Yalova'da 17 Ağustos 1999 depreminde çöken binanın enkazından ağır yaralı olarak kurtarılan ve bir yıl boyunca yatağa bağlı yaşamak zorunda kalan Nuray Bekar (51), geçirdiği zorlu ameliyatların ardından doktorların 'hayatın tehlikeye girer, çocuk yapman yasak' uyarısına rağmen anne olma hayalini gerçekleştirdi. Depremden dört yıl sonra dünyaya gelen oğluyla birlikte adeta yeniden doğan Bekar, yaşadığı mucizevi hikayeyi anlattı.
Enkazdan sağ çıktı, ikinci şansını kullandı
17 Ağustos 1999'da meydana gelen ve Türkiye'yi yasa boğan Marmara Depremi'nin üzerinden 25 yıl geçti. O gece Yalova'da yaşayan Nuray Bekar, ailesiyle birlikte uyurken, saatler sonra hayatı tamamen değişecekti. Çöken apartmanın enkazı altında kalan Bekar, saatler süren kurtarma çalışmaları sonucunda ağır yaralı olarak çıkarıldı. Vücudunda kırıklar ve iç kanama vardı; doktorlar hayatta kalma ihtimalinin düşük olduğunu söylüyordu. Ancak o pes etmedi. Uzun ve acılı bir tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşmaya başladı. Bir yıl boyunca yatağa bağlı kalan Bekar, fizik tedavi sayesinde yeniden yürümeyi öğrendi.
Ancak doktorların bir uyarısı vardı: Anne olması durumunda hayati riskle karşı karşıya kalabilirdi. Vücudu, hamileliğin getireceği yükü kaldıramayabilirdi. Bu yüzden doktorlar, 'çocuk yapman yasak' dedi. Fakat Nuray Bekar, içindeki annelik duygusunun ağır bastığını ve bu yasağa rağmen anne olmaya karar verdiğini belirtiyor. 'Oğlumu kucağıma aldığımda hayatımın en doğru kararını verdiğimi anladım. O benim ikinci hayatım' diyor.
Oğluyla yeniden doğdu
Depremden dört yıl sonra, 2003 yılında dünyaya gelen oğlu, Bekar'ın hayatına anlam kattı. Oğlunun doğumuyla birlikte tüm acılarının geride kaldığını ifade eden Bekar, yaşadığı duyguları şu sözlerle anlattı: 'Depremde hayatta kalmak bir mucizeydi, oğlumun doğumu ise ikinci mucize. Ona her baktığımda yaşama sevincimi yeniden buluyorum.
Nuray Bekar'ın hikayesi, deprem felaketlerinden sağ çıkanların yaşama tutunma azmini simgeliyor. Depremlerin sadece yıkım değil, aynı zamanda insanın içindeki gücü ortaya çıkaran bir deneyim olduğunu gösteriyor. Bekar, oğlunu büyütürken bir yandan da deprem bilincinin önemine dikkat çekiyor. 'Depremde neler kaybettiğimizi unutmamalıyız. Ama aynı zamanda neler kazandığımızı da' diyor.
Türkiye, deprem kuşağında yer alan bir ülke. 1999 depremi, binlerce can kaybına neden olmuş ve yapı stokunun ne kadar dayanıksız olduğunu göstermişti. O günden bu yana deprem hazırlıkları, bina denetimleri ve afet yönetimi konusunda önemli adımlar atıldı, ancak hala alınması gereken çok yol var. Nuray Bekar'ın hikayesi, depremlerin kalıcı etkilerine rağmen umudun asla tükenmediğini hatırlatıyor. Sağlığına kavuşması, anne olması ve oğluyla geçirdiği her an, ona verilmiş en büyük armağan. Deprem anılarını hala unutamayanlar için moral kaynağı olan Bekar, hayatta kalmanın ve yeniden doğmanın ne demek olduğunu en iyi bilenlerden biri.
Bu tür hikayeler, afetlerin ardından toplumsal dayanışmanın ve bireysel direncin önemini gözler önüne seriyor. Uzmanlar, deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmemiz ve gerekli önlemleri almamız gerektiğini vurguluyor. Nuray Bekar'ın yaşadıkları, sadece geçmişin acı bir hatırası değil, aynı zamanda geleceğe dair bir umut ışığı. Onun mücadelesi, zorluklar karşısında asla pes etmemenin ve her şeye rağmen hayata sıkı sıkıya tutunmanın en güzel örneklerinden biri olarak hafızalarda yerini alacak.