İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Hastanesi Başhekimliği tarafından kliniklere gönderilen bir yazı, sağlık turizmi kapsamında yabancı hastaların kabulü ve özel sağlık hizmeti sunumu için yeni bir düzenlemeyi hayata geçiriyor. Söz konusu talimat, kamu hastanelerinin ticari bir işletme gibi çalışmasına yol açacağı gerekçesiyle sağlık camiasında geniş yankı uyandırdı. Hekimler ve sağlık sendikaları, bu uygulamanın sağlıkta eşitlik ilkesini zedeleyeceğini belirtirken, hastane yönetimi ise gelir getirici faaliyetlerle hizmet kalitesinin artırılmasını hedeflediklerini savunuyor.
Talimatın İçeriği
Başhekimlik tarafından imzalanan yazıda, kliniklerin sağlık turizmi birimi aracılığıyla yabancı hastalara özel fiyatlandırma ile hizmet vermesi, bu hizmetlerin devlet tarafından belirlenen fiyat tarifesinin üzerinde olması ve elde edilen gelirin bir kısmının personele prim olarak dağıtılması öngörülüyor. Ayrıca, sözleşmeli özel sigorta şirketleri ile anlaşmalı hasta kabulü de teşvik ediliyor. Bu durum, aynı hastanede aynı hizmet için farklı fiyat uygulamalarının ortaya çıkmasına neden olacak. Uygulamanın pilot olarak İstanbul Tıp Fakültesi'nde başlatıldığı, başarılı olması halinde diğer devlet hastanelerine yaygınlaştırılmasının planlandığı öğrenildi.
Sağlık Çalışanlarının Tepkileri
Türk Tabipleri Birliği ve Sağlık-Sen gibi örgütler, talimatın kamu sağlık hizmetinin ticarileşmesine giden yolda önemli bir adım olduğunu vurguluyor. Açıklamalarda, "Devlet hastaneleri, herkese eşit, ücretsiz ve kaliteli sağlık hizmeti sunmakla yükümlüdür. Bu talimat, hastaneleri kâr amacı güden işletmelere dönüştürmektedir" ifadeleri kullanılıyor. Hekimler ise, özel hastalara ayrılan zamanın kamu hastalarının aleyhine olacağı endişesini taşıyor. Öte yandan, bazı uzmanlar sağlık turizminin ekonomiye katkısına dikkat çekerek, kamu hastanelerinin bu pastadan pay almasının doğru olabileceğini, ancak eşitsizlik yaratacak uygulamalardan kaçınılması gerektiğini belirtiyor.
Geçmişteki Benzer Uygulamalar
Kamu hastanelerinde özel hasta kabulü, daha önce de tartışma konusu olmuştu. 2017 yılında Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı bir genelge ile devlet hastanelerinde "ek hizmet binası" adı altında ücretli poliklinikler açılmasına izin verilmiş, ancak yoğun eleştiriler sonrası uygulamadan vazgeçilmişti. Benzer şekilde, belediye hastanelerinde de zaman zaman özel hasta kabulü gündeme gelmiş, mahkeme kararlarıyla durdurulmuştu. Uzmanlar, bu tür uygulamaların sağlık hakkının evrenselliğine aykırı olduğunu ve Anayasa'nın eşitlik ilkesini ihlal ettiğini savunuyor.
Gelişmeler, sağlık politikalarında kamu yararı ile ticari kaygılar arasındaki gerilimi bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor. Sağlık Bakanlığı'nın konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmamış olması, talimatın merkezi hükümetin bilgisi dahilinde mi yoksa yerel bir girişim mi olduğu sorusunu akıllara getiriyor. Kamu sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi, sadece Türkiye'de değil, dünyada da tartışmalı bir konu. Ancak bu uygulamanın hayata geçirilmesi, sağlıkta eşitsizliği derinleştirebilir ve dar gelirli vatandaşların kaliteli sağlık hizmetine erişimini daha da zorlaştırabilir. Sağlık, bir kamu hizmeti olmanın ötesinde, anayasal bir haktır ve bu hakkın ticari kaygılarla sınırlanması, uzun vadede toplumsal huzursuzluğa yol açabilir.