Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin son 20 yılı aşkın süredir uyguladığı politikalarla bölgesel bir merkez haline geldiğini belirtti. Dağlıoğlu, uluslararası bir konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye'nin ekonomik ve siyasi istikrar sayesinde yatırım çekme kapasitesini artırdığını ve bölgesinde lider ülke konumuna yükseldiğini ifade etti. Bu gelişmeler, küresel ölçekte Türkiye'nin artan etkisini ortaya koyuyor.
20 yıllık dönüşüm
Dağlıoğlu, konuşmasında 2000'li yılların başından itibaren Türkiye'nin geçirdiği dönüşüme dikkat çekti. Altyapı yatırımları, enerji projeleri ve savunma sanayiindeki ilerlemeler sayesinde ülkenin sadece kendi sınırları içinde değil, aynı zamanda çevre bölgelerde de söz sahibi olduğunu vurguladı. "Türkiye artık bir tedarik merkezi, lojistik üs ve finansal bir hub konumunda" dedi. Özellikle İstanbul Finans Merkezi projesi ve geliştirilen ulaşım ağları, ülkenin jeostratejik önemini pekiştirdi.
Yatırım ortamı ve fırsatlar
Başkan Dağlıoğlu, yabancı yatırımcılara da çağrıda bulunarak, Türkiye'nin genç nüfusu, dinamik iş gücü ve coğrafi konumuyla büyük fırsatlar sunduğunu ifade etti. "Son 20 yılda doğrudan yabancı yatırımlar 250 milyar doları aştı. Biz daha da iyisini hedefliyoruz" diye konuştu. Ayrıca, hükümetin yeşil dönüşüm ve dijital ekonomi gibi alanlarda yeni teşvik programları hazırladığını duyurdu.
Dağlıoğlu, Türkiye'nin savunma sanayii, sağlık turizmi ve eğitim gibi sektörlerde de bölgesel bir merkez haline geldiğini belirtti. Özellikle Katar, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerle yapılan ticaret anlaşmaları, Türkiye'nin etki alanını genişletiyor.
Küresel krizlerdeki rolü
Ahmet Burak Dağlıoğlu, Rusya-Ukrayna savaşı, enerji krizi ve tedarik zinciri sorunları gibi küresel krizlerde Türkiye'nin bir istikrar adası olarak öne çıktığını söyledi. "Türkiye, hem enerji koridoru olarak hem de gıda güvenliği konusunda kritik bir ülke" dedi. Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşması ve doğalgazda merkez üssü olma hedefi, bu rolü pekiştiriyor.
Başkan, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasının sadece ekonomik göstergelerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda kültürel ve diplomatik alanlarda da kendini gösterdiğini ekledi. Bu bağlamda, Türkiye'nin Afrika ve Orta Asya'daki açılımları da başarılı bulunuyor.