6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden dört yıl geçmesine rağmen, deprem davaları hâlâ sonuçlanmadı. Adalet Peşinde Aileleri Platformu Adıyaman Temsilciliği, yargılama süreçlerindeki gecikmelere ve yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekmek amacıyla Adıyaman'da bir çadır açtı. Platform Temsilcisi Celal Gezer, yaptığı açıklamada, yaşanan sürece ilişkin duyduğu hayal kırıklığını dile getirerek, "Dördüncü yıldayız. Somut, elle tutulur bir yerde değiliz hâlâ" ifadelerini kullandı.
Yargılama Sürecindeki Gecikmeler ve Adalet Talebi
Deprem davaları, 11 ili etkileyen ve 53 binden fazla can kaybına yol açan felaketin ardından açılmış, kamuoyunun yakından takip ettiği davalar arasında yer almıştı. Davaların özellikle bina müteahhitleri, kamu görevlileri ve denetimden sorumlu kişilere yönelik açıldığı biliniyor. Ancak dört yıllık süreçte davaların büyük bir kısmının duruşma aşamasında olduğu, kararların ise çok az sayıda verildiği belirtiliyor. Adalet Peşinde Aileleri Platformu, bu durumun depremzedelerin adalet arayışını olumsuz etkilediğini ve mağduriyetlerin derinleştiğini vurguluyor.
Platformun Adıyaman'da açtığı çadır, hem bilgilendirme hem de dayanışma amacı taşıyor. Depremzede ailelerin bir araya geldiği çadırda, dava süreçleriyle ilgili bilgiler paylaşılıyor ve talepler kamuoyuna iletilmek üzere not alınıyor. Celal Gezer, yaptığı açıklamada, "Bu çadır, bizim sesimizi duyurmak için açtığımız bir alan. Burada sadece yargılama sürecindeki aksaklıkları değil, aynı zamanda depremin yaralarının sarılması sürecindeki eksiklikleri de dile getiriyoruz" dedi.
Davalardaki Hukuksuzluk İddiaları ve Ailelerin Çaresizliği
Platform temsilcileri, dava süreçlerinde çeşitli hukuksuzluklar yaşandığını iddia ediyor. Bu iddialar arasında; bilirkişi raporlarının geç hazırlanması, duruşmaların sürekli ertelenmesi, sanıkların bazılarının ceza almadan serbest bırakılması ve mühendislik hesaplamalarındaki eksiklikler gibi konular yer alıyor. Aileler, bu durumun adalete olan güveni sarstığını belirtiyor.
Özellikle depremde enkaz altında kalan otellerin ve toplu konutların davalarının daha detaylı incelendiği, ancak sürecin yavaş ilerlediği ifade ediliyor. Depremzede ailelerin bir kısmı, çocuklarını, eşlerini ve yakınlarını kaybetmiş olmanın acısıyla bir yandan da adalet mücadelesi veriyor. Celal Gezer, "Bizim için dava süreci, bir anlamda ikinci bir yaradır. Her duruşma, her erteleme, acıyı yeniden yaşatıyor. Ancak yine de bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz" şeklinde konuştu.
Aileler, sürecin hızlandırılması ve adil bir sonuç alınabilmesi için Adalet Bakanlığı'na ve Cumhurbaşkanlığı'na çağrıda bulunuyor. Özellikle deprem davalarının öncelikli davalar kapsamına alınması ve uzman hakimler tarafından görülmesi talepleri öne çıkıyor. Ayrıca, bilirkişi atamalarının şeffaf ve hızlı yapılması, müfettiş raporlarının açıklanması gibi talepler de dile getiriliyor.
Adalet Peşinde Aileleri Platformu, yalnızca Adıyaman'da değil, depremden etkilenen diğer illerde de benzer eylemler planlıyor. Amaçlarının, deprem davalarının takipçisi olmak ve kamuoyunun gündeminde tutmak olduğunu vurguluyorlar.
Türkiye'de Afet Hukuku ve Adalet Arayışı
6 Şubat depremleri, Türkiye'de afet yönetimi ve hukuku alanında ciddi tartışmaları da beraberinde getirmişti. Yıkılan binaların denetim süreçleri, imar affı tartışmaları ve depremzedelerin hak arama mücadeleleri, hukukun bu alandaki eksikliklerini gözler önüne serdi. Uzmanlar, benzer felaketlerin yaşanmaması için yapı denetim yasalarının yeniden ele alınması gerektiğini belirtirken, deprem davalarının da bu sürecin önemli bir parçası olduğunu ifade ediyor.
Türkiye'de afet sonrası yargılamalar, genellikle uzun ve karmaşık süreçler olarak biliniyor. Deprem davalarında da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Ancak uzmanlar, bu tür davalarda özellikle kamu görevlilerinin sorumluluklarının araştırılmasının önemli olduğunu, mağduriyetlerin giderilmesi için hızın şart olduğunu vurguluyor. Adalet Peşinde Aileleri Platformu'nun eylemleri, bu geniş çerçevede değerlendirildiğinde, yargı süreçlerine yönelik sistematik bir eleştiri niteliği taşıyor.
Dört yıllık süre, depremzedeler için her geçen gün daha da ağırlaşan bir bekleyiş anlamına geliyor. Yaşanan acıların tazeliğini koruduğu bu süreçte, adaletin tecelli etmesi, yalnızca depremzedeler için değil, toplumun geneli için bir güven tazeleme meselesi olarak görülüyor. Celal Gezer'in sözleri, bu beklentinin ne kadar derin olduğunu özetliyor: "Biz buradayız, topraklarımızda, acılarımızla. Ama bu acılar, unutulmak için değil, adalet yerini bulsun diye anlatılmak istiyor."
Deprem davalarının akıbeti, Türkiye'nin hukuk devleti olma yolundaki kararlılığını da test ediyor. Bu nedenle, Adalet Peşinde Aileleri Platformu'nun eylemlerinin, sadece yerel bir protesto olmaktan öte, ülke genelinde yankı bulması bekleniyor. Dört yıl, bazılarının unuttuğu, bazılarının ise unutamadığı bir zaman dilimi. Bu davanın sonuçlanması, hem yaşanan acıların dinmesi hem de benzer felaketlerin önlenmesi adına önemli bir örnek teşkil edecek.