Devlet Tiyatroları bünyesinde günlük ücretli olarak çalıştırılan yüzlerce sanat emekçisi, uzun süredir bekledikleri 12. yargı paketinin yasalaşmasına rağmen kalıcı istihdam (4/B) taleplerinin pakete dahil edilmemesi nedeniyle hayal kırıklığı yaşıyor. Sanatçılar, kadro dışı çalışma statüsünün sona ermesi ve sosyal güvencelerinin sağlanması için yetkililere sesleniyor.
Kadro talebi neden önemli?
Devlet Tiyatroları'nda günlük ücretli olarak çalışan sanatçılar, yıllardır süregelen belirsizlik ve güvencesizlikle mücadele ediyor. Bu statüde çalışanlar, sigorta primlerinin eksik yatırılması, iş güvencesinin olmaması ve düzenli bir gelire sahip olamama gibi sorunlarla karşı karşıya. 12. yargı paketi, birçok alanda düzenleme içerse de sanat emekçilerinin kadro talebine yanıt vermedi. Sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, bu durumun kültür-sanat sektöründe nitelikli iş gücünün kaybına yol açtığına dikkat çekiyor.
Sanatçılar ne talep ediyor?
Günlük ücretli sanatçıların başlıca talebi, 4/B sözleşmeli kadroya geçirilmek. Böylece hem sosyal güvencelerinin tam olması hem de sürekli istihdam edilmeleri mümkün olacak. Ayrıca çalışma koşullarının iyileştirilmesi, ücretlerin enflasyon karşısında erimemesi ve özlük haklarının iyileştirilmesi de talepler arasında. Sanatçılar, bu konuda TBMM'ye ve Kültür Bakanlığı'na çağrıda bulunuyor.
Tepkiler ve beklentiler
Devlet Tiyatroları çalışanları, 12. yargı paketinin kadro sorununu çözmemesinin ardından açıklamalarda bulundu. Sendika temsilcileri, "Kültür-sanat emekçileri olarak yıllardır kadro mücadelesi veriyoruz. 12. Yargı Paketi ile umutlanmıştık ancak taleplerimiz görmezden gelindi" dedi. Konuyla ilgili olarak mecliste soru önergeleri verilirken, muhalefet partileri de sanatçıların yanında olduklarını belirtti. Önümüzdeki dönemde konunun yeniden gündeme gelmesi ve kalıcı bir çözüm bulunması bekleniyor.
Bağlam ve değerlendirme
Türkiye'de kültür-sanat alanında çalışanların önemli bir bölümü güvencesiz koşullarda çalışıyor. Devlet Tiyatroları'ndaki günlük ücretli uygulaması, benzer sorunların yaşandığı birçok kamu kurumundaki taşeron veya geçici işçi statüsünü andırıyor. Sanatçıların talepleri sadece kendi hakları değil, aynı zamanda ülkenin kültürel üretiminin sürdürülebilirliği için de kritik önem taşıyor. Kalıcı bir çözüm bulunmazsa, yetişmiş insan kaynağının sektörden kopması kaçınılmaz görünüyor.