Antalya'nın Toros Dağları eteklerinde küçük yaşta hayvan otlatırken tanıştığı üç telli curayı ömrü boyunca elinden bırakmayan Osman Kırca, bu geleneksel çalgıyı yurt içinde ve yurt dışında tanıtmaya devam ediyor. 70 yaşındaki halk ozanı, 'Yaşayan İnsan Hazinesi' unvanıyla tescillenen kültürel mirası, Kore'den Avrupa'ya kadar birçok ülkede icra etti. Kırca, cura ile geçen 60 yılı aşkın serüvenini AA muhabirine anlattı.
Cura ile Tanışma ve Ustalık Yılları
Kırca'nın curayla tanışması, 10 yaşında dağda koyun güderken eline aldığı sipsi ile başladı. Ardından cura ile tanışan usta, bu enstrümanı kendi kendine öğrendi. Kırca, 'Dağda kuzuları otlatırken kaval çalardım. Bir gün bir arkadaşımın cura çaldığını duydum, o ses beni büyüledi. O an curaya aşık oldum' dedi. Yıllar içinde cura yapımını da öğrenen Kırca, telleri ve ağaç işçiliğini titizlikle seçiyor. Bugüne kadar yüzlerce cura üreten Kırca, her birine ayrı ruh kattığını söylüyor.
Kore'ye Uzanan Yolculuk
Kırca, 2018 yılında Kore'nin başkenti Seul'de düzenlenen bir kültür festivaline davet edildi. Sahne aldığı konserde cura ile Türk halk müziğini tanıtan Kırca, 'Koreli izleyiciler curayı ilk kez duyuyordu. Büyük ilgi gördüm. Bir kadın izleyici gözyaşlarına boğuldu; curayla bağ kurduğunu söyledi. O an anladım ki müzik evrensel' ifadelerini kullandı. Kore'de ayrıca gençlere yönelik atölye çalışmaları düzenleyen Kırca, curayı dünyaya tanıtma misyonunu sürdürüyor.
2019'da UNESCO tarafından 'Yaşayan İnsan Hazinesi' seçilen Kırca, bu unvanın sorumluluğunu taşıyor. 'Şimdi gençlere öğretmek boynumuzun borcu. Cura bizim kimliğimizdir. Bu çalgıyı yaşatmak için köy köy geziyorum, okullarda kurslar veriyorum' diyen Kırca, ayrıca belgesellere konu oldu.
Değerlendirme
Osman Kırca'nın hikayesi, Anadolu'nun zengin kültür mozaiğinde unutulmaya yüz tutmuş bir geleneğin bir kişinin azmiyle nasıl yeniden can bulabileceğini gösteriyor. Bu tür kültürel elçiler, sadece bir enstrümanı değil, aynı zamanda bir toplumun hafızasını da gelecek nesillere aktarıyor. Kırca'nın curayı dünya sahnelerine taşıması, kültürel çeşitliliğin korunması açısından da büyük önem taşıyor.