Kiev'de yaşayan bir Türk vatandaşının aktardığına göre, uluslararası toplum DEAŞ'ın saldırılarını 'barbarlık' olarak nitelendirirken, Rusya'nın sivillere yönelik saldırıları karşısında sessiz kalmayı tercih ediyor. Bu çifte standart, savaşın adalet algısını derinden sarsıyor.
Çifte standart gözler önünde
Kiev'de yaşayan ve adının açıklanmasını istemeyen Türk vatandaşı, DEAŞ'ın geçtiğimiz haftalarda düzenlediği saldırıların dünya basınında geniş yankı bulduğunu, ancak Rusya'nın Ukrayna'da sivilleri hedef alan saldırılarına aynı tepkinin gösterilmediğini belirtti. “DEAŞ bir terör saldırısı yapınca tüm dünya ayağa kalkıyor, lanet yağdırıyor. Ama Rusya bir alışveriş merkezini vurunca ya da bir hastaneyi bombalayınca sessizlik oluyor” dedi.
Ukrayna'nın başkenti Kiev'de 2022'den bu yana süren savaşta binlerce sivil hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaşın başlangıcından bu yana en az 10 bin sivil öldü, 18 binden fazlası yaralandı. Ancak uluslararası toplumun bu kayıplara karşı tutumu, DEAŞ saldırılarına gösterilen hassasiyetten çok daha sönük kalıyor.
Batı'nın seçici tepkileri
Batılı ülkeler, DEAŞ'ın Irak ve Suriye'deki vahşetini kınarken, Rusya'nın Ukrayna'da işlediği iddia edilen savaş suçları karşısında daha temkinli bir dil kullanıyor. Uzmanlar, bunun jeopolitik çıkarlar ve enerji bağımlılığı gibi faktörlerden kaynaklandığını savunuyor.
Öte yandan, Türk vatandaşı, “Rusya'nın bombaladığı hastaneler, okullar var. Ama buna 'barbarlık' denmiyor. Oysa aynı şeyi DEAŞ yapsa terör örgütü ilan ediliyor. Bu çifte standart, Ukrayna halkında büyük bir öfke yaratıyor” diye konuştu.
Savaşın gölgesinde adalet arayışı
Ukrayna hükümeti, Rusya'nın savaş suçları işlediği gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvurdu. Ancak mahkemenin Rusya'ya yönelik yaptırım kararları sınırlı kaldı. DEAŞ saldırılarında ise küresel bir koalisyon kurulurken, Rusya'nın Ukrayna'daki eylemlerine karşı benzer bir askeri müdahale söz konusu olmadı.
Sonuç olarak, Kiev'deki Türk vatandaşının tanıklığı, savaşta adaletin evrensel olmaktan çıktığını ve uluslararası tepkilerin menfaatler doğrultusunda şekillendiğini gözler önüne seriyor. Bu durum, sadece Ukrayna için değil, dünyanın dört bir yanında benzer çifte standartların yaşandığı çatışmalar için de geçerli bir eleştiri niteliği taşıyor.