Kocaeli'de 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde enkazdan sağ kurtarılan ancak hastaneye sevk edilirken izi kaybedilen Serkan Cebeci'nin annesi Emine Cebeci (70), 4 yıl boyunca Türkiye'yi karış karış gezdikten sonra açtırdığı 18 mezardan birinde oğlunun cenazesine ulaştı. Acılı anne, hukuk mücadelesi sonucu elde ettiği DNA testleriyle evladının kimliğini tespit etti. Serkan'ın depremde yaralananların sevk edildiği hastanelerden birinde hayatını kaybettiği ve kimsesizler mezarlığına defnedildiği belirlendi.
Yıllar Süren Umutsuz Arayış
17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depremi, Türkiye'yi yasa boğdu. Resmi rakamlara göre 17 binden fazla kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı. O karanlık gecede Gölcük'te yaşayan Cebeci ailesi de enkaz altında kaldı. Serkan Cebeci, depremin ardından enkazdan yaralı olarak çıkarıldı ve ilk müdahalenin ardından hastaneye sevk edildi. Ancak bu süreçte Serkan'ın ismi ve kimlik bilgileri kayıtlara geçmedi veya karıştı. Ailesi, oğlunun hayatta olduğunu düşünerek yıllarca her kapıyı çaldı.
Emine Cebeci, oğlunu bulmak için hastaneleri, Kızılay depolarını, kimsesizler mezarlıklarını tek tek gezdi. Türkiye'nin dört bir yanındaki yetkili kurumlara dilekçeler yağdırdı. Ancak bir türlü izine rastlayamadı. Yıllar süren arayışın ardından hukuki bir süreç başlatan Cebeci, yetkililerden kayıp oğlunun dosyasının yeniden açılmasını talep etti. Mahkeme kararıyla, deprem sırasında kimliği belirsiz olarak gömülen kişilerin mezarları açılarak DNA örnekleri alındı.
18 Mezar, Tek Gerçek
Emine Cebeci'nin başlattığı hukuk mücadelesi meyvesini verdi. Yetkililer, deprem bölgesindeki kimsesizler mezarlıklarında yatan ve kimliği tespit edilemeyen 18 kişinin mezarını açtı. Alınan kemik örnekleri, Cebeci'nin DNA'sı ile karşılaştırıldı. Sonuç, acı bir gerçeği ortaya çıkardı: Mezarlardan birinde yatan kişi, Serkan Cebeci idi. Oğlunun cenazesi, depremin hemen ardından hastanede hayatını kaybetmiş ve kimsesizler mezarlığına defnedilmişti. Aile, tam 4 yıl sonra evladının naaşına kavuştu. Serkan'ın cenazesi, Gölcük'teki aile mezarlığına defnedilerek kimliğine kavuştu.
Bu süreçte, deprem sonrası yaşanan kaosun boyutları bir kez daha gözler önüne serildi. Binlerce kişi, enkazdan çıkarıldıktan sonra hastanelere sevk edilirken kimlik bilgilerinin karışması nedeniyle yakınlarına ulaştırılamadı. Uzmanlar, deprem gibi büyük felaketlerde kimliklendirme süreçlerinin daha sistematik yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
Acılı Ailenin Mücadelesi ve Sonrası
Emine Cebeci, oğlunun cenazesine kavuştuktan sonra, benzer durumda olan diğer ailelere de umut oldu. Cebeci'nin yaşadığı bu trajik olay, deprem sonrası kayıp yakınlarının yaşadığı zorlukları gündeme taşıdı. Türkiye'de deprem sonrası kimlik tespiti çalışmaları, o dönemde yetersiz kalmıştı. Bugün ise afet yönetiminde kimliklendirme süreçleri daha teknolojik ve hızlı yöntemlerle yürütülüyor. Ancak 1999 depreminde yaşanan bu tür olaylar, afet yönetiminde insan hatasının ve koordinasyon eksikliğinin nelere mal olabileceğini gözler önüne seriyor.
Emine Cebeci'nin 18 mezar açtırarak oğluna ulaşması, sadece bir annenin evladına kavuşma hikayesi değil, aynı zamanda bir ülkenin deprem sonrası yaşadığı kaos ortamının da ibretlik bir fotoğrafıdır. Bu olay, afet yönetiminde kayıt sistemlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Umuyoruz ki, bu tür acılar bir daha yaşanmaz ve afetlerde kimlik tespiti çalışmaları uluslararası standartlarda yürütülür.