İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan davanın 40 günlük aranın ardından yeniden görülmesiyle birlikte, Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, duruşmanın yapıldığı salona ilişkin yeni eleştirilerde bulundu. İmamoğlu, adil yargılanma hakkının ancak fiziki koşulların uygunluğuyla sağlanabileceğini vurgulayarak, yetkililere seslendi.
Salonun Yetersizliği ve Duruşma Koşulları
Dilek Kaya İmamoğlu, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görülen duruşma öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, dava sürecinin tüm Türkiye'nin gözü önünde yaşandığını ve bu nedenle duruşma salonunun geniş katılıma uygun olması gerektiğini belirtti. Mevcut salonun, avukatlar, basın mensupları ve izleyiciler için yetersiz kaldığını ifade eden İmamoğlu, “Salonun kapasitesi, davanın önemiyle orantılı değil. Adaletin tecellisi için sadece karar değil, sürecin de şeffaf ve erişilebilir olması şart. Bu haliyle, halkın vicdanında soru işaretleri oluşuyor” dedi.
İmamoğlu ayrıca, daha önceki duruşmalarda da yaşanan yer sıkıntısına dikkat çekerek, “40 günlük aranın ardından aynı eksikliklerle karşılaşmak, sürecin ciddiyetiyle bağdaşmıyor. Adalet Bakanlığı'nın bu konuda acil çözüm üretmesi gerekiyor” diye konuştu.
Dava Süreci ve Toplumsal Etki
İBB'ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında; ihaleye fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma ve terör örgütü propagandası yapma suçlamalarıyla açılan dava, Türkiye gündeminin en sıcak başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Ekrem İmamoğlu'nun yanı sıra birçok İBB çalışanının yargılandığı dava, muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri tarafından yakından takip edilirken, uluslararası kamuoyu da dava sürecine yoğun ilgi gösteriyor.
Duruşma salonundaki fiziki kısıtlılıkların yanı sıra, davanın görülme usulüne yönelik eleştiriler de sürüyor. Geçtiğimiz aylarda yaşanan gecikmeler ve ara kararlarının sıkça değişmesi, hukukçular tarafından “duruşma düzeninin ihlali” olarak yorumlanıyor. Dilek İmamoğlu, bu durumun toplumda adalete olan güveni zedelediğini belirterek, “Biz hukuka ve adalete inanıyoruz. Ancak sürecin şeffaf ve sağlıklı işlemesi için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Seyirci salonda yer bulamıyorsa, bu dava nasıl adil olur?” ifadelerini kullandı.
Dilek İmamoğlu'ndan Duruşma Çıkışı Açıklamalar
Duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yapan Dilek Kaya İmamoğlu, sürecin yakından takipçisi olacaklarını ve hukuki mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini söyledi. Eşine olan desteğini yineleyen İmamoğlu, “Bu dava, sadece bir belediyenin değil, Türkiye demokrasisinin davasıdır. Bizler, bu süreçte Ekrem'in yanında olduğumuz gibi, adaletin tecellisi için de mücadele edeceğiz” dedi.
Öte yandan, duruşmaya katılan CHP'li milletvekilleri de salonun yetersizliğine dikkat çekerek, benzer eleştirilerde bulundu. Avukatlar, duruşma salonunun genişletilmesi veya daha büyük bir salona taşınması için resmi talepte bulunacaklarını açıkladı. Duruşmanın, sanıkların ifadelerinin alınması için ileri bir tarihe ertelendiği öğrenildi.
Dilek İmamoğlu'nun bu açıklamaları, sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, dava salonunun yetersizliğini eleştiren paylaşımlarda bulunurken, adalet yürüyüşü benzeri eylemlerin başlayabileceği yorumları yapıldı.
Türkiye'nin dört bir yanından gelen destek mesajlarına teşekkür eden Dilek İmamoğlu, “Bu zorlu süreçte moralimizi yüksek tutan, yanımızda olan herkese minnettarız. Halkımızın adalete olan inancı, bizim en büyük gücümüz” şeklinde konuştu.
Dava dosyasının temel iddiaları arasında, İBB'nin ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı, bazı belediye şirketlerinin terör örgütüne finans sağladığı ve görevin kötüye kullanıldığı gibi suçlamalar yer alıyor. İddianamede, aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 106 kişi hakkında çeşitli cezalar isteniyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugüne kadar yaptığı açıklamalarda suçlamaları reddederek, sürecin “siyasi bir kumpas” olduğunu savundu.
Duruşma salonunun fiziki koşulları, ilk duruşmadan bu yana eleştirilere konu oluyordu. Özellikle, çok sayıda avukatın katılımı ve yoğun basın ilgisi nedeniyle salonun yetersiz kaldığı, zaman zaman oturma düzeninin sağlanamadığı gözlemleniyordu. Bu kez Dilek İmamoğlu'nun açık eleştirileri, konunun daha geniş bir kesim tarafından gündeme alınmasına neden oldu.
Yargıya Güven ve Toplumsal Vicdan
Yargı sürecinin toplumsal algı üzerindeki etkisi, uzun süredir tartışılıyor. Birçok hukukçu, duruşmaların halka açıklığı ilkesi gereği, salonların yeterli donanıma ve kapasiteye sahip olmasının yargıya olan güvenin artırılmasında kritik önem taşıdığını belirtiyor. Dilek İmamoğlu'nun eleştirileri, bu tartışmaları yeniden alevlendirdi ve yargı mekanizmasının işleyişine yönelik sorgulamaları beraberinde getirdi.
Sonuç olarak, İBB davasında yaşanan salon krizi, sadece bir prosedür sorunu olmanın ötesinde, toplumun adalet algısını şekillendiren önemli bir unsura dönüşmüş durumda. Dilek İmamoğlu'nun bu konudaki ısrarlı tutumu, sürecin takipçisi olacağının sinyalini veriyor. Önümüzdeki duruşmaların nasıl bir atmosferde geçeceği ve yetkililerin bu eleştirilere nasıl yanıt vereceği, siyasi ve hukuki gündemin önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek.