İstanbul'da yaşayan 47 yaşındaki Salih Kaymakçı, sol kolunda başlayan ağrı ve uyuşma şikayetleriyle önce aile hekimine başvurdu. Ağrıyı başlangıçta kireçlenmeye bağlayan Kaymakçı, şikayetlerinin giderek artması ve günlük yaşamını olumsuz etkilemesi üzerine hastaneye sevk edildi. Yapılan değerlendirmelerde, dirsekteki ulnar sinirin hareket sırasında yer değiştirdiği ve tekrarlayan travmaya maruz kaldığı tespit edildi. Kaymakçı'nın "dirseğimde bir şey atlıyor" diyerek tarif ettiği hissin, sinirin normal yerinden çıkıp tekrar yerine dönmesinden kaynaklandığı ortaya çıktı. Prof. Dr. Sena Tolu ve ekibi tarafından yapılan muayene ve elektromiyografi (EMG) sonucunda, ulnar sinirde sıkışma (kübital tünel sendromu) teşhisi konuldu.
Ulnar Sinir Nedir ve Neden Sıkışır?
Ulnar sinir, omuzdan başlayıp dirseğin iç kısmından geçerek elin küçük parmak tarafına kadar uzanan bir sinirdir. Dirseğin iç kısmında, "kübital tünel" adı verilen dar bir alandan geçer. Bu bölgede sinir, kemik çıkıntılar ve bağ dokular arasında sıkışabilir. Ulnar sinir sıkışması, genellikle dirseğin uzun süre bükülü kaldığı pozisyonlarda, tekrarlayan travmalarda veya anatomik yatkınlık nedeniyle ortaya çıkar. Kaymakçı'nın durumunda olduğu gibi, sinirin dirsek hareketi sırasında yer değiştirmesi (subluksasyon) nadir görülen ancak iyi tanımlanmış bir durumdur. Bu durumda sinir, her dirsek hareketinde kemik çıkıntı üzerinde kayar ve sürtünmeye bağlı olarak hasar görür.
Prof. Dr. Sena Tolu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Hastamızın şikayetleri tipik olarak ulnar sinir sıkışmasını işaret ediyordu. Özellikle dirsek hareketiyle ortaya çıkan 'atlama' hissi, sinirin yer değiştirdiğinin en önemli göstergesidir. Erken teşhis ile sinir hasarı önlenebilir" dedi. Tolu, bu tür vakaların sıklıkla yanlışlıkla kireçlenme veya romatizma ile karıştırıldığını vurguladı.
Belirtiler ve Risk Faktörleri
Ulnar sinir sıkışmasının belirtileri arasında elin küçük parmağında ve yüzük parmağının yarısında uyuşma, karıncalanma, el becerilerinde azalma, kavrama güçlüğü ve dirsek iç kısmında ağrı yer alır. Belirtiler genellikle yavaş ilerler ve başlangıçta hafif hissedilir. Risk faktörleri arasında uzun süre dirseği bükülü tutmak (telefonla konuşmak, masa başında çalışmak), dirseğe alınan darbeler, obezite, diyabet ve tiroid hastalıkları bulunur. Salih Kaymakçı gibi orta yaşlı erkeklerde görülme sıklığı daha yüksektir. Tanı için fizik muayene, EMG ve bazen manyetik rezonans (MR) görüntüleme kullanılır.
Tedavi Seçenekleri
Ulnar sinir sıkışmasının tedavisi, semptomların şiddetine ve sinir hasarının derecesine göre değişir. Hafif vakalarda istirahat, dirsek hareketini kısıtlayan atel kullanımı, fizik tedavi ve nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar önerilir. Orta ve şiddetli vakalarda ise cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi seçenekler arasında sinirin gevşetilmesi (dekompresyon), sinirin öne alınması (transpozisyon) veya medial epikondilektomi (kemik çıkıntının alınması) yer alır. Prof. Dr. Sena Tolu, Kaymakçı'nın durumunda öncelikle konservatif tedavi yöntemlerinin deneneceğini, ancak şikayetlerin devam etmesi halinde cerrahi planlanabileceğini belirtti.
Toplumda Farkındalık ve Önleme Yöntemleri
Ulnar sinir sıkışması, toplumda yaygın görülen ancak sıklıkla göz ardı edilen bir sağlık sorunudur. Özellikle masa başı çalışanlar, sürekli telefonla konuşanlar ve dirseğini uzun süre bükülü tutan kişiler risk altındadır. Önleme yöntemleri arasında dirseği düz tutmak, uyurken dirseği bükmemek için gece ateli kullanmak, ergonomik düzenlemeler yapmak ve düzenli egzersiz yapmak yer alır. Ayrıca, dirseğe darbe almaktan kaçınmak ve ağır kaldırmamak da önemlidir. Hastalığın erken evrede teşhis edilmesi, sinir hasarının ilerlemesini önlemek açısından kritiktir.
Salih Kaymakçı'nın hikayesi, benzer şikayetleri olan bireyler için uyarıcı niteliktedir. Uzun süreli uyuşma, karıncalanma ve kas güçsüzlüğü yaşayan kişilerin bir nöroloji veya ortopedi uzmanına başvurması gerekmektedir. Prof. Dr. Sena Tolu, "Hastalarımızın 'dirseğimde bir şey atlıyor' gibi tarifleri, aslında sinirin hareket ettiğini gösteren önemli bir ipucudur. Bu tür şikayetler ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurulmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.