Türkiye'nin dış ticaret haddi, 2026 yılı Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 4,3 puan azalarak 90 seviyesine indi. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan gösterge, 2025 yılı Ağustos ayında 94,3 düzeyindeydi. Bu düşüş, ihracat edilen ürünlerin fiyatlarının ithal edilen ürünlere kıyasla gerilediğini ve dış ticaret kazançlarının azaldığını ortaya koyuyor.
İhracat birim değeri ithalata göre geriledi
Dış ticaret haddi, bir ülkenin ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına oranını gösteren temel bir ekonomik göstergedir. Oranın 100'ün altına inmesi, aynı miktarda ithalat yapabilmek için daha fazla mal ihraç etmek gerektiği anlamına gelir. Ağustos 2026 itibarıyla 90 olarak kaydedilen değer, ihracat birim değerinin ithalat birim değerinin yüzde 90'ı seviyesinde kaldığını gösteriyor. Bu durum, ihracatçıların uluslararası piyasalarda fiyat avantajını yitirdiğine ve dış ticaretten elde edilen reel gelirin azaldığına işaret ediyor. Ekonomistler, söz konusu gerilemenin arkasında ihracat pazarlarındaki talep yavaşlaması ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların yanı sıra ithalat kalemlerindeki fiyat artışlarının da etkili olabileceğini belirtiyor. Özellikle enerji ve ara malı ithalatındaki maliyet artışları, ithalat birim değer endeksini yukarı çekerek dış ticaret haddini aşağı yönlü baskılıyor.
Dış ticaret haddi nedir, neden önemlidir?
Dış ticaret haddi, ülkelerin dış ticaret performansını değerlendirmek için kullanılan en yaygın ölçütlerden biridir. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle elde edilen bu oran, bir ülkenin dış ticaretten ne kadar kazançlı çıktığını gösterir. Oranın yükselmesi, ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına göre arttığını ve ülkenin dış ticaret haddinin iyileştiğini gösterirken; düşmesi tam tersi bir tabloya işaret eder. Türkiye gibi enerji ve ara malı ithalatında dışa bağımlı ekonomiler için dış ticaret haddi, cari denge ve enflasyon üzerinde doğrudan etkili olan bir gösterge niteliği taşıyor. Haddin gerilemesi, ithalat faturalarının milli gelir içindeki payını artırarak dış ticaret açığının genişlemesine zemin hazırlayabilir. Aynı zamanda ithal girdi maliyetlerinin yükselmesi, üretim maliyetlerini ve nihai mal fiyatlarını yukarı çekerek enflasyonist baskıları güçlendirebilir.
Piyasa yansımaları ve beklentiler
Dış ticaret haddindeki gerileme, ihracatçı sektörlerin rekabet gücüne ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Tekstil, hazır giyim, otomotiv ve beyaz eşya gibi emek yoğun ve fiyat rekabetinin yoğun olduğu sektörlerde birim değerlerdeki düşüş, katma değerli üretime geçiş ihtiyacını daha da belirgin hale getiriyor. Öte yandan ithalat birim değer endeksindeki yükseliş, ara malı ve enerji ithalatında yaşanan maliyet artışlarından kaynaklanıyor. Ekonomistler, dış ticaret haddindeki bu seyrin önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesi üzerinde baskı oluşturabileceğini ve ihracatın ithalatı karşılama oranını olumsuz etkileyebileceğini değerlendiriyor. Ancak küresel emtia fiyatlarında beklenen normalleşme ve ihracat pazarlarındaki toparlanmanın, önümüzdeki aylarda had üzerindeki baskıyı hafifletebileceği ifade ediliyor. Hükümetin açıklayacağı yeni dış ticaret verileri ve ihracat destek paketleri, piyasaların yakından takip edeceği başlıklar arasında yer alıyor. Dış ticaret haddinin 90'a gerilemesi, Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı kırılganlığını ve ihracat yapısının dönüşüm ihtiyacını bir kez daha gündeme getiriyor. Uzmanlar, sürdürülebilir bir dış ticaret performansı için katma değeri yüksek, teknoloji yoğun ürünlerin ihracat içindeki payının artırılması gerektiğini vurguluyor.