İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Aile Dayanışma Ağı'nın 44'üncü buluşmasında yaptığı konuşmada, İBB davasındaki tutukluluklara ve duruşma koşullarına sert eleştiriler yöneltti. İmamoğlu, "Baskılar ve engelleme çabaları arttıkça dayanışmamız da güçleniyor" diyerek, adil yargılanma ve tutuksuz yargılama ilkelerinin altını çizdi.
"Tutuksuz Yargılanma Esas Olmalı"
Dilek Kaya İmamoğlu, konuşmasında İBB davasında tutuklu yargılanan sanıkların durumuna dikkat çekerek, "Tutuksuz yargılanma esas olmalıdır. Tutukluluk istisnai bir tedbir olmalı, cezalandırma aracına dönüşmemelidir" ifadelerini kullandı. Dava sürecinde sanıkların savunma hakkının kısıtlandığını savunan İmamoğlu, duruşmaların adil bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Aile Dayanışma Ağı'nın düzenli aralıklarla gerçekleştirdiği buluşmaların 44'üncüsünde konuşan İmamoğlu, bu tür platformların toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirtti. Katılımcılara seslenen İmamoğlu, "Bu zor günlerde bir arada olmak, sesimizi duyurmak ve haklarımızı savunmak için buradayız. Her türlü baskıya rağmen yılmadan mücadele edeceğiz" dedi.
TRT'den Canlı Yayın Talebi Yinelendi
Dilek Kaya İmamoğlu, İBB davasının TRT tarafından canlı yayınlanması talebini bir kez daha dile getirdi. "Duruşmaların şeffaf bir şekilde takip edilebilmesi için TRT'nin bu davayı canlı yayınlaması gerekiyor. Kamu yayıncısı, toplumun bilgi alma hakkını sağlamakla yükümlüdür" diye konuştu. İmamoğlu, davanın kamuoyu önünde açık şekilde yürütülmesinin yargıya olan güveni artıracağını savundu.
Daha önce de çeşitli platformlarda dile getirilen canlı yayın talebi, kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. İmamoğlu, bu talebin sadece bir kesimin değil, tüm toplumun şeffaflık beklentisini yansıttığını ifade etti. Ayrıca, duruşma salonlarının fiziki koşullarının da iyileştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Dayanışma Ağı'nın Rolü ve Toplumsal Etkisi
Aile Dayanışma Ağı, İBB davası kapsamında tutuklanan veya yargılanan kişilerin ailelerini bir araya getirerek destek olmayı amaçlıyor. 44 buluşmadır düzenli olarak gerçekleştirilen etkinlikler, ailelerin yaşadıkları zorlukları paylaşmalarına ve dayanışma içinde olmalarına olanak tanıyor. Dilek Kaya İmamoğlu'nun yanı sıra birçok aile üyesi ve sivil toplum temsilcisi de buluşmalara katılarak destek veriyor.
İmamoğlu, bu tür oluşumların sadece bir davayla sınırlı kalmadığını, genel olarak hukuk devleti ilkelerinin korunması adına önemli bir işlev gördüğünü belirtti. "Bugün burada sadece belirli bir davanın değil, adaletin ve demokrasinin savunuculuğunu yapıyoruz" dedi. Konuşmasında, toplumsal muhalefetin birleşerek sesini yükseltmesinin önemine vurgu yaptı.
Arka Plan: İBB Davası ve Tutukluluklar
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında birçok belediye çalışanı ve yöneticisi tutuklanmış, dava süreci kamuoyunda geniş tartışmalara neden olmuştu. Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu bazı isimler hakkında çeşitli suçlamalar yöneltilmiş, ancak İmamoğlu ve ekibi suçlamaları reddederek davanın siyasi olduğunu savunmuştu. Dava, yerel seçimler öncesinde gerginliği artıran bir faktör olarak öne çıkmıştı.
Tutukluluk sürelerinin uzaması ve duruşmaların kapalı kapılar ardında yapılması, uluslararası hukuk kuruluşları ve insan hakları örgütleri tarafından da eleştirilmişti. Dilek Kaya İmamoğlu'nun açıklamaları, bu eleştirilerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, davanın seyri, Türkiye'de yargı bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda.
Bağımsız Değerlendirme
Dilek Kaya İmamoğlu'nun açıklamaları, sadece bir eşin duygusal tepkisi değil, aynı zamanda Türkiye'de adil yargılanma hakkı ve tutuksuz yargılama ilkesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. İBB davası, hukuk devleti ilkeleri açısından bir test niteliği taşıyor. Tutuklulukların uzaması ve duruşmaların şeffaf olmaması, yargıya olan güveni zedeliyor. Dilek Kaya İmamoğlu'nun çağrıları, toplumun geniş kesimlerinde yankı buluyor ve adalet arayışının simgesi haline geliyor. Önümüzdeki günlerde davanın nasıl ilerleyeceği, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk alanındaki karnesi açısından belirleyici olacak.