İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, sosyal medya platformu X'te (eski adıyla Twitter) eşinin hesabına yeniden erişim engeli getirilmesine sert tepki gösterdi. İmamoğlu, yaptığı açıklamada bu durumun ifade özgürlüğüne yönelik sansür politikalarının bir kez daha devreye sokulduğunu gösterdiğini belirtti. Dijital haklar ve ifade özgürlüğü konusundaki tartışmaları yeniden alevlendiren bu gelişme, muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları tarafından da geniş yankı buldu.
Erişim Engeli Kararı ve Tepkiler
Ekrem İmamoğlu'nun X hesabına getirilen erişim engelinin detayları henüz tam olarak açıklanmazken, Dilek İmamoğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Eşimin X hesabına yeniden erişim engeli getirilmesi, ifade özgürlüğüne yönelik sansür politikalarının bir kez daha devreye sokulduğunu gösteriyor. Bu karar, demokrasiye ve hukuka aykırıdır." Dilek İmamoğlu'nun bu açıklaması kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. CHP Genel Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, "Ekrem İmamoğlu'nun hesabına getirilen erişim engeli, hukuk tanımaz bir uygulamadır. Bu kararın derhal kaldırılması gerekmektedir" denildi.
Muhalefet partileri, gazeteciler ve insan hakları örgütleri de karara tepki gösterdi. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Emre Kızılkaya, "Bir belediye başkanının sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin açık ihlalidir. Bu tür uygulamalar, toplumsal muhalefeti susturmayı amaçlamaktadır" şeklinde konuştu. İnsan Hakları Derneği (İHD) eski başkanlarından avukat Osman Kala, konunun yargıya taşınacağını ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılacağını söyledi.
Daha Önce de Erişim Engeli Yaşanmıştı
Bu olay, Ekrem İmamoğlu'nun sosyal medya hesaplarına getirilen ilk erişim engeli değil. 2022 yılında da İmamoğlu'nun Twitter hesabına kısa süreli bir erişim engeli getirilmiş, bu karar daha sonra kaldırılmıştı. O dönemde de benzer tepkiler ortaya çıkmıştı. İmamoğlu, 2019 yerel seçimleri öncesinde ve sonrasında da zaman zaman sosyal medya hesaplarının kısıtlandığını veya engellendiğini belirtmişti. Bu durum, iktidarın muhalif isimlere yönelik dijital sansür uygulamalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'de sosyal medya platformlarına yönelik erişim engeli kararları, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde alınıyor. Bu kanun kapsamında, bireysel kullanıcı hesaplarına da erişim engeli getirilebiliyor. Ancak bu kararların çoğu kez ifade özgürlüğünü ölçüsüz biçimde sınırlandırdığı ve sansür niteliği taşıdığı uluslararası raporlarda defalarca dile getirildi.
Demokrasi ve Hukuk Tartışmaları
Dilek İmamoğlu'nun tepkisi, sadece Türkiye'de değil, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "İfade özgürlüğü demokrasinin temel taşıdır. Türk makamlarını, bu tür kararların uluslararası standartlara uygun olması konusunda dikkatli olmaya çağırıyoruz" ifadelerini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, günlük basın toplantısında, "Bir belediye başkanının sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesini endişeyle karşılıyoruz" dedi.
Hukukçulara göre, erişim engeli kararlarının gerekçesi ve orantılılığı büyük önem taşıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, "Bu tür kararlar, kamu yararı gerekçesiyle alınsa bile, kişinin ifade özgürlüğü hakkına müdahale niteliğindedir. Anayasa'nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi, bu müdahalenin kanunla öngörülmesi, meşru bir amacı olması ve demokratik toplum düzeninde gerekli olması şartlarını arar. Bu şartlar sağlanmadığı sürece karar hukuka aykırıdır" şeklinde değerlendirmede bulundu.
Öte yandan, Ekrem İmamoğlu'nun avukatları erişim engeli kararına itiraz edeceklerini ve sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı. İmamoğlu cephesinden yapılan açıklamada, "Bu kararın arkasında siyasi bir motivasyon olduğu açıktır. Eşim Ekrem İmamoğlu, İstanbul'a hizmet etmeye devam edecek; bu tür engellemeler onu yıldıramayacaktır" denildi.
Sansür mü, Güvenlik mi?
Türkiye'deki sosyal medya kullanıcıları, bu tür erişim engellerinin keyfi uygulandığını ve sadece muhalif sesleri susturmayı amaçladığını savunuyor. İktidar cephesinden yapılan açıklamalarda ise erişim engellerinin kamu güvenliği ve milli güvenlik gerekçesiyle alındığı belirtiliyor. Ancak sivil toplum örgütleri, 'sansür' suçlamalarının ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor.
Dijital haklar alanında çalışan örgütlerden Alternatif Bilişim Derneği'nin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Türkiye'de kişisel hesaplara yönelik erişim engelleri, engelli internet sitesi sayısıyla birlikte artış gösteriyor. Bu durum, dijital ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor." Verilere göre, Türkiye'de 2023 yılı boyunca 600 binden fazla internet sitesi erişim engeli kararıyla karşı karşıya kaldı.
Bu olay, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve sosyal medya kullanımına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirmiş durumda. Hukukçular ve siyaset bilimciler, bu tür kararların toplumda yarattığı 'soğuk iklim' etkisine dikkat çekiyor. Toplumun büyük bir kesimi, özellikle muhalif görüşlere sahip bireyler, bu tür sansür uygulamalarının kendi ifade özgürlüklerini de tehdit ettiğini düşünüyor.
Sonuç olarak, Dilek İmamoğlu'nun tepkisi sadece bir erişim engeline karşı gösterilen tepki değil; aynı zamanda Türkiye'de artan otoriterleşme ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılara karşı sembolik bir duruştur. Bu tür engellemelerin, demokratik toplum düzenine ve hukuk devleti ilkesine ciddi tehdit oluşturduğu açıktır. Gelişmelerin takipçisi olacağımızı ve bu tür uygulamaların kamuoyu vicdanında karşılık bulmayacağını belirtmek isteriz.