Küresel çapta hükümetler, artan kamu harcamalarını finanse etmek için tahvil piyasalarında tarihin en yüksek borçlanma seviyelerine ulaştı. 2024 yılında devlet tahvili ihraçları 8 trilyon doları aşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 15'lik bir artışa işaret ederken, yükselen faiz oranlarına rağmen yatırımcı talebinin güçlü kaldığını gösteriyor. Özellikle gelişmiş ülkelerin borçlanma ihtiyacı, pandemi sonrası genişleyici mali politikalar ve enerji krizine yönelik destek paketleri nedeniyle zirve yaptı.
Rekorun ardındaki dinamikler
Uluslararası Para Fonu verilerine göre, küresel kamu borcunun gayri safi yurt içi hasılaya oranı 2024'te yüzde 99'a ulaştı. ABD, Japonya ve İngiltere gibi büyük ekonomiler, tahvil ihraçlarında başı çekiyor. ABD Hazine Bakanlığı, 2024'te 2,5 trilyon dolar net borçlanma yaparken, Japonya ise GSYH'sinin yüzde 260'ına ulaşan borç stokuyla dikkat çekiyor. Avrupa Birliği ülkeleri ise ortak tahvil ihraçları ve ulusal programlarla pandemi sonrası toparlanmayı hızlandırmaya çalışıyor.
Yatırımcıların gözdesi devlet tahvilleri
Yüksek enflasyon ve sıkı para politikalarına rağmen, devlet tahvilleri güvenli liman arayışındaki yatırımcılar tarafından yoğun talep görüyor. Merkez bankalarının faiz artırımları tahvil getirilerini yukarı çekerken, özellikle kısa vadeli tahvillerde yüzde 5'in üzerinde getiri elde edilebiliyor. Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerin tahvil ihraçları da arttı. Türkiye, 2024 yılında uluslararası piyasalarda 10 milyar dolarlık tahvil ihracı gerçekleştirirken, iç borçlanmada da faiz oranlarının yüksek seyretmesi nedeniyle maliyetler arttı. Uzmanlar, küresel borçlanma trendinin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini, ancak faizlerin düşüşe geçmesiyle birlikte hükümetlerin borç yükünün hafifleyebileceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, devlet tahvili ihraçlarındaki rekor, kamu maliyesinin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratırken, yatırımcılar için cazip fırsatlar sunuyor. Ancak, yüksek borçluluk oranları ve jeopolitik riskler, piyasalarda oynaklığa neden olabilecek faktörler olarak öne çıkıyor.