Hatay'ın İskenderun ilçesinde, 6 Şubat 2023 depremlerinde çöken ve 125 kişinin yaşamını yitirdiği İskenderun Devlet Hastanesi'ne ilişkin yürütülen soruşturmada kritik bir aşamaya gelindi. Yaklaşık 3 yıl 8 aydır devam eden ve depremzede ailelerin acılı bekleyişini sürdürdüğü dosyaya beklenen bilirkişi raporu ulaştı. Raporda, hastanenin 2012 yılında yapılan denetimlerde "göçme durumu" tespit edilmesine rağmen kullanılmaya devam edildiği vurgulanarak, bu kararı veren kurum yetkililerinin "asli kusurlu" olduğu belirtildi. Bu tespit, deprem felaketinin ardından yıllardır süren adalet arayışında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Bilirkişi Raporu: Göçme Riski Biliniyordu
Edinilen bilgilere göre, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda, İskenderun Devlet Hastanesi'nin 2012 yılında gerçekleştirilen denetimlerinde yapısal olarak "göçme durumu" tespit edildiği açıkça ortaya konuldu. Buna karşın, hastanenin hizmet vermeye devam etmesi için gerekli izinlerin verildiği ve güçlendirme çalışmalarının yapılmadığı ifade edildi. Raporda, bu süreçte sorumluluk üstlenen kurum yetkililerinin "asli kusurlu" olduğu kaydedildi. Söz konusu tespit, depremde hayatını kaybeden 125 kişinin yakınlarının hukuk mücadelesinde önemli bir delil niteliği taşıyor.
6 Şubat depremlerinde büyük yıkıma uğrayan İskenderun Devlet Hastanesi, bölgenin en yoğun sağlık hizmeti veren kurumlarından biriydi. Deprem sırasında hastanede bulunan hastalar, sağlık çalışanları ve refakatçilerden 125'i hayatını kaybetti. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, hastanenin deprem yönetmeliğine uygunluğu, denetim süreçleri ve sorumluların tespiti için bilirkişi incelemesi talep edilmişti. Raporun tamamlanmasıyla birlikte dosyada yeni bir süreç başlayacak.
Soruşturma Süreci ve Hukuki Boyut
Yaklaşık 3 yıl 8 aydır devam eden soruşturma, depremzede ailelerinin sabırlı bekleyişine sahne oluyor. Bilirkişi raporunun dosyaya girmesiyle birlikte, cumhuriyet savcılığının önümüzdeki günlerde kusurlu bulunan yetkililer hakkında iddianame hazırlaması bekleniyor. Raporda "asli kusur" tespiti, sorumluların yargı önüne çıkarılması için önemli bir adım olarak görülüyor. Depremzede avukatları, raporun kendileri için umut verici olduğunu belirterek, adaletin yerini bulması için mücadeleye devam edeceklerini ifade etti.
Hukukçular, bilirkişi raporunun mahkemede güçlü bir delil olarak kullanılabileceğini, ancak nihai kararın yargı mercileri tarafından verileceğini vurguluyor. Raporda yer alan "asli kusur" ifadesi, ilgili kamu görevlilerinin görevlerini kötüye kullandıkları veya ihmalde bulundukları yönünde ciddi bir bulgu olarak yorumlanıyor. Bu durum, depremde hayatını kaybedenlerin ailelerinin manevi tazminat taleplerini de güçlendirebilir.
Arka Plan: 2012'de Tespit Edilen Risk
İskenderun Devlet Hastanesi'nin 2012 yılındaki denetimlerinde ortaya çıkan "göçme durumu", o dönemde gerekli önlemlerin alınmadığını gözler önüne seriyor. Uzmanlar, deprem kuşağında yer alan Türkiye'de hastane gibi kritik binaların güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Ancak rapordaki tespitlere göre, bu risk bilinmesine rağmen hastanenin kullanımına devam edilmesi, olası bir felakette can kaybını kaçınılmaz hale getirmiş.
6 Şubat depremleri, Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti. On binlerce insanın hayatını kaybettiği depremlerde, altyapı ve bina güvenliği konusundaki eksiklikler bir kez daha gündeme geldi. İskenderun Devlet Hastanesi soruşturması, deprem güvenliği ve kamu görevlilerinin sorumluluğu açısından emsal teşkil edebilecek nitelikte. Bilirkişi raporunun ardından gözler, savcılığın atacağı adımlara ve olası bir davaya çevrildi.
Depremzede aileleri, yıllardır süren hukuk mücadelesinde nihayet somut bir adım atıldığını belirterek, sorumluların cezalandırılmasını talep ediyor. Kamuoyunda da hastane yönetimi ve denetimden sorumlu kurumların hesap vermesi gerektiği yönünde güçlü bir beklenti var. Bu dava, deprem sonrası adalet arayışının sembol dosyalarından biri haline gelmiş durumda.
Değerlendirme: Hesap Verebilirlik ve Deprem Güvenliği
Bilirkişi raporunun ortaya koyduğu "asli kusur" tespiti, deprem güvenliği konusunda kritik bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Riskler bilindiği halde neden gerekli önlemler alınmıyor? İskenderun Devlet Hastanesi örneği, denetim mekanizmalarının etkin çalışmadığını ve kamu görevlilerinin sorumluluklarını yerine getirmediğini gösteriyor. Bu tür davaların sonuçları, benzer riskler taşıyan diğer yapılar için de caydırıcı olabilir. Deprem kuşağında yer alan Türkiye'de, özellikle hastane, okul gibi kritik binaların güçlendirilmesi ve denetimi hayati önem taşıyor. Adalet arayışı sürerken, alınacak dersler gelecekteki felaketlerin önlenmesi adına büyük önem arz ediyor.