CHP’ye yönelik belediye operasyonları, İBB davası ve son olarak alınan ‘mutlak butlan’ kararı, 25 yıllık AKP iktidarının muhalefeti bölüp parçalama stratejisinin en somut göstergesi. Anketlerde birinci parti olarak görülen CHP’nin önünü kesmek için hukuki ve idari araçların nasıl kullanıldığı, ‘devlet aklı’ kavramını yeniden gündeme taşıdı.
Operasyonların ardındaki siyasi mantık
Son dönemde CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) açılan davalar ve ardından gelen “mutlak butlan” kararı, muhalefet partisini hedef alan koordineli bir çabanın ürünü olarak değerlendiriliyor. Siyasi analistlere göre, bu hamlelerin temelinde, CHP’nin özellikle büyükşehirlerde elde ettiği gücü kırarak 2024 yerel seçimleri öncesinde avantaj sağlama amacı yatıyor.
Anayasa hukuku uzmanları, ‘mutlak butlan’ gibi nadiren başvurulan bir hukuki müessesenin siyasi bir davada kullanılmasını, yargının araçsallaştırılması olarak yorumluyor. Bu karar, İBB’nin bazı ihale ve kararlarının hukuken geçersiz sayılması anlamına gelirken, CHP’ye yönelik siyasi bir baskı aracına dönüştü.
‘Devlet aklı’ kavramının çağrışımları
‘Devlet aklı’ (reason of state) kavramı, devlet çıkarlarının her şeyin üzerinde tutulduğu, bazen hukukun dışına çıkılmasını meşrulaştıran bir anlayışı ifade eder. Türkiye’de uzun süre bu kavram, özellikle güvenlik bürokrasisi tarafından muhalif hareketleri bastırmak için kullanıldı. AKP iktidarı döneminde ise ‘milli irade’ söylemiyle devlet aklının yeniden tanımlandığı belirtiliyor.
Muhalefet cephesi, iktidarın kendini ‘devlet aklı’ olarak konumlandırdığını ve bu anlayışla CHP’yi siyasi alanda kuşatmaya çalıştığını savunuyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, son dönemde yaptığı açıklamalarda, “Bir avuç siyasetçinin çıkarı için devlet mekanizmasının kullanıldığını” ifade etti.
Anketler ve siyasi dengeler
Mayıs 2024 itibarıyla yapılan kamuoyu araştırmaları, CHP’nin oy oranında artış eğilimi gösterdiğini, AKP’nin ise gerilediğini ortaya koyuyor. Örneğin, Metropoll ve Konda gibi şirketlerin anketlerinde CHP yüzde 30-32 aralığında seyrederken, AKP yüzde 28-30 bandında kaldı. Bu durum, iktidar partisinin CHP’yi hedef alan operasyonlarının siyasi bir refleks olduğu yorumlarını güçlendiriyor.
Uzmanlar, ‘devlet aklı’ söyleminin aslında iktidarın siyasi rakiplerini meşruiyetten yoksun bırakma çabası olduğunu belirtiyor. Ancak bu çabanın, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle ne kadar uyumlu olduğu tartışmalı. Özellikle AB ve diğer uluslararası kuruluşlar, Türkiye’de yargının bağımsızlığı konusunda endişelerini dile getiriyor.
‘Devlet aklı’ kavramı, kimin aklı olduğu sorusunu da beraberinde getiriyor. Eğer bu akıl, yalnızca iktidarın çıkarlarını koruyorsa, demokratik bir toplumda meşruiyet sorunu yaratıyor. CHP’ye yönelik operasyonlar, Türkiye’de siyasetin giderek daha gerilimli bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Bu tablo, önümüzdeki seçimlerin sadece bir yarış değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğü ve demokrasinin geleceği açısından da kritik bir sınav olacağına işaret ediyor.