Kadın Akademisyenler ve Politik Araştırmalar Enstitüsü (KAPI) tarafından depremden etkilenen Gaziantep, Hatay ve Adana'da yürütülen saha araştırması, genç kadınların sivil toplum kuruluşlarına ve karar alma mekanizmalarına katılımının önündeki görünmez duvarları ortaya koydu. Araştırmaya göre, 18-30 yaş arası kadınların büyük çoğunluğu toplumsal sorunlara duyarlılık gösteriyor ve gönüllü faaliyetlere katılma isteği taşıyor; ancak ekonomik zorluklar, sosyal baskılar ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği bu niyeti kalıcı katılıma dönüştürmeyi engelliyor.
Saha Raporunun Çarpıcı Bulguları
KAPI'nın Mayıs-Haziran 2024 tarihlerinde gerçekleştirdiği araştırma kapsamında üç ilde 240 genç kadınla yüz yüze görüşmeler yapıldı. Katılımcıların yüzde 72'si sivil toplum faaliyetlerine ilgi duyduğunu belirtirken, yalnızca yüzde 14'ü düzenli olarak bir sivil toplum kuruluşunun etkinliklerine katıldığını ifade etti. En sık dile getirilen engeller arasında maddi imkânsızlıklar, aile içi sorumlulukların kadınlara yüklenmesi ve toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle dışlanma korkusu yer aldı.
Raporda, özellikle deprem sonrası artan geçim sıkıntısının genç kadınları önceliklerini ekonomik hayatta kalmaya odaklamaya ittiği vurgulanıyor. Birçok katılımcı, sivil toplum etkinliklerine katılabilmek için ulaşım ve çocuk bakımı gibi masrafları karşılayamadığını, bu nedenle katılımın lüks olarak görüldüğünü aktardı. Ayrıca, kadınların karar mekanizmalarında söz sahibi olmasını engelleyen ataerkil yapıların, deprem sonrası artan güvenlik endişeleriyle daha da derinleştiği belirtiliyor.
Katılımın Önündeki Yapısal Engeller
Rapor, genç kadınların sivil topluma katılımının yalnızca bireysel tercihlerle değil, aynı zamanda yapısal faktörlerle de sınırlandığını gösteriyor. Eğitim düzeyi yüksek kadınların katılım oranının daha yüksek olmasına rağmen, üniversite mezunu katılımcıların bile yüzde 40'ı "kadınların siyasette ve sivil toplumda söz sahibi olmasının toplum tarafından hoş karşılanmadığını" düşünüyor. Bu algı, özellikle kırsal kesimden gelen kadınlar arasında daha belirgin.
Araştırma ayrıca, deprem sonrası kurulan yardım ağlarında genç kadınların çoğunlukla pasif alıcı konumunda olduğunu, dağıtım ve planlama süreçlerine dâhil edilmediklerini ortaya koydu. KAPI yetkilileri, bu durumun kadınların ihtiyaçlarının göz ardı edilmesine yol açtığını ve demokratik katılımın önündeki en büyük engellerden birini oluşturduğunu ifade ediyor.
Uzman Görüşleri ve Çözüm Önerileri
Raporda, genç kadınların katılımını artırmak için somut önerilere yer verildi. Bunlar arasında; sivil toplum kuruluşlarında kadın kotalarının artırılması, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin yaygınlaştırılması, deprem bölgesinde kadınlara yönelik mikro kredi programlarının desteklenmesi ve çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması yer alıyor. Uzmanlar, kadınların karar alma süreçlerine aktif katılımının yalnızca demokratik bir gereklilik olmadığını, aynı zamanda afet sonrası toparlanma sürecinin etkinliğini artıran bir faktör olduğunu vurguluyor.
KAPI Araştırma Koordinatörü Dr. Selin Yılmaz, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Deprem sonrası yeniden inşa sürecinde kadınların sesi daha da kısılıyor. Oysa kadınların katılımı, toplumun ihtiyaçlarının doğru tespit edilmesi ve kaynakların adil dağıtımı için kritik öneme sahip. Siyasi partilere, STK'lara ve yerel yönetimlere büyük görev düşüyor."
Değerlendirme
Türkiye'de deprem sonrası yaşanan yıkım, toplumsal yapıdaki mevcut eşitsizlikleri daha da görünür kıldı. Genç kadınların demokratik katılımının önündeki engeller, yalnızca bireysel çabalarla aşılabilecek gibi görünmüyor. Devlet politikalarının toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan bir anlayışla yeniden yapılandırılması, sivil toplumun ise kadınlara aktif rol verecek mekanizmalar kurması gerekiyor. Aksi halde, "kadınların güçlenmesi" söylemi yalnızca kağıt üzerinde kalacak ve deprem bölgesinin geleceği, eşitsizliğin gölgesinde şekillenecektir.