İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Aile Dayanışma Ağı'nın 39. buluşmasında yaptığı konuşmada, eşinin önceki gün görülen İBB Davası'nda susma hakkını kullanmadığını, aksine savunma yapmak isterken mahkeme tarafından susturulduğunu belirtti. Dilek Kaya İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu'nun hakkındaki 142 iddiaya tek tek cevap vermek istediğini ancak belirlenen sürede savunmasının tamamlanmasına izin verilmediğini ifade etti.
Savunma Hakkının Kısıtlandığı İddiası
Dilek Kaya İmamoğlu, Aile Dayanışma Ağı'nın düzenlediği etkinlikte yaptığı açıklamada, "Ekrem kesinlikle susma hakkını kullanmadı. Konuşmak, savunmasını yapmak istedi. Hakkındaki 142 iddiaya tek tek cevap vermek istedi. Ancak bu savunmanın belirlenen sürede gerçekleşmesine izin verilmedi. Adeta susturuldu" dedi. İmamoğlu, mahkemenin tutumunu eleştirerek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savundu.
Davanın Arka Planı ve Siyasi Boyut
İBB Davası, Ekrem İmamoğlu'nun belediye başkanlığı döneminde bazı ihale ve kararlarla ilgili yolsuzluk iddialarını içeriyor. İmamoğlu, suçlamaları reddederken, davanın siyasi amaçlı olduğunu öne sürüyor. Dilek Kaya İmamoğlu'nun açıklamaları, davanın seyrine ilişkin kamuoyunda tartışmaları yeniden alevlendirdi. CHP ve muhalefet partileri, İmamoğlu'na yönelik soruşturmanın hukuki değil siyasi bir operasyon olduğunu iddia ediyor.
Aile Dayanışma Ağı ve Sivil Toplum Desteği
Aile Dayanışma Ağı, siyasi nedenlerle yargılanan kişilerin ailelerine destek olmak amacıyla kurulmuş bir sivil toplum oluşumu. 39. buluşmada bir araya gelen aileler, adalet ve hukuk devleti taleplerini dile getirdi. Dilek Kaya İmamoğlu'nun konuşması, katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Etkinlikte, benzer durumda olan diğer aileler de söz alarak yaşadıkları süreçleri paylaştı.
Değerlendirme
Dilek Kaya İmamoğlu'nun bu açıklamaları, Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. İmamoğlu'nun savunma hakkının kısıtlandığı iddiası, hukuk çevrelerinde de yankı bulurken, sürecin takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Siyasetin ve yargının kesiştiği bu tür davaların, toplumda adalet algısını doğrudan etkilediği düşünülüyor.