabistan, Kızıldeniz üzerinden yaptığı petrol ve doğal gaz sevkiyatının yaklaşık %80'ini bu güzergahtan gerçekleştiriyor. Ablukanın hayata geçmesi halinde küresel enerji fiyatlarında ani bir yükseliş bekleniyor.
Uzmanlar, Husilerin İran destekli olduğu ve bu tehdidin Suudi Arabistan'ı Yemen'deki askeri operasyonlarını durdurmaya zorlamak amacı taşıdığını belirtiyor. Ancak Suudi Arabistan'ın ablukaya karşı askeri tedbirler alma olasılığı, bölgesel bir çatışma riskini artırıyor. Türkiye, bu gerilimin diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini savunuyor.
Türkiye'nin tutumu ve uluslararası tepkiler
Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, 'Husilerin deniz ablukası tehdidi, uluslararası deniz hukukunun açık ihlalidir. Bölgede istikrarın bozulması, tüm ülkeleri olumsuz etkileyecektir. Türkiye olarak tarafları itidal ve diyaloğa çağırıyoruz.' ifadelerine yer verildi. ABD ve Birleşmiş Milletler de Husilerin tehdidini kınadı. BM Güvenlik Konseyi, 29 Mart'ta konuyu görüşmek üzere acil toplantı kararı aldı.
Ekonomi cephesinde ise petrol fiyatları, Haber'in duyulmasının ardından varil başına 3 dolar artarak 85 dolara yükseldi. Uzmanlar, gerilimin artması halinde bu rakamın 100 doları aşabileceğini öngörüyor. Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı olduğu için gelişmeleri yakından takip ediyor.
Sonuç
Husilerin abluka tehdidi, sadece Suudi Arabistan'ı değil, Kızıldeniz ticaret yoluyla bağlantılı tüm ülkeleri etkileyecek potansiyele sahip. Türkiye'nin bu krizde arabuluculuk rolü üstlenebileceği konuşulurken, askeri müdahale seçeneğinin masada olduğu da göz ardı edilmemeli. Bölgedeki mevcut jeopolitik kırılganlık, bu tür tehditlerin küresel ekonomiyi sarsma gücünü bir kez daha ortaya koyuyor.