Türkiye'de diş hekimliği fakültesi sayısı 2010 yılında 35 iken, bugün itibarıyla 105'e ulaşmış durumda. Bu artış, başta eğitim kalitesi olmak üzere birçok ciddi sorunu beraberinde getirdi. Prof. Dr. Taner Yücel, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, fakülte sayısındaki kontrolsüz artışın diş hekimliği eğitiminde kaosa yol açtığını vurguladı.
Fakülte sayısındaki patlama ve sonuçları
Son 14 yılda diş hekimliği fakültesi sayısı üç katına çıkarak 35'ten 105'e yükseldi. Bu hızlı artış, nitelikli öğretim üyesi eksikliği, yetersiz klinik altyapı ve öğrenci başına düşen hasta sayısının azalması gibi sorunlara neden oldu. Prof. Dr. Taner Yücel, 'Fakültelerin açılmasına izin verilirken gerekli fiziki ve akademik altyapı şartları yeterince denetlenmiyor. Bu durum, mezuniyet sonrası mesleki yetersizliklere yol açıyor' dedi.
Uzmanlar, özellikle yeni açılan fakültelerin çoğunda laboratuvar, simülasyon ünitesi ve hasta kapasitesinin yetersiz olduğunu belirtiyor. Öğrenciler, teorik eğitimin yanı sıra pratik deneyim kazanma fırsatı bulamıyor. Ayrıca, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı uluslararası standartların çok üzerinde.
Eğitim kalitesindeki düşüş sektöre yansıyor
Diş hekimliği eğitimindeki kalite kaybı, mezunların mesleki yeterliliklerini de olumsuz etkiliyor. Birçok diş hekimi, mezuniyet sonrası kendini geliştirmek için ek eğitimlere yönelmek zorunda kalıyor. Prof. Dr. Yücel, 'Mezunların bir kısmı temel diş hekimliği uygulamalarında bile yetersiz kalıyor. Bu durum, hasta memnuniyetsizliğine ve sağlık hizmetlerinde güven sorununa yol açıyor' ifadelerini kullandı.
Öte yandan, diş hekimi sayısındaki hızlı artış, istihdam sorununu da beraberinde getirdi. Büyük şehirlerde diş hekimi başına düşen hasta sayısı azalırken, kırsal bölgelerde hala hekim ihtiyacı bulunuyor. Bu dengesizlik, sağlık politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de kayıtlı diş hekimi sayısı 40 bini aşmış durumda. Uzmanlar, bu sayının önümüzdeki yıllarda daha da artacağını ve sektörde rekabeti kızıştıracağını öngörüyor. Ancak asıl sorun, sayısal artışın kaliteyi düşürmesi ve eğitim standartlarının korunamaması olarak görülüyor.