Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından konteyner kentlere yerleştirilen depremzedeler, hükümetin bu yapıların temmuz ayına kadar boşaltılması yönündeki tebliğine sert tepki gösterdi. Depremzede İpek Çalış, 'Depremden önce kiralar çok uygundu şimdi 1+1 evi 15-20 binden aşağıya tutamıyoruz. Bizi sokağa atacaklar' diyerek yaşadığı çaresizliği dile getirdi. Yetkililer ise kalıcı konutların tamamlanmasıyla geçici barınma alanlarının kapatılmasının planlandığını belirtiyor.
Tebliğin detayları
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgeye göre, deprem bölgesindeki konteyner kentler 31 Temmuz 2025 itibarıyla boşaltılacak. Bu karar, özellikle depremzedeler arasında büyük tedirginliğe yol açtı. Birçok aile, kalıcı konutlarının henüz teslim edilmediğini ve mevcut ekonomik koşullarda kira ödeyemeyeceklerini savunuyor.
Depremzedelerin endişeleri
Depremden bu yana konteynerde yaşayan İpek Çalış, 'Devlet bize sahip çıkmalı. 6 Şubat'tan beri buradayız, ne zaman evimize kavuşacağımız belli değil. Kiralar 15-20 bin liraya fırladı, bu parayı kimse veremez. Bizi sokağa atacaklar, resmen yok sayılıyoruz' ifadelerini kullandı. Benzer şikayetler, Hatay, Adıyaman ve Malatya gibi diğer deprem bölgelerinden de geliyor.
Resmi açıklamalar
Bakanlık yetkilileri, kalıcı konutların yüzde 80'inin tamamlandığını ve 2025 yılı sonuna kadar tüm depremzedelere teslim edileceğini açıkladı. Konteyner kentlerin kapatılma gerekçesi olarak ise bu yapıların geçici olduğu ve sağlık açısından riskler taşıdığı belirtiliyor. Ancak depremzedeler, bu planın gerçekçi olmadığını, binlerce kişinin halen konteynerlerde yaşadığını ve taşınma için yeterli altyapının bulunmadığını ifade ediyor.
Bağımsız değerlendirme
Deprem felaketinin üzerinden iki yılı aşkın süre geçmesine rağmen barınma sorununun devam etmesi, afet yönetiminde hala ciddi aksaklıklar olduğunu gösteriyor. Hükümetin konteynerleri boşaltma kararı, kalıcı konut teslimatının gecikmesi ve kiralardaki astronomik artışla birleşince, depremzedeleri adeta ikinci bir mağduriyetle karşı karşıya bırakıyor. Bu durum, siyasi iktidarın afet sonrası rehabilitasyon sürecinde daha esnek ve insani bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini ortaya koyuyor.