DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 4-6 Aralık 2024 tarihli toplantısı öncesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan hakkında verdiği 'Umut Hakkı' kararının ciddiyetle ele alınması ve en kısa sürede sonuçlandırılması talebiyle bir mektup gönderdi. Mektupta, AİHM'in 2014 yılında verdiği ve Öcalan'ın müebbet hapis cezasının koşullarının iyileştirilmesini öngören kararın halen uygulanmadığı vurgulandı.
Mektupta ne deniyor?
Mektupta, AİHM kararının Türkiye tarafından 10 yıldır uygulanmadığına dikkat çekilerek, Bakanlar Komitesi'nden bu konuda somut adımlar atması istendi. Hatimoğulları ve Bakırhan, Öcalan'ın tecrit koşullarının sona erdirilmesi ve hukuki sürecin işletilmesi gerektiğini belirtti. Mektupta ayrıca, Avrupa Konseyi'nin kararlarının bağlayıcı olduğu hatırlatılarak, Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi çağrısı yapıldı.
Umut Hakkı kararı nedir?
AİHM, 2014 yılında Öcalan'ın başvurusu üzerine verdiği kararda, Türkiye'nin Öcalan'a yönelik muamelesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesini (işkence ve insanlık dışı muamele yasağı) ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, Öcalan'ın cezaevinde maruz kaldığı tecrit koşullarının insanlık dışı olduğunu belirterek, Türkiye'ye 'Umut Hakkı' çerçevesinde yeniden yargılama veya cezanın hafifletilmesi seçeneğini sunmasını istedi. Ancak Türkiye, Öcalan'ın cezasının müebbet hapis olması nedeniyle bu kararı uygulamaya yanaşmadı.
Siyasi yankılar
DEM Parti’nin bu girişimi, siyasi kulislerde farklı yorumlara neden oldu. Bazı çevreler, mektubun Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye'nin elini zayıflatacağını savunurken, DEM Parti ise bunun bir insan hakkı meselesi olduğunu ve siyaset üstü bir konu olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Parti yetkilileri, Öcalan'ın durumunun Türkiye'deki demokratikleşme süreci açısından da kritik olduğunu ifade etti.
Bağlam ve değerlendirme
DEM Parti'nin bu mektubu, partinin Avrupa kurumlarıyla ilişkilerini canlandırma çabası olarak da okunabilir. Öte yandan, AİHM kararlarının uygulanmaması, Türkiye'nin Avrupa Konseyi nezdinde sicilini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Uzmanlar, bu tür mektupların sembolik olsa da Türkiye'deki hukuk devleti tartışmalarına katkı sağladığını belirtiyor. Ancak kısa vadede kararın uygulanmasına yönelik somut bir adım beklenmiyor.