Cumartesi Anneleri, 1120. hafta buluşmasını İstanbul Galatasaray Meydanı'nda gerçekleştirdi. 12 Eylül 1980 darbesi döneminde cezaevlerinde işkence gören ve faili meçhul cinayetlerle yaşamını yitirenlerin anıldığı eylemde, kayıp yakınları 32 yıl önce Ankara'da gözaltına alınan Kenan Bilgin'in akıbetini bir kez daha sordu. Aileler, darbenin yarattığı yıkımın hâlâ hesap sorulmamış olmasını eleştirdi.
Kenan Bilgin'in akıbeti 32 yıldır belirsiz
Kenan Bilgin, 1992 yılında Ankara'da gözaltına alındı ve bir daha kendisinden haber alınamadı. Ailesi, 32 yıldır oğullarının ne olduğunu öğrenmek için mücadele ediyor. Cumartesi Anneleri'nin haftalık eyleminde Bilgin'in fotoğrafını taşıyan yakınları, "Oğlumuzun akıbetini öğrenmek en temel hakkımız. 32 yıldır her cumartesi buradayız, çünkü adalet yerini bulmadı" dedi. Bilgin'in dosyası hâlâ faili meçhul dosyalar arasında yer alıyor.
Eylemde konuşan aileler, 12 Eylül döneminde cezaevlerinde sistematik işkence uygulandığını ve birçok kişinin bu işkenceler sonucu hayatını kaybettiğini vurguladı. O dönemde gözaltında kaybedilenlerin sayısının yüzlerce olduğu belirtiliyor. Cumartesi Anneleri, bu kayıpların sorumlularının yargı önüne çıkarılmasını talep ediyor.
12 Eylül darbesinin hukuki ve toplumsal arka planı
12 Eylül 1980 askeri darbesi, Türkiye'de geniş çaplı hak ihlallerine yol açtı. Darbe sonrası dönemde yüz binlerce kişi gözaltına alındı, on binlerce kişi işkence gördü, yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana her cumartesi Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yaparak kayıplarını arıyor. 1120 haftadır süren eylem, dünyada en uzun soluklu sivil itaatsizlik hareketlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Darbeciler hakkında açılan davalar, zaman aşımı ve yargı süreçlerindeki tıkanıklıklar nedeniyle sonuçsuz kaldı. 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile 12 Eylül darbesini yapanlar hakkında yargı yolu açıldı, ancak sanıkların çoğu hayatını kaybettiği için davalar düştü. Kenan Bilgin gibi gözaltında kaybedilenlerin dosyaları ise hâlâ aydınlatılamadı.
Uluslararası insan hakları kuruluşları, Türkiye'deki kayıp vakalarının araştırılması için bağımsız komisyonlar kurulması çağrısı yapıyor. Cumartesi Anneleri, bu çağrıları yineleyerek, "12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilenleri unutmadık, unutturmayacağız" mesajını verdi.
Haftalık eylemde, kayıp yakınları adına yapılan basın açıklamasında, "Bugün burada 1120. kez toplandık. Her cumartesi aynı acıyı yaşıyoruz. Çocuklarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin ne olduğunu bilmek istiyoruz. Bu ülkede adalet varsa, bunun hesabı sorulmalı" ifadeleri kullanıldı. Açıklamanın ardından aileler, ellerindeki kayıp fotoğraflarıyla sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi.
Toplumsal bellek ve adalet arayışı
Cumartesi Anneleri'nin 1120 haftalık direnişi, Türkiye'de toplumsal belleğin canlı tutulması açısından büyük önem taşıyor. Her hafta aynı saatte, aynı yerde yapılan eylem, darbelerin ve işkencenin unutulmaması gerektiğini vurguluyor. Aileler, "Biz ölsek de çocuklarımız bu mücadeleyi sürdürecek" diyerek kararlılıklarını dile getiriyor.
Akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları, 12 Eylül dönemiyle yüzleşmenin demokrasi için bir zorunluluk olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin geçmişiyle yüzleşmesi, benzer ihlallerin tekrarlanmaması için kritik bir adım olarak görülüyor. Cumartesi Anneleri'nin eylemi, bu yüzleşmenin sembolü haline gelmiş durumda.
Eylem sonunda aileler, adalet nöbetinin gelecek hafta da devam edeceğini duyurdu. Kayıp yakınları, tüm kamuoyunu 12 Eylül mağdurlarının yanında olmaya ve kayıpların akıbetinin araştırılması için baskı yapmaya davet etti.