Marmara Depremi'nde enkaz altından sağ çıkarılan Bülent Şentürk ve evi yıkılan eşi Elif Şentürk, yaşadıkları acı tecrübeyi umuda dönüştürdü. Çift, önce hayatlarını birleştirdi, ardından AKUT arama kurtarma derneğine gönüllü oldu. Yıllar sonra Hatay'daki deprem felaketinde enkaz altında kalanlara el uzatarak, kendi hikayelerini başkalarının kurtuluşuna vesile kıldı.
Enkazdan Çıkan Hayat: Bülent Şentürk'ün Hikayesi
17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depremi, Türkiye'nin en acı felaketlerinden biri olarak tarihe geçti. O gece Bülent Şentürk, Yalova'daki evinde uyurken depreme yakalandı. Binanın çökmesiyle enkaz altında kalan Şentürk, saatlerce süren arama kurtarma çalışmaları sonucunda 12 saat sonra kurtarıldı. O anları anlatan Şentürk, 'Enkaz altında geçen her saniye bir ömür gibiydi. Kurtarıldığımda hayatımın ikinci şansını aldığımı hissettim' diyor. Bu deneyim, onun hayatını tamamen değiştirdi.
Elif Şentürk'ün Kaybı ve Yeniden Doğuşu
Aynı depremde Elif Şentürk'ün ailesi büyük kayıplar yaşadı. Evleri yıkılan Elif Hanım, enkaz altında kalan yakınlarını kaybetti. O gece hem evini hem de sevdiklerini kaybeden Elif Şentürk, acısını dayanışmayla bastırdı. Bülent Şentürk ile tanıştığında ikisinin de ortak noktası depremdi. 'Birbirimizi anlıyorduk. O gece yaşadıklarımızı anlatacak kelimeler bulamıyorduk ama birbirimizin gözlerinden okuyorduk' diyen Elif Hanım, kısa süre sonra hayatını birleştirdiği Bülent Bey ile birlikte AKUT'a katıldı.
AKUT Gönüllüsü Olarak İkinci Şans
Bülent ve Elif Şentürk, yaşadıkları felaketin ardından arama kurtarma faaliyetlerine katılmanın kendileri için bir borç olduğunu düşündü. AKUT'a katıldıklarında ilk görevleri, deprem bölgelerindeki arama kurtarma çalışmalarına destek vermekti. Bülent Şentürk, 'Enkaz altından çıkan biri olarak, hala enkaz altında bekleyenler için çalışmak zorundaydım. Bu benim vicdan borcumdu' ifadelerini kullanıyor. Çift, yıllar içinde birçok afette görev aldı; sel, yangın ve çığ gibi doğal afetlerde de aktif rol oynadı.
Hatay Depremi: Kendi Hikayelerinin Tekrarı
6 Şubat 2023'te meydana gelen Hatay merkezli depremler, Türkiye'yi yeniden yasa boğdu. Bülent ve Elif Şentürk, haber alır almaz ekiplerle birlikte Hatay'a hareket etti. Orada gördükleri manzara, 1999'daki tabloyu andırıyordu. Enkaz altında kalanlar için günlerce çalışan çift, birçok kişinin hayata tutunmasını sağladı. Bülent Şentürk, 'Orada çalışırken kendimi 24 yıl öncesinde gibi hissettim. Ama bu kez enkaz altında değil, kurtaran taraftaydım. Bu duygu tarif edilemez' diyor. Elif Şentürk ise 'Her kurtardığımız insan, bizim için aynı zamanda bir umut. Kendi yaşadığımız travmayı onlarla birlikte yeniyoruz' şeklinde konuşuyor.
Dayanışmanın ve Umudun Önemi
Bülent ve Elif Şentürk'ün hikayesi, depremin sadece yıkım değil, aynı zamanda dayanışma ve umut da getirdiğini gösteriyor. Yaşadıkları acıyı başkalarına yardım etmek için kullanmaları, topluma örnek olacak nitelikte. AKUT gibi sivil toplum kuruluşlarının afetlere hazırlık ve müdahale konusundaki önemi de bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu tür gönüllü çalışmalar, toplumun afetlere karşı dirençli olmasını sağlıyor. Çiftin hikayesi, 'Bir kurtulan, bir o kadar kurtarır' anlayışının en güzel örneklerinden biri olarak hafızalarda yer ediniyor. İnsanların yaşadıkları travmaları nasıl pozitif bir güce dönüştürebileceklerinin canlı kanıtı olan Şentürk çifti, umudun hiç kaybolmadığını gösteriyor.