Diş hekimliği alanında uzmanlık eğitiminin geleceğine ilişkin tartışmalar, son haftalarda sektörün önde gelen isimlerinin açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, atama ve yükseltme süreçlerinde liyakat ilkesinin zedelendiği gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) çağrıda bulundu. Uzmanlar, özellikle diş hekimliği fakültelerindeki kadro dağılımı ve uzmanlık sınavlarındaki usulsüzlük iddialarına dikkat çekiyor.
Liyakat Vurgusu ve Siyasi Etki İddiaları
Son dönemde diş hekimliği alanında yaşanan gelişmeler, kamuoyunda “liyakat krizi” olarak adlandırılıyor. Türk Dişhekimleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Hasan Serdar Gündoğdu, yaptığı açıklamada, “Diş hekimliği eğitimi ve uzmanlık süreçleri, bilimsel kriterlerden uzaklaşarak siyasi tercihlerin gölgesinde yürütülmektedir. Bu durum, kaliteli sağlık hizmeti sunma hedefimize zarar vermektedir” dedi. Gündoğdu, özellikle 2023 yılında yapılan Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavı (DHUS) sonrası bazı adayların puanlarının düşürülmesiyle ilgili iddiaların araştırılması gerektiğini vurguladı.
Uzman Görüşleri ve Çözüm Önerileri
Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Prof. Dr. Ayşe Öztürk, liyakat ilkesinin sadece mesleki eğitimde değil, aynı zamanda atama ve yükseltmelerde de kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor. Öztürk, “Uzmanlık eğitimi alan hekimlerin, akademik kariyer basamaklarında adil bir şekilde değerlendirilmesi, hem hasta güvenliği hem de mesleki itibar açısından hayati önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Demir ise YÖK’ün bu konuda daha şeffaf bir denetim mekanizması kurması gerektiğini söyledi. Demir, “Sadece sınav değil, aynı zamanda yayın performansı, klinik deneyim ve etik değerler gibi çok yönlü bir değerlendirme sistemi hayata geçirilmelidir” çağrısında bulundu.
Arka Plan: Sektörün Sorunları
Diş hekimliği alanında liyakat tartışmalarının arka planında, son yıllarda artan fakülte sayısına rağmen nitelikli akademisyen açığı yer alıyor. Türkiye’de 30’un üzerinde diş hekimliği fakültesi bulunurken, birçok fakültede öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı uluslararası standartların oldukça üzerinde. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2022 yılı itibarıyla ülkede 35 bine yakın diş hekimi bulunuyor ve bu sayının 2025’te 50 bini aşması bekleniyor. Artan hekim sayısına karşın, uzmanlaşma oranının düşük kalması da kamu sağlık hizmetlerinde verimlilik sorunlarını beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, liyakat krizinin aşılması için bağımsız bir denetleme kurulunun oluşturulması ve atama süreçlerinde objektif kriterlerin benimsenmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, diş hekimliği alanındaki bilimsel gelişimin önünün tıkanacağı ve sağlık politikalarının siyasallaşacağı uyarısı yapılıyor. Türk Dişhekimleri Birliği’nin önümüzdeki haftalarda konuya ilişkin kapsamlı bir rapor yayımlaması bekleniyor.
Diş hekimliği, halk sağlığının önemli bir bileşenidir. Bu nedenle, eğitim ve uzmanlık süreçlerinde liyakat ilkesinden taviz verilmesi, toplum sağlığını doğrudan etkileyebilecek bir risk taşımaktadır. Mevcut tartışmaların, sektörde yapısal bir dönüşümün habercisi olması umulmaktadır.