17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde Sakarya'daki evlerinde enkaz altında kalarak kız kardeşini kaybeden Fatma Doğanay, yaşadığı acıyı dayanışmaya dönüştürdü ve Türkiye'nin ilk kadın itfaiye şoförü olarak tarihe geçti. Depremin yıkıcı etkisini bizzat deneyimleyen Doğanay, o gün arama-kurtarma ekiplerinin çabalarını yakından izledi ve hayatını bu alana adama kararı aldı.
Acıdan Güç Doğdu
1999 yılında henüz 20'li yaşlarının başında olan Fatma Doğanay, deprem gecesi ailesiyle birlikte Sakarya'daki evlerinde uyuyordu. Sarsıntının ardından büyük bir karmaşa içinde enkazdan çıkmayı başaran Doğanay, kız kardeşinin sesini duydu ancak kurtarma ekipleri gelene kadar hiçbir şey yapamadı. Saatler süren bekleyişin ardından kız kardeşine ulaşıldığında artık çok geçti. Bu kayıp, Doğanay'ın hayatında bir dönüm noktası oldu. "O gün itfaiyecilerin ve arama-kurtarma ekiplerinin ne kadar önemli işler yaptığını gördüm. Keşke daha fazla insan bu alanda görev alsa da daha çok can kurtarılsa diye düşündüm" diyen Doğanay, bu düşünceyle eğitim hayatına ara verip itfaiyecilik eğitimi almaya karar verdi.
Zorlu Eğitim Süreci ve İlkler
Eğitim süreci boyunca erkek egemen bir alanda var olmanın zorluklarıyla karşılaşsa da Doğanay, kararlılığıyla tüm engelleri aştı. İtfaiye şoförlüğü eğitimi sırasında ağır araçları kullanmayı öğrenen Doğanay, yangın ve enkaz alanlarında manevra kabiliyetini geliştirdi. 2023 yılında mezun olarak Türkiye'nin ilk kadın itfaiye şoförü unvanını aldı. Bu başarı, sadece bir ilk olmakla kalmadı; aynı zamanda kadınların afet yönetimindeki yerinin güçlenmesine de öncülük etti.
Afet Bilinci ve Toplumsal Mesaj
Fatma Doğanay, görevine Sakarya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nda başladı. Gençlere özellikle kız çocuklarına ilham kaynağı olan Doğanay, "Kadınların bu mesleği yapamayacağına dair önyargıları yıktık. Ben sadece bir başlangıcım; umarım ardımdan birçok kadın gelir" şeklinde konuşuyor. Depremden sonra afet bilincinin önemini her fırsatta vurgulayan Doğanay, ailelere ve gençlere afet eğitimleri almaları çağrısında bulunuyor. Onun hikayesi, acının bile topluma nasıl faydaya dönüştürülebileceğinin somut bir örneği olarak hafızalarda yer etti.