İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yürütülen hızlı tarama testlerinde incelenen 40 bin binadan yaklaşık 19 bininin yüksek ve çok yüksek riskli olduğu belirlendi. Deprem gündeminin kamuoyu nezdinde soğumasıyla birlikte test başvuruları hızla azalırken, riskli yapıların dört ana ilçede yoğunlaştığı açıklandı. Uzmanlar, bu sessizliğin olası bir depremde ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Hızlı Tarama Testi Sonuçları: 40 Bin Binanın Yarısı Riskli
İBB’nin kentsel dönüşüm ve deprem risk yönetimi kapsamında yürüttüğü hızlı tarama yöntemi, binaların taşıyıcı sistemlerini ve zemin uygunluğunu kısa sürede değerlendiriyor. İncelenen 40 bin binanın yaklaşık 19 bini, yani neredeyse yarısı, yüksek ve çok yüksek riskli kategorisinde yer aldı. Bu oran, kentin yapı stokunun önemli bir bölümünün olası bir depremde ciddi hasar görebileceğini gösteriyor.
Yetkililer, riskli binaların özellikle dört ilçede kümelendiğini belirtiyor. Bu ilçeler arasında Avrupa Yakası’nda Zeytinburnu, Küçükçekmece ve Bağcılar; Anadolu Yakası’nda ise Üsküdar öne çıkıyor. Bu bölgeler, hem yapı yaşı hem de zemin yapısı açısından diğer ilçelere göre daha kırılgan durumda.
Başvurular Düştü: Deprem Gündemi Soğudu
İBB’nin ücretsiz hızlı tarama hizmetine olan ilgi, 2020 Elazığ ve İzmir depremleri ile 2023 Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerin hemen ardından zirve yapmıştı. Ancak aradan geçen sürede toplumsal hafızanın zayıflaması ve gündemin başka konulara kaymasıyla birlikte test başvurularında ciddi bir düşüş yaşandı. İBB yetkilileri, son aylarda başvuru sayısının pandemi öncesi seviyelere gerilediğini aktarıyor.
Uzmanlar, bu düşüşün yalnızca bir algı sorunu olmadığını, aynı zamanda yapısal bir ihmalin göstergesi olduğunu vurguluyor. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bir deprem mühendisi, “İnsanlar depremi yaşamadıkça riski unutuyor. Oysa İstanbul için deprem bir olasılık değil, kesin bir gerçeklik. Bu sessizlik, en tehlikeli tablo” değerlendirmesinde bulunuyor.
Riskli İlçelerde Yapı Stoğu Alarm Veriyor
Zeytinburnu, Küçükçekmece, Bağcılar ve Üsküdar’da 1980 öncesi yapılmış çok sayıda bina bulunuyor. Bu binaların önemli bir kısmı, o dönemin yönetmeliklerine göre inşa edildiği için günümüz deprem standartlarını karşılamıyor. Ayrıca bu ilçelerdeki yoğun yapılaşma ve zemin özellikleri, riski katmanlı hale getiriyor.
İBB’nin raporlarına göre, bu dört ilçede riskli bina oranı yüzde 60’a kadar çıkabiliyor. Buna karşın kentsel dönüşüm süreçleri, mülkiyet sorunları, imar planları ve ekonomik koşullar nedeniyle yavaş ilerliyor. Vatandaşların bir kısmı binasını dönüştürmek için maddi destek beklerken, bir kısmı da sürecin karmaşıklığından şikâyetçi.
Uzmanlardan Çağrı: Test Ücretsiz, İhmal Pahalı
Deprem uzmanları, hızlı tarama testinin ücretsiz olduğunu ve yalnızca birkaç gün sürdüğünü hatırlatıyor. Test sonucunda riskli çıkan binalar için detaylı inceleme ve güçlendirme yol haritası çıkarılabiliyor. Ancak başvuru azlığı nedeniyle birçok riskli yapı tespit edilemiyor.
İBB yetkilileri, vatandaşları ikamet ettikleri binanın durumunu öğrenmeye davet ediyor. “Depremi beklemek yerine, şimdi harekete geçmeliyiz. Bir binanın riskli olup olmadığını bilmek, can güvenliği için ilk adımdır” ifadeleri kullanılıyor.
Sonuç: Unutmak, En Büyük Risk
İstanbul’un deprem gerçeği, gündem değişse de ortadan kalkmıyor. 40 bin binadan 19 bininin riskli çıkması, kentin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Ancak test başvurularının düşmesi, toplumsal farkındalığın azaldığını ve önlem alma iradesinin zayıfladığını gösteriyor. Depremi unutmak, en büyük riski oluşturuyor. Yetkililere ve vatandaşlara düşen görev, bu sessizliği bozmak ve yapı stokunu güvenli hale getirmek için kararlı adımlar atmak.