İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı, Türkiye genelinde aktif kullanılan yaklaşık 6 milyon konutun deprem güvenliği açısından ciddi risk taşıdığını açıkladı. Özellikle 1975 ile 1999 yılları arasında inşa edilen yapıların, yetersiz mühendislik hizmetleri ve denetim eksikliği nedeniyle büyük tehlike oluşturduğu vurgulandı. Açıklama, son yıllarda artan deprem aktivitesi ve olası büyük İstanbul depremi tartışmaları ışığında kamuoyunda yeni bir endişe dalgası yarattı.
Riskli Yapı Stoku ve Bölgesel Dağılım
İMO Adana Şube Başkanı'nın verdiği bilgilere göre, riskli konutların önemli bir kısmı büyükşehirlerde ve deprem kuşağında yer alan illerde bulunuyor. 1975-1999 arası dönemde yürürlükte olan yönetmelikler, günümüz standartlarına göre oldukça yetersiz kaldı. Özellikle 1999 Marmara Depremi öncesinde yapılan binaların büyük çoğunluğu, düşük beton kalitesi, yetersiz donatı ve denetimsizlik nedeniyle depreme dayanıksız.
Başkan, "Bu dönemde inşa edilen yapıların neredeyse tamamı, bugünkü deprem yönetmeliğine göre güvensiz. 6 milyon konut, milyonlarca insanın can güvenliğini tehdit ediyor. Acil bir dönüşüm seferberliği başlatılmalı" ifadelerini kullandı.
Kentsel Dönüşümün Yavaş İlerlemesi
Türkiye'de 2012'de çıkarılan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile kentsel dönüşüm hız kazanmış olsa da, bugüne kadar dönüştürülen konut sayısı 1,5 milyon civarında kaldı. Bürokratik engeller, finansman sorunları ve mal sahipleri arasındaki anlaşmazlıklar süreci yavaşlatıyor. İMO yetkilileri, mevcut hızla devam edilirse riskli yapı stokunun temizlenmesinin on yıllar alacağını belirtiyor.
Uzmanlar, özellikle İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya ve Adana gibi deprem riski yüksek illerde yapı stokunun hızla incelenmesi ve güçlendirme çalışmalarının önceliklendirilmesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca, yeni yapılacak binalarda denetimin sıkılaştırılması ve mühendislik hizmetlerinin kalitesinin artırılması şart.
Uzmanlardan Çağrı: "Öncelik Can Güvenliği"
Deprem uzmanları, hükümetin ve yerel yönetimlerin bir an önce harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor. Yapılan açıklamada, "Deprem değil, bina öldürür" ilkesinden hareketle, mevcut yapıların hızlıca taranması, riskli olanların yıkılıp yeniden yapılması veya güçlendirilmesi için kaynak ayrılması gerektiği belirtildi. Ayrıca, deprem sigortası (DASK) kapsamının genişletilmesi ve halkın bilinçlendirilmesi de öneriler arasında.
İMO Adana Şube Başkanı, "6 milyon konutun deprem güvenliği yok. Bu, ülkemizin en büyük sorunlarından biri. Siyasi irade ve toplumsal mutabakatla bu sorunun üstesinden gelebiliriz. Aksi halde büyük bir felakete hazır olmalıyız" dedi.
Önümüzdeki günlerde konunun TBMM gündemine taşınması ve kapsamlı bir deprem stratejisi açıklanması bekleniyor. Kamuoyu, yetkililerden somut adımlar atılmasını talep ediyor.