CHP İstanbul İl Başkanlığı binası, 19 Mart sabahı saatlerinde polis ekipleri tarafından ablukaya alındı. Olayın ardından Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bu ülkenin ihtiyacı baskı ve dayatma değil, adaletin, hukukun ve gerçek demokrasinin eksiksiz şekilde işlemesidir" ifadelerini kullandı. İmamoğlu, yaşananları "hukuk dışı bir müdahale" olarak nitelendirdi.
Abluka ve gerekçesi
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın bulunduğu binaya sabah saatlerinde geldi. Polis, binanın etrafını güvenlik şeridiyle çevirerek giriş-çıkışları kontrol altına aldı. Emniyet yetkilileri, operasyonun "örgüt propagandası yapıldığı" iddiasına dayandığını ve arama kararı kapsamında gerçekleştirildiğini belirtti. Operasyonun ardından CHP İl Başkanlığı’nda bulunan 14 kişi gözaltına alındı. Olay, İmamoğlu ailesi ve CHP yönetimi tarafından sert bir şekilde eleştirildi.
Dilek İmamoğlu’nun açıklamaları
Dilek Kaya İmamoğlu, konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, "Bir siyasi partinin il binasının kuşatılması, hangi gerekçeyle olursa olsun, demokrasiyle bağdaşmaz. Bu ülkenin insanları artık vesayet, baskı ve dayatma istemiyor. İhtiyacımız olan, hukukun üstünlüğünün ve demokratik ilkelerin tam olarak uygulanmasıdır" dedi. İmamoğlu, ayrıca "Hukuk devletinde hiçbir kurum veya kişi, yasaların üzerinde değildir. Polis ablukası, adeta bir siyasi parti binasının işgal edilmesi gibi algılanmıştır" ifadelerini kullandı.
CHP’den tepki
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de operasyonu kınayarak, "Bu bir siyasi linç girişimidir. Partimizin il binasına yapılan bu müdahale, seçim sonuçlarını hazmedemeyen bir anlayışın eseridir" açıklamasında bulundu. Parti sözcüsü Deniz Yücel ise operasyonu "hukuki bir kılıfın arkasına gizlenmiş bir baskı aracı" olarak tanımladı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Ferhat, gözaltıların siyasi olduğunu savunarak, "Bu operasyon, bir siyasi partinin çalışmalarını engellemeye yöneliktir" dedi.
Bağlam ve değerlendirme
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na yönelik bu operasyon, son yıllarda muhalefet partilerine yönelik benzer polis müdahalelerini akıllara getirdi. Hukukçular, bir siyasi parti binasının arama kararına rağmen abluka altına alınmasının, kamuoyunda "fiili bir yasaklama" olarak algılandığını belirtiyor. Bağımsız gözlemciler, bu tür eylemlerin siyasi partilerin meşru faaliyetlerini kısıtlama potansiyeline dikkat çekiyor. Yaşanan olay, Türkiye’de demokrasi standardı ve hukuk devleti tartışmalarını yeniden alevlendirirken, muhalefet partilerinin üzerindeki baskının arttığı şeklinde yorumlanıyor.