Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Avrupa Parlamentosunun (AP) Türkiye'nin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na ilişkin kararına sert tepki gösterdi. Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, AP'nin kararını "yok hükmünde" olarak nitelendirerek, "Bu kararı hiçbir şekilde tanımıyoruz. Avrupalıları bu oyunlara gelmemeleri konusunda uyarıyoruz" ifadelerini kullandı. Kararın, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını görmezden geldiğini vurgulayan Yılmaz, Türkiye'nin Ada'daki barış ve istikrarın teminatı olduğunu belirtti.
AP'nin Kıbrıs Kararına Ankara'dan Tepki
Avrupa Parlamentosu, 23 Mayıs 2024 tarihinde kabul ettiği bir kararla, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıldönümünde Türkiye'yi kınadı. Kararda, Türk askerinin Ada'dan çekilmesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğinin tanınması çağrısı yapıldı. Ankara ise bu kararı "taraflı, gerçeklerden uzak ve hukuka aykırı" olarak değerlendirdi. Dışişleri Bakanlığı da daha önce yaptığı açıklamada, kararın bağlayıcılığı olmadığını ve Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının yanında durmaya devam edeceğini bildirmişti.
Yılmaz'dan Sert Uyarı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, açıklamasında AP'nin tutumunu "çifte standart" olarak nitelendirdi. Yılmaz, "Avrupa Parlamentosu, Kıbrıs Rum kesiminin tek taraflı oldubittilerine alet olmaktan vazgeçmelidir. Bu kararlar ne Kıbrıs Türk halkının varlığını ne de Türkiye'nin garantörlük hakkını ortadan kaldırabilir" dedi. Yılmaz, ayrıca AP'nin bu tür kararlarla Avrupa Birliği'nin Kıbrıs meselesinde arabulucu rolünü zedelediğini ifade etti.
Barış Harekatı'nın Tarihçesi
20 Temmuz 1974'te başlayan Kıbrıs Barış Harekatı, Ada'da gerçekleşen askeri darbenin ardından Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs Türklerini korumak amacıyla başlatıldı. Harekat, 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kurulmasına ve 1983'te KKTC'nin ilanına giden süreci başlattı. Türkiye, harekatın uluslararası hukuka uygun olduğunu savunurken, Rum kesimi ve bazı uluslararası aktörler harekatı işgal olarak nitelendiriyor.
Kıbrıs Sorununda Güncel Durum
Kıbrıs sorunu, 1960'lardan bu yana devam eden bir anlaşmazlık olarak uluslararası gündemdeki yerini koruyor. Son olarak, 2017'de Crans-Montana'da düzenlenen müzakereler sonuçsuz kalmıştı. Türkiye ve KKTC, iki devletli çözüm modelini savunurken; Rum kesimi ve AB, federal bir çözümde ısrar ediyor. Cevdet Yılmaz'ın açıklamaları, Türkiye'nin bu konudaki tavrının değişmediğini gösteriyor.
Uzmanlar, AP'nin bu kararının sembolik olduğunu ancak Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir gerginlik yaratabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Ankara'nın kararlı duruşu, Kıbrıs meselesinde müzakere masasına dönüşün zor olduğu bir dönemde dikkat çekiyor. Türkiye, hem garantörlük haklarına hem de Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliğine vurgu yapmaya devam ediyor.