Televizyon ve lisanslı yayınlarda çocukları korumaya yönelik ilkeler titizlikle uygulanırken, gençlerin günde ortalama 3 saat 24 dakika geçirdiği sosyal medya platformları aynı bütünlük içinde denetlenemiyor. RTÜK'ün son 5 yılda çocuklara zarar veren yayınlar nedeniyle uyguladığı 454 idari yaptırım, geleneksel medyadaki denetimin ne denli etkin olduğunu gösteriyor. Ancak YouTube, TikTok, Instagram gibi platformlar, yasal boşluklar ve uluslararası şirketlerin Türkiye'deki muhatap eksikliği nedeniyle adeta bir 'yetki boşluğu' oluşturuyor.
Sosyal medyada denetim neden yetersiz?
Türkiye'de internet kullanıcılarının büyük bir bölümü, özellikle 12-18 yaş arası gençler, sosyal medyada kontrolsüz bir içerik akışına maruz kalıyor. RTÜK, 6112 sayılı Kanun kapsamında yalnızca radyo ve televizyon yayınlarını denetleyebiliyor. İnternet yayıncılığı ise 5651 sayılı kanunla düzenlenmiş olsa da, bu düzenleme daha çok suç teşkil eden içeriklerin kaldırılmasına odaklı. Çocukları psikolojik ve sosyal olarak etkileyen zararlı içerikler ise bu kapsamda tam olarak tanımlanmış değil.
Bunun sonucunda platformlar, kendi topluluk kurallarına göre hareket ediyor. Ancak bu kurallar şeffaf ve tutarlı değil. Örneğin, bir video çocuk istismarı içeriyorsa kaldırılabiliyor; ancak aynı videonun cinselleştirilmiş bir yorumu, nefret söylemi veya şiddet özendirmesi durumunda ne yapılacağı belirsiz. Ayrıca, algoritmaların önerdiği içerikler, gençlerin ilgisini çekmek için şiddet, cinsellik veya yeme bozukluğu gibi temaları normalleştirebiliyor.
RTÜK ve yaptırımları
RTÜK, 2019-2024 yılları arasında çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini olumsuz etkileyen yayınlar nedeniyle 454 idari yaptırım uyguladı. Bu yaptırımların büyük bir kısmı, televizyon kanallarının yayın akışlarında çocukların uyku saatlerinde ya da ailece izlenen saatlerde yetişkin içerikleri sunması nedeniyle gerçekleşti. RTÜK aynı zamanda çocuk hakları ihlalleri kapsamında yayıncı kuruluşlara müeyyide uyguladı ve bu yaptırımların kamuoyuyla paylaşılması, yayıncıları daha dikkatli davranmaya itti.
Ancak sosyal medya için durum farklı. RTÜK'ün yetkisi olmamakla birlikte, Türkiye'de sosyal medya platformlarıyla ilgili düzenleme yetkisi Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK) ait. BTK, 7253 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'a göre hareket ediyor. Ancak bu kanun, çocukların psikolojik gelişimi gibi konuları doğrudan ele almıyor; daha çok terör propagandası, uyuşturucu ve münferit suçlarla sınırlı.
Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisi
Uzmanlar, sosyal medyanın özellikle 13-17 yaş grubundaki gençlerde anksiyete, depresyon, yalnızlık ve özgüven eksikliği gibi sorunları artırdığını belirtiyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, 2024'te 16-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 92'si düzenli olarak internet kullanıyor ve bu sürenin önemli bir kısmı sosyal medyada geçiyor. Araştırmalar, gençlerin günde ortalama 3 saat 24 dakikasını sosyal medyada geçirdiğini, bunun da uyku, ders çalışma ve yüz yüze iletişim gibi temel aktiviteleri olumsuz etkilediğini gösteriyor.
Uzman psikologlar, özellikle beğeni (like) ve takipçi sayısına odaklanan algoritmaların gençlerin kendilerini sürekli başkalarıyla kıyaslamasına yol açtığını, bunun da kaygı bozukluklarına zemin hazırladığını vurguluyor. Ayrıca siber zorbalık, yasadışı akımlar ve zararlı içeriklerle karşılaşma riski, dijital çağın en büyük tehditlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Yasal düzenlemeler ve gelecek
Bu sorunun çözümü için yasal düzenlemelerin güncellenmesi gerektiği ifade ediliyor. Sosyal medya platformlarının Türkiye'deki temsilcilerinin olmaması, şirketlere yaptırım uygulanmasını zorlaştırıyor. 2022'de çıkarılan Dezenformasyon Yasası olarak bilinen düzenleme, sosyal medyaya yönelik daha sıkı kurallar getirmişti; ancak çocuk koruması konusunda net hükümler içermiyor.
Uzmanlar, çocukların dijital ortamlarda güvende olabilmesi için üç temel adım atılması gerektiğini belirtiyor: (1) Sosyal medya platformlarının yaş doğrulama sistemlerini güçlendirmesi, (2) ebeveyn kontrol araçlarının yaygınlaştırılması, (3) RTÜK ve BTK arasında koordinasyon sağlayarak ortak bir denetim mekanizması kurulması. Ayrıca çocukların medya okuryazarlığı eğitimi alması, dijital risklere karşı bilinçlenmeleri için önemli görülüyor.
Sonuç olarak, televizyonda uygulanan katı kuralların sosyal medyada uygulanmıyor olması, çocukların ve gençlerin dijital dünyada korunmasız kalmasına neden oluyor. Bu yetki boşluğunun acilen doldurulması, gelecek nesillerin sağlıklı gelişimi için kritik bir öncelik olarak duruyor. Bu konuda hem kamu otoritelerine hem de platform sağlayıcılarına büyük sorumluluk düşüyor.