Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve ABD'li müzakerecilerle, ABD ile İran arasındaki müzakerelere ilişkin bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, iki ülke arasındaki dolaylı müzakerelerin seyri ve bölgesel istikrarın sağlanmasına yönelik adımlar ele alındı.
Görüşmenin gündemi
Bakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, görüşmede ABD-İran arasında devam eden ve Katar'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen müzakerelerin son durumu değerlendirildi. Taraflar, nükleer anlaşma çerçevesindeki gelişmeleri ve bölgesel güvenlik konularını ele aldı. Fidan, Türkiye'nin bölgede diyalog ve diplomasiden yana olduğunu vurgulayarak, müzakerelerin yapıcı bir şekilde ilerlemesinin önemine dikkat çekti.
Katar ve ABD'nin rolü
Katar Başbakanı Al Sani, Körfez ülkeleri arasında arabuluculuk misyonuyla öne çıkarken, ABD'li müzakereciler de doğrudan Washington'u temsil ediyor. Görüşmede, Türkiye'nin bu sürece katkı sunma potansiyeli üzerinde durulduğu belirtiliyor. Fidan'ın, bölge ülkeleriyle koordinasyon halinde hareket edilmesi gerektiğini ifade ettiği öğrenildi.
Bölgesel istikrar arayışı
ABD-İran görüşmeleri, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle askıya alınmasının ardından yeniden başlatılmıştı. Türkiye, bu müzakerelerin başarılı olması halinde Ortadoğu'da tansiyonun düşeceğini ve enerji koridorlarının güvenliğinin artacağını öngörüyor. Fidan'ın diplomasi trafiği, sadece bu müzakerelerle sınırlı kalmayıp, bölgesel krizlerin çözümü için geniş bir perspektif sunuyor.
Türkiye, uzun süredir İran ve ABD arasında denge politikası izliyor. İki ülkeyle de iyi ilişkiler sürdüren Ankara, özellikle Suriye ve Irak'taki gelişmelerde bu dengeyi korumaya özen gösteriyor. Fidan'ın bu görüşmesi, Türkiye'nin bölgesel krizlerde aktif bir arabuluculuk rolü oynama isteğini de yansıtıyor.
Diplomasi kaynakları, önümüzdeki günlerde benzer görüşmelerin devam edebileceğini ve Türkiye'nin müzakerelerde daha doğrudan bir rol üstlenebileceğini belirtiyor. Bu süreç, hem ABD-İran ilişkilerinde hem de bölgesel istikrar açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.