Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savunma sanayisindeki yerlileşme hamlelerinin önemine dikkat çekerek, "Bağımsız dış politika izleyecekseniz, bir savunma sanayiniz olmak zorunda. Başkalarının size sağladığı enstrümanlarla güvenliğinizi sağlıyorsanız, bağımsız bir dış politika izleyemezsiniz" dedi. Yılmaz, Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde elde ettiği başarıların, ülkenin uluslararası alandaki manevra kabiliyetini artırdığını belirtti.
Savunmada yerlilik oranı yüzde 80'e ulaştı
Yılmaz, Türk savunma sanayisindeki gelişmeleri değerlendirirken, 2000'li yılların başında yüzde 20'lerde olan yerlilik oranının bugün yüzde 80'e ulaştığını kaydetti. Bu artışın, Türkiye'nin kritik teknolojilerde dışa bağımlılığını azalttığını ifade eden Yılmaz, "İHA, SİHA, milli muharip uçak, denizaltı ve füze sistemlerinde geldiğimiz nokta, ülkemizin caydırıcılığını artırmıştır" şeklinde konuştu. Ayrıca, savunma sanayisindeki bu atılımın sadece askeri değil, ekonomik ve diplomatik alanlarda da Türkiye'ye güç kattığını söyledi.
Bağımsız dış politika ve güvenlik ilişkisi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, bağımsız bir dış politika yürütmenin temel koşulunun, güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak yerli bir savunma sanayisine sahip olmak olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, Türkiye'nin terörle mücadeleden Doğu Akdeniz'deki haklarına kadar birçok konuda daha etkin adımlar atabildiğini belirtti. Yılmaz, "Savunma sanayimizdeki bağımsızlık, dış politikamızda da bağımsızlık getirmiştir. Artık bir kriz anında herhangi bir ülkenin silah ambargosuyla karşılaşma endişemiz azalmıştır" ifadelerini kullandı.
Savunma sanayisindeki yerlileşme çalışmalarının sadece kamu değil, özel sektörün de katılımıyla sürdüğünü aktaran Yılmaz, bu alanda Ar-Ge yatırımlarının artarak devam edeceğini söyledi. Türkiye'nin savunma ihracatının 2023 yılında 5,5 milyar doları aştığını hatırlatan Yılmaz, bu rakamın önümüzdeki dönemde daha da yükseleceğine inandığını dile getirdi.
Bağımsız savunma sanayisinin, ulusal güvenliğin yanı sıra istihdam ve teknoloji transferi açısından da önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, genç istihdamına katkı sağlayacak projelere ağırlık verileceğini belirtti. Açıklamalarına, Türkiye'nin savunma sanayisinde bir üs haline geldiğini ve bu konumun daha da güçleneceğini ekledi.
Türkiye'nin savunma sanayisinde attığı adımlar, uluslararası toplumda da takdirle karşılanırken, Yılmaz'ın bu açıklamaları, özellikle son dönemde yaşanan küresel gerilimler ve bölgesel krizler bağlamında anlam kazanıyor. Bağımsız dış politika vurgusu, Türkiye'nin kendi çıkarlarını önceleyen bir çizgide ilerlediğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Savunma sanayisindeki bağımsızlık, sadece askeri değil, diplomatik alanda da Türkiye'nin elini güçlendiriyor.
Gelecek vizyonu: Teknoloji üssü olmak
Yılmaz, Türkiye'nin savunma sanayisinde sadece üretici değil, aynı zamanda teknoloji geliştirici bir ülke olmayı hedeflediğini söyledi. Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yapay zeka, siber güvenlik ve uzay teknolojilerine yatırım yapılacağını belirten Yılmaz, "Savunma sanayimiz, Türkiye'yi bölgesel bir güçten küresel bir aktöre dönüştürecek anahtardır" dedi. Türkiye'nin bu alandaki kararlılığının, önümüzdeki yıllarda daha da belirgin hale geleceğini vurguladı.