Şarkıcı ve söz yazarı Deniz Göktaş hakkında, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın cuma hutbesine yönelik sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçundan resen soruşturma başlatıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Göktaş'ın ifadesine başvurulması bekleniyor. Olay, son günlerde sosyal medyada geniş yankı uyandırdı ve kamuoyunda farklı görüşlerin tartışılmasına yol açtı.
Soruşturmanın gerekçesi ve hukuki süreç
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Göktaş'ın 14 Mart 2025 tarihli Diyanet cuma hutbesini alaycı bir dille eleştirdiği paylaşımı üzerine harekete geçti. İddianameye temel oluşturan suçlama, Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesinin 3. fıkrasına dayanıyor. Bu madde, "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan" kişilere 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Savcılık, paylaşımın ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını ve toplumsal barışı zedelediğini savunuyor. Göktaş'ın avukatları ise henüz dosyaya erişim sağlamazken, sanatçının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirttiler.
Olayın arka planı ve toplumsal tepkiler
Deniz Göktaş, 14 Mart Cuma günü Diyanet'in yayımladığı hutbeyi sosyal medya hesabında paylaşarak, "Bu hutbeye inanan var mı?" şeklinde bir yorum yapmıştı. Paylaşım kısa sürede binlerce beğeni ve yorum alırken, bazı kullanıcılar tepki gösterdi. Diyanet İşleri Başkanlığı ise konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapmadı, ancak yetkililerin şikayetçi olduğu öğrenildi. CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, soruşturmayı eleştirerek, "Sanatçıların düşüncelerini ifade etmesi suç değildir," dedi. MHP'li bazı isimler ise soruşturmayı destekleyen açıklamalar yaptı. Olay, ifade özgürlüğü ile dini değerlerin korunması arasındaki dengenin bir kez daha tartışılmasına neden oldu. Türkiye'de dini değerleri aşağılama suçu zaman zaman gündeme gelirken, benzer davalarda farklı mahkeme kararları görülüyor.