Avustralya hükümeti, yerel haber medyasının içeriklerini kullanarak gelir elde eden ancak yayıncılarla adil bir ücret anlaşması yapmayan teknoloji devlerine karşı sert bir adım attı. Yeni düzenlemeye göre, Google ve Meta gibi platformlar, anlaşma sağlayamadıkları takdirde reklam gelirlerinin yüzde 2,5'ini bir fona ödemek zorunda kalacak. Bu hamle, dijital telif konusunda dünyada öncü bir model olarak değerlendirilirken, Türkiye'de ise benzer bir düzenleme hâlâ yasalaşmayı bekliyor.
Avustralya'nın Yeni Dijital Telif Modeli
Avustralya İletişim Bakanı Michelle Rowland'ın açıkladığı plana göre, yıllık geliri 250 milyon Avustralya dolarının üzerinde olan dijital platformlar, yerel haber medyasıyla içerik kullanımı için anlaşma yapmakla yükümlü tutulacak. Ancak anlaşma sağlanamaması durumunda, şirketlerin Avustralya'daki reklam gelirlerinin yüzde 2,5'i oranında bir ücret, hükümetin oluşturacağı bir fona aktarılacak. Bu fon, yerel haber kuruluşlarının dijital dönüşümünü desteklemek ve haber üretimini sürdürmek için kullanılacak.
Bu model, 2021 yılında yürürlüğe giren ve Google ile Meta'nın yayıncılarla milyonlarca dolarlık anlaşmalar yapmasını sağlayan "Haber Medyası ve Dijital Platformlar Yasası"nın (News Media and Digital Platforms Mandatory Bargaining Code) bir devamı niteliğinde. İlk düzenleme, platformların içerik kullanımı için pazarlık yapmasını zorunlu kılıyordu, ancak anlaşma sağlanamazsa arabuluculuk süreci devreye giriyordu. Yeni sistem ise anlaşmazlık durumunda doğrudan bir mali yükümlülük getirerek daha caydırıcı olmayı hedefliyor.
Türkiye'de Dijital Telif Bekleyişi
Avustralya'nın bu adımı, dijital içerik üreticilerinin ve haber kuruluşlarının uzun süredir dile getirdiği telif sorununa dikkat çekiyor. Türkiye'de ise Basın İlan Kurumu'nun (BİK) resmi gazete ve haber sitelerine yönelik düzenlemeleri dışında, platformların içerik kullanımına ilişkin kapsamlı bir yasal çerçeve bulunmuyor. TBMM'de bekleyen "Dijital Telif Yasası" tasarısı, 2023 yılında gündeme gelmiş ancak henüz yasalaşmamıştı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve çeşitli medya dernekleri, özellikle Google Haberler ve sosyal medya platformlarının haber içeriklerini ücretsiz kullanmasının yerel basını ekonomik olarak zor durumda bıraktığını vurguluyor. Türkiye'deki haber siteleri, dijital reklam gelirlerinin büyük bir kısmının Google ve Meta'ya gittiğini, kendilerine ise çok az bir pay kaldığını ifade ediyor. Bu durum, özellikle yerel ve bölgesel gazetelerin ayakta kalmasını güçleştiriyor.
- Avustralya modeli, anlaşma sağlanamaması durumunda otomatik bir yükümlülük öngörüyor.
- Türkiye'de ise telif yasası tasarısı, kanunlaşma sürecinde çeşitli engellerle karşılaşıyor.
- Medya kuruluşları, dijital platformlarla güç dengelerinin düzeltilmesi için benzer bir düzenleme talep ediyor.
Küresel Etkiler ve Uzman Görüşleri
Avustralya'nın yaklaşımı, dünya genelinde dijital telif konusunda yeni bir emsal oluşturabilir. Avrupa Birliği, 2019'da kabul ettiği Telif Hakkı Direktifi ile platformlara bazı yükümlülükler getirmişti, ancak Avustralya'nın doğrudan gelir paylaşımı modeli daha somut bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu modelin Kanada, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde de örnek alınabileceğini belirtiyor.
Ancak teknoloji şirketleri, bu tür düzenlemelerin inovasyonu engelleyebileceğini ve kullanıcı deneyimini olumsuz etkileyebileceğini öne sürüyor. Google, daha önce Avustralya'da haber hizmetini kapatma tehdidinde bulunmuş, ancak daha sonra yayıncılarla anlaşma sağlamıştı. Meta ise haber içeriğine verdiği önemi azaltarak bu tür yaptırımlara karşı farklı bir strateji izliyor.
Türkiye'de ise dijital telif yasasının çıkmaması, medya sektörünün dijital dönüşümünü yavaşlatıyor. Özellikle küçük ölçekli haber siteleri, telif geliri elde edemedikleri için personel istihdamını sürdürmekte zorlanıyor. Bu durum, haber çeşitliliğinin azalmasına ve yerel haberlerin erişilebilirliğinin düşmesine yol açıyor.
Sonuç olarak, Avustralya'nın uygulamaya koyduğu bu yeni model, dijital çağda medyanın sürdürülebilirliği için önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin de benzer bir düzenlemeyi hayata geçirerek hem medya kuruluşlarını desteklemesi hem de haber üretiminin devamlılığını sağlaması bekleniyor. Bu adım, aynı zamanda teknoloji devleriyle olan ilişkilerde bir denge unsuru olarak görülüyor.