“Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisindeki ifadeleri gerekçesiyle 3 Temmuz'dan bu yana tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Yaklaşık üç aydır Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda tutulan Göktaş, duruşma için Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na getirildi. Duruşmada, tutukluluğa ilişkin çarpıcı iddialarını dile getiren Göktaş, “Ters kelepçe yetmez gibi Kılıçdaroğlu'yla görüştürüldüm” ifadelerini kullandı.
Duruşmada neler yaşandı?
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, Göktaş'ın avukatları ve ailesi de katıldı. Tutukluluk halinin devamına karar verilirken, mahkeme heyeti delillerin toplanmasına ve tanık beyanlarının alınmasına hükmetti. Göktaş, savunmasında gösterisindeki sözlerin sanatsal ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, “Sadece güldürmek için yazdığım metinler suç unsuru olarak değerlendirildi. Bu, sanatın ve düşünceyi açıklama özgürlüğünün neresinde durduğunu gösteriyor” dedi.
Duruşma çıkışında açıklama yapan avukatı, “Müvekkilimiz yaklaşık üç aydır kamuoyunda 'kuyu tipi' olarak bilinen bir cezaevinde tutuluyor. Bu süreçte ne ailesiyle ne de avukatlarıyla sağlıklı iletişim kurabildi. Bugün nihayet hâkim karşısına çıktı ancak tutukluluk devam ediyor” ifadelerini kullandı. Göktaş'ın bir sonraki duruşması 15 Aralık 2023 tarihine ertelendi.
Göktaş'ın iddiaları arasında, gözaltı sürecinde ters kelepçe takıldığı ve cezaevinde siyasi figürlerle ilgili görüşme yaptırıldığı yönünde beyanlar yer aldı. Mahkeme tutanağına geçen ifadesinde, “Ters kelepçe yetmez gibi Kılıçdaroğlu'yla görüştürüldüm” diyen Göktaş, bu görüşmenin kendisini yıpratmak amaçlı olduğunu savundu. Mahkeme heyeti, bu iddialarla ilgili herhangi bir ara karar vermedi.
Gözaltı süreci ve cezaevi koşulları
Deniz Göktaş, 3 Temmuz'da İstanbul'da sahnelediği “Ölü Deniz” adlı gösterisinin ardından gözaltına alınmış, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Tutukluluk gerekçesinde, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamaları yer aldı. Göktaş'ın avukatları, suçlamaların siyasi olduğunu ve ifade özgürlüğünü kısıtladığını belirterek itirazlarını sürdürüyor.
Tutuklu bulunduğu Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, kamuoyunda “kuyu tipi” cezaevi olarak anılıyor. Bu tesis, yüksek güvenlik önlemleri ve hücre sistemiyle biliniyor. Göktaş'ın burada tek kişilik hücrede kaldığı ve günlük havalandırma süresinin kısıtlı olduğu öne sürülüyor. Cezaevi yetkilileri ise konuya ilişkin açıklama yapmadı.
Göktaş'ın duruşmasına destek vermek için adliye önünde toplanan bir grup sanatçı ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi, “Sanat susturulamaz” yazılı pankart açtı. Polis, gruba müdahale etmedi ancak adliye çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Göktaş'ın eşi ve kız kardeşi de duruşmaya katılarak salonunda hazır bulundu.
Sanat camiasından destek mesajları
Duruşma sonrası birçok sanatçı ve komedyen sosyal medya üzerinden Göktaş'a destek mesajı paylaştı. Ünlü komedyen Cem Yılmaz, “Deniz Göktaş'ın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını temenni ediyorum. Sanatın her alanında ifade özgürlüğü esastır” dedi. Oyuncu Demet Akbağ ise “Ters kelepçe ve izole cezaevi koşulları kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
Uluslararası Af Örgütü Türkiye şubesi de yaptığı açıklamada, Göktaş'ın tutukluluğunun “düşünceyi açıklama özgürlüğüne yönelik bir saldırı” olduğunu belirterek serbest bırakılması çağrısında bulundu. Avrupa Birliği Komisyonu sözcüsü, Türkiye'deki ifade özgürlüğü konusundaki endişelerini yineledi.
Göktaş'ın avukatları, bir sonraki duruşmada tanık dinletme ve bilirkişi raporu talebinde bulunacaklarını açıkladı. Ayrıca Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılacağı öğrenildi. Dava süreci, Türkiye'de sanatçıların ve muhaliflerin yargılanması bağlamında geniş yankı uyandırdı.
Deniz Göktaş davası, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı tartışmalarının odağında yer alıyor. Sanatçının tutukluluğu, cezaevi koşulları ve siyasi figürlerle görüştürülme iddiaları, hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor. Uluslararası kuruluşların ve sanat camiasının tepkileri, davanın sadece bireysel bir mesele olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin demokratik standartlarına ilişkin bir gösterge olduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki günlerde mahkemenin vereceği kararlar, benzer davalar için emsal teşkil edebilir.