UEFA Hakem Gözlemcisi Dilan Deniz Gökçek İşcan, eski Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu, eski Hakem İşleri Müdürü Tayfur Özkan ve hakem Abdullah Bora Özkara hakkında suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan dilekçede İşcan, uluslararası hakemlik kariyerinin sistematik biçimde engellendiğini ve kendisinin kasten liste dışı bırakıldığını iddia etti. Suç duyurusu, Türk hakemlik camiasında yeni bir tartışmanın kapısını araladı.
İşcan: 'Uluslararası görevlerim engellendi'
Dilan Deniz Gökçek İşcan'ın avukatı aracılığıyla yaptığı suç duyurusunda, 2022-2023 sezonundan itibaren UEFA ve FIFA nezdindeki görevlendirmelerinin engellendiği, kendisine verilen maçların iptal edildiği veya başka hakemlere kaydırıldığı öne sürüldü. İşcan, özellikle eski MHK yönetiminin talimatıyla uluslararası arenada temsil yeteneğinin kısıtlandığını belirterek, bu durumun kariyerine telafisi güç zararlar verdiğini ifade etti.
Suç duyurusunda ayrıca, hakemlik performansı ve liyakatıyla ilgisi olmayan gerekçelerle sürekli olarak alt liglerde görevlendirildiği, üst düzey müsabakalardan uzak tutulduğu kaydedildi. İşcan, bu süreçte kendisine yönelik baskı ve yıldırma politikası izlendiğini iddia ederek, sorumluların cezalandırılmasını talep etti.
Hedefteki isimler ve iddiaların arka planı
Suç duyurusunun hedefinde, dönemin MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu, Hakem İşleri Müdürü Tayfur Özkan ve hakem Abdullah Bora Özkara yer alıyor. İşcan'ın dilekçesinde, bu kişilerin hakem atamalarında yetkilerini kötüye kullandıkları ve kendi kariyer planlamaları doğrultusunda hareket ettikleri öne sürüldü. Özellikle Özkara'nın, İşcan'ın yerine bazı uluslararası organizasyonlarda görevlendirilmesi dikkat çeken iddialar arasında.
Türk hakemliğinde son yıllarda sık sık gündeme gelen atama tartışmaları, bu suç duyurusuyla birlikte hukuki bir boyut kazandı. Daha önce de bazı hakemler, liyakat sistemi yerine kişisel ilişkilerin öne çıktığı eleştirilerini dile getirmiş, ancak somut bir hukuki adım atmamıştı. İşcan'ın girişimi, bu anlamda bir ilk olarak değerlendiriliyor.
UEFA ve FIFA süreçleri
İşcan'ın avukatı, suç duyurusu dilekçesinde UEFA ve FIFA'nın hakem gözlemcisi atamalarına ilişkin yazışmalara da yer verildiğini açıkladı. Bu belgelerde, İşcan'ın uluslararası turnuvalarda görev almasının teknik gerekçelerle değil, idari müdahalelerle engellendiği iddiası destekleniyor. İşcan, kariyeri boyunca birçok önemli organizasyonda gözlemci olarak yer almış, son dönemde ise bu görevlerin kesildiğini savunuyor.
Hakemlik kariyerine dair istatistikler, İşcan'ın Süper Lig'de uzun yıllar boyunca düdük çaldığını ve FIFA kokartı taşıdığını gösteriyor. Bu birikime rağmen son iki sezonda neredeyse hiç üst düzey maç yönetmemesi, iddiaların somut dayanaklarından biri olarak sunuluyor.
MHK ve TFF'den henüz açıklama yok
Suç duyurusuyla ilgili olarak Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Merkez Hakem Kurulu'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak edinilen bilgilere göre, TFF hukuk müşavirliği konuyu incelemeye aldı. Ferhat Gündoğdu, Tayfur Özkan ve Abdullah Bora Özkara'nın avukatları aracılığıyla önümüzdeki günlerde yazılı savunma yapması bekleniyor.
Hakem camiasında bazı isimler, suç duyurusunun ardından benzer şikayetlerin gelebileceğini konuşuyor. Özellikle eski MHK yönetimleri döneminde görev yapan kadın hakemlerin ve genç hakemlerin sistematik olarak geri planda tutulduğu iddiaları, bu süreçle birlikte yeniden gündeme taşınabilir.
Hakemlikte liyakat tartışması
Türk hakemliğinde liyakat ve şeffaflık sorunu yıllardır tartışılıyor. Kulüpler, teknik direktörler ve futbol kamuoyu, atamaların objektif kriterlere göre yapılmadığını sık sık dile getiriyor. İşcan'ın suç duyurusu, bu tartışmayı bireysel bir hukuk mücadelesinden kurumsal bir sorgulamaya taşıma potansiyeli taşıyor.
UEFA Hakem Gözlemcisi olarak görev yapan bir ismin, kendi ülkesindeki hakem yönetimine karşı hukuki yola başvurması, uluslararası arenada da yankı uyandırabilir. FIFA ve UEFA'nın hakem atamalarındaki şeffaflık ilkeleri göz önüne alındığında, İşcan'ın iddialarının uluslararası bir incelemeye konu olup olmayacağı merak konusu.
Suç duyurusunun ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın önümüzdeki günlerde dosyayı inceleyerek takipsizlik veya soruşturma kararı vermesi bekleniyor. İşcan'ın avukatı, delil olarak sundukları belgelerin ve tanık ifadelerinin soruşturmayı derinleştireceğini savunuyor.
Kariyerinde dönüm noktası
Dilan Deniz Gökçek İşcan, Türk hakemliğinin son yıllardaki en deneyimli isimlerinden biri. Uzun süre Süper Lig'de görev yapan İşcan, FIFA kokartıyla uluslararası müsabakalarda da düdük çaldı. Hakemlik kariyerinin ardından UEFA gözlemcisi olarak atanması, onun futbol otoriteleri nezdindeki saygınlığının bir göstergesi olarak yorumlanmıştı.
Ancak İşcan, son dönemde kendisine yönelik sistematik bir dışlama olduğunu ve bunun kariyerini bitirme noktasına getirdiğini söylüyor. Suç duyurusu dilekçesinde, "Kariyerimi yok etmek istediler" ifadesine yer veren İşcan, yaşadığı sürecin sadece kendisini değil, ailesini de olumsuz etkilediğini belirtti.
Sonuç: Hukuki süreç ne getirecek?
Suç duyurusu, Türk futbolunun idari yapısındaki sorunları bir kez daha gözler önüne seriyor. Hakem atamalarındaki keyfiliğin hukuki bir zeminde tartışılması, belki de bundan sonraki süreçte daha şeffaf bir yönetim anlayışının yerleşmesine katkı sağlayabilir. Ancak sürecin nasıl sonuçlanacağı, savcılığın vereceği karara ve varsa soruşturmanın derinliğine bağlı.
Futbol kamuoyu, bu davayı yakından takip ederken, TFF'nin de konuya ilişkin tutumunu belirlemesi gerekiyor. Hakemlik camiasında adaletin tesisi, sadece bireysel kariyerler için değil, futbolun genel sağlığı için de kritik önemde. İşcan'ın girişimi, bu yönde atılmış cesur bir adım olarak tarihe geçebilir.