Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde, mahkeme kararıyla iptal edilen kalker ocağı projesinin ardından aynı ruhsat sahası için çevrecileri endişelendiren yeni bir başvuru yapıldı. Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne sunulan proje kapsamında, bölgede yıllık 337 bin 500 ton kapasiteli bir mermer ocağı ve pasa geri kazanım tesisi kurulması planlanıyor. Çevre örgütleri, koruma statüsüyle çelişen bu girişimin bölgenin ekolojik dengesine telafisi mümkün olmayan zararlar verebileceği uyarısında bulunuyor.
Yeni Başvurunun Detayları
Başvuru, daha önce kalker ocağı için verilen ve Muğla 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edilen ÇED olumlu kararının ardından, aynı firma tarafından yapıldı. Proje alanı, Datça ilçesinin Emecik Mahallesi yakınlarında yer alıyor. Yapılan başvuruya göre, mermer ocağında yıllık 337 bin 500 ton üretim yapılması, ayrıca pasa geri kazanım tesisi ile atık kayaçların ekonomiye kazandırılması hedefleniyor. Ancak çevre örgütleri, bu tesisin işletme aşamasında toz ve gürültü kirliliği yaratacağını, bölgedeki su kaynaklarını tehdit edeceğini ve endemik bitki türlerinin yaşam alanlarını yok edeceğini belirtiyor.
Koruma Statüsü ve Tepkiler
Datça-Bozburun, 1990 yılında Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiş olup, nesli tehlike altında olan Akdeniz foku, caretta caretta ve mavi yıldız gibi türlere ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan bölge, doğal ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çekiyor. Bölgede maden faaliyetlerine karşı uzun süredir mücadele veren Datça Kent Konseyi ve çevre dernekleri, yeni başvurunun hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Datça Kent Konseyi Başkanı Ayşe Yılmaz, "Bu bölge koruma altında. Mahkeme kalker ocağını iptal etti, şimdi aynı yere mermer ocağı için başvuruyorlar. Bu, hukukun ve çevrenin açıkça ihlalidir. Mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz." dedi.
Hukuki Süreç ve Geçmiş
Bölgede ilk maden ruhsatı 2008 yılında verilmişti. Ardından 2013 yılında kalker ocağı için ÇED olumlu kararı alınmış, ancak çevre örgütlerinin açtığı dava sonucunda Muğla 3. İdare Mahkemesi 2021 yılında bu kararı iptal etmişti. Mahkeme, projenin Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde gerçekleştirilemeyeceğine hükmetmişti. Firmaların bu karardan sonra aynı sahada farklı bir maden türü için tekrar başvurması, hukuki boşluktan yararlanma olarak yorumlanıyor. Çevre hukuku uzmanları, yeni başvurunun da aynı gerekçelerle reddedilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bölge Halkının Endişeleri
Emecik Mahallesi sakinleri, mermer ocağının bölgenin turizm potansiyeline zarar vereceğini düşünüyor. Bölgede zeytincilik ve balıkçılıkla geçinen halk, maden faaliyetlerinin tarım alanlarını ve deniz ekosistemini olumsuz etkileyeceğinden endişeli. Mahalle muhtarı Mehmet Demir, "Zeytin ağaçlarımız, denizimiz bizim her şeyimiz. Buraya maden ocağı açarlarsa, bizim geçim kaynağımız yok olur. Yetkilileri göreve çağırıyoruz." şeklinde konuştu.
Resmi Açıklamalar
Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, başvurunun incelenmekte olduğunu ve sürecin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yönetmeliğine göre ilerlediğini açıkladı. Bakanlık yetkilileri ise, projenin koruma statüsüne uygunluğunun titizlikle değerlendirileceğini ifade etti. Ancak çevre örgütleri, yetkililerin bu tür projelere göz yumduğunu ve hukuki sürecin yavaş işlediğini öne sürüyor.
Değerlendirme
Datça-Bozburun'un koruma statüsü, yalnızca ulusal değil uluslararası düzeyde önem taşıyan bir doğa mirasıdır. Mahkemenin iptal kararına rağmen aynı alan için farklı bir maden türüyle yeniden başvuru yapılması, çevre hukukunun etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin, koruma kararlarını uygulamada kararlılık göstermesi, hem bölgenin geleceği hem de ülkemizin uluslararası taahhütleri açısından büyük önem taşıyor. Bu süreç, çevre koruma ile ekonomik çıkarlar arasındaki dengenin hukuk çerçevesinde ne kadar gözetilebildiğinin de bir testi niteliğinde.