Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi tarihin en kanlı darbe girişimlerinden birine tanıklık etti. FETÖ terör örgütünün silahlı üyeleri, tanklar ve savaş uçaklarıyla milletin iradesine ipotek koymaya kalkıştı. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla sokaklara dökülen vatandaşlar, demokrasiye sahip çıkarak darbecileri püskürttü. O gece 253 kişi şehit oldu, 2 bin 196 kişi yaralandı. İşte 10 yıl önce yaşananların perde arkası.
Darbe kararı 1 Kasım seçimlerinden sonra alındı
FETÖ elebaşı Fethullah Gülen, darbe planını 1 Kasım 2015 seçimlerinin hemen ardından yaptığı bir toplantıyla hayata geçirmeye karar verdi. Örgütün sivil imamları ve askeri yapılanması daha önce de birkaç kez darbe girişimini değerlendirmiş, ancak uygun ortamı bulamamıştı. 2016 yılının ilk aylarında darbe hazırlıkları hızlandı. Örgüt, TSK içindeki sivil imamlar aracılığıyla kritik birliklerdeki personeli yönlendirdi. Darbe gecesi, Genelkurmay Başkanlığı, Ankara, İstanbul ve diğer şehirlerdeki kritik noktalar eş zamanlı olarak ele geçirilmeye çalışıldı.
Millet sokaklara döküldü
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın canlı yayında yaptığı çağrı, milyonları meydanlara indirdi. Tanklar ve silahlarla donatılmış darbeciler, karşılarında vatanını savunmaya hazır milyonlarca insan buldu. Köprüde, Meclis önünde, valilik binalarında çatışmalar yaşandı. En ağır saldırılar TBMM'ye yapıldı; bombalar Meclis bahçesine düştü, çok sayıda polis ve sivil yaralandı. O gece, demokrasi nöbeti tutanların kahramanlığıyla yazıldı.
15 Temmuz'un bedeli ve sonrası
Darbe girişiminin ardından OHAL ilan edildi, FETÖ'ye yönelik operasyonlar başlatıldı. Binlerce kamu görevlisi ihraç edildi, örgütün askeri ve sivil yapılanması büyük ölçüde çökertildi. 10 yıl geçmesine rağmen, darbe girişiminin yaraları hâlâ taze. Her yıl 15 Temmuz'da şehitler anılıyor, demokrasi nöbetleri tutuluyor. Bu destansı direniş, Türk milletinin demokrasiye bağlılığının en somut göstergesi oldu.
Bağımsız değerlendirme
15 Temmuz, sadece bir darbe girişimi değil, aynı zamanda milletin iradesine vurulmaya çalışılan prangaların kırıldığı gecedir. Türkiye, bu süreçte demokratik kurumlarını güçlendirirken, benzer ihanetlerin bir daha yaşanmaması için hukuki ve idari tedbirler aldı. Ancak darbenin izleri, toplumsal hafızada uzun süre silinmeyecek. Bu gece, aynı zamanda bağımsızlık ve millet egemenliği kavramlarının ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan bir ders niteliğindedir.